Bugun...


Ramazan Aktaş

facebook-paylas
BU UTANCA HERKES ORTAKTIR
Tarih: 11-10-2020 18:42:00 Güncelleme: 11-10-2020 18:42:00


Merhaba değerli okurlarım

Geçtiğimiz günlerde sosyal hizmet mesleğinin Dünyada, Anadolu’da ve Orta Asya’da tarihsel gelişimini ele almıştım. Bugünkü yazımda ise Cumhuriyet’in kurulmasından bu yana geliştirilen sosyal hizmet politikalarından bahsetmeyi düşünüyordum. Fakat son bir haftada 4 gencimizin intihar haberleri peş peşe gelince bu durum beni derinden etkiledi. Hele ki İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı 3 sınıf öğrencisi Sibel Ünli’nin paylaşımları beni kahretti.

Sibel kardeşimiz sosyal medya hesabından; “Gidecek yerim yok yaşanmaya değer bir hayatımda” “Yemekhane kartımda para kalmamış. Sadece 1 liram var. 1 liraya karnımı doyur alabilir miyim?  şeklinde iki paylaşım yapmıştı.

Bu paylaşımları yapmış bir insanın en temel ihtiyacı yeme içme ve barınmadır. Biz bir insanın, bir gencin, bir öğrencinin yeme, içme ve barınma ihtiyacını karşılayamıyorsak yazıklar olsun bize. Evet, bu ülkede yaşayan herkes suçludur. Sibel’in payına düşen hakkı yiyen de, yiyene müsaade eden de, yiyeni görmezden gelen de bana ne benim çorbam kaynıyor diyen de utanmalıdır. Yüzümüz kızarmalı boğazımızdan lokma geçmemeli, bir insan, bir genç, bir kız yemek yiyemediği için intihar ediyorsa utanmalıyız. Ölümlere, yokluktan, çaresizlikten dolayı meydana gelen ölümlere kulak tıkayanlar utanmalıdır…

Komşusu açken, biçare iken deliksiz uyku çekenler utanmalı. Çoğu gece bir dernekle Taksim’de sokakta yaşayanlara çorba dağıtan, Sibel’e burs vermeyip ihtiyacı olmayanlara 2-3 burs ayarlayanlar utanmalıdır. En çok da sabahtan, akşama kadar kendini öven sözde hayırseverler bu durumdan utanmalıdır. Ha Kerbela’da Yezid’in ordusunda bulundun, ha adam kayırdın, ne fark eder ki. Hepimiz suçluyuz. Sessiz kaldığımız için, görmezden geldiğimiz için, her şeyi siyaset malzemesi yaptığımız için hepimiz utanmalıyız.

Utancımızı yazarken birden aklıma Kevin Carter geldi. Kevin Carter kim mi? Kevin Carter bir fotoğrafçıydı. Kevin Carter, 1993’te bir grup gazeteci ile birlikte Birleşmiş Milletler’in İnsani Yardım gemisi ile Güney Sudan’a gittiler. Bir kampta kalmaya başladılar. Bir gün Kevin Carter kamptan çıkıp uzaklaştı. Bu sırada küçük bir kız çocuğu gördü. Kız çocuğu açlıktan ve susuzluktan yığılıp kalmıştı.  Arkasında ölmesini bekleyen bir akbaba vardı. Kevin Carter, Akbaba’yı korkutmamak için fazla yaklaşmadan bir fotoğraf çekti. Kevin Carter bu fotoğraf ile Pulitzer ödülünü aldı ama bir sıkıntı vardı. Kız çocuğunun akıbeti bilinmiyordu. Kimine göre kız çocuğu akbabadan kurtulmuştu. Kimine  göre de…

Sonra ne mi oldu? Kevin Carter’ın ruh sağlığı bozuldu ve intihar etti. Aramızda ne kadar da Kevin Carterler var değil mi? Merak ediyorum, hiç vicdan azabı çekiyorlar mı! İhtiyacı olmayan öğrencilere burs ayarlayanlar, hatır gönül işi ile hak etmeyeni, hak etmediği işe yerleştirenler…

Asıl sorun ise bundan sonra ne yapacağımızdır. Herkes elini taşın altına sokmalı, herkes üstüne düşeni yapmalı. Herkes bir taş çorba bile taşısa döner bu değirmenin taşı.



Bu yazı 4036 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI