Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
ŞEHRE DAİR BİLGİMİZİN DERECESİ NE OLA?
Tarih: 12-12-2023 00:01:00 Güncelleme: 12-12-2023 12:03:00


Küçükken kolonya için gittiğimiz mahalle bakkalında camdan büyük, üstünde dereceli ve basıncı sağlamak için pompa görevi sağlayan mekanizmayı görürdük.

Mübarek, pahalı mıydı?

Şişelere aktarılan kolonya bedeli, büyükçe cam tüpteki dereceye bakarak belirlenirdi.

Limon dışında tercih edileni tütündü, kolonyanın. Acaba sürekli kaçak (Ne demekse) tütün içenlerin tercihi miydi, tütün kolonyası yoksa kokusunun keskinliği miydi, bilmiyoruz.

Limon, daha çok kalburüstü, varlıklı âilelerin tercihi olarak ön plânda gibiydi.

Kolonyanın dezenfektan şeklinde kullanımında hatırda kalan bir not şu şekilde: Suda kaynatılan metal ve camdan mürekkep iğneye enjektör diyemiyorduk, şırınga daha kolaydı, bizim için. Hastaya iğne vurulacaksa kola ya da adaleye zerk edilen ampul için, kolonyayla ıslatılmış pamukla alan dezenfekte edilirdi, kolonya etil alkol bazlı olduğu için.

O dönemde koku çeşidi, kolonya dışında gül suyu ve esansı ile diğer esasnslardı. Çoğu da Fransa ve diğer ecnebî ülkelerin imalatı olup, Hacc Malzemeleri arasında ilçemizde üzerlerindeki Arapça etiketlerden kendilerine biraz da satın alındıkları ve  geldikleri topraklar  sebebiyle kutsalıktan ziyade saygınlık vardı.

Namaz tesbihatında ya da Cum'a Hutbesi öncesi cemaatten yaşlı biri, elindeki minik ccli, ağzında plastikten döner bilyeyle el üstüne, etrafında kim varsa  istisnasız bir-iki kez sürer, hayır ve dua almak ister, getirilen salavat-ı şerifeden paydan nasiplenirdi.

Kimi varlıklı ve bilinen isimlerin yelek cebinde yer alan,  özellikle gümüşten mamûl, eskinin kocaman bes lirası ebadında basık, kapağı çevrilince içinde bulunan esanslı pamuk kutusu vardı.

İkrâm edilince hafiften şehadet parmağının ucu, boşluğa bastırılır, kisiye teşekkür, salavat-ı şerife ile ifade edilirdi.

Onlu yaşa basmadan, çalıştığımız lokantada şehirden gelen esansçılara karşı büyüklerin sözünden dışarı çıkmazdık.

Onlarla hem yaşıt değildik hem alakamız yoktu. Bize bu nasihatın niçin yapıldığını da bilmezdik, doğrusu. O dönemin gereği, özelliği buymuş, yıllar sonra öğrendik.

Esansçının elinde camlı kutuda bir çok tıpası mantardan esans şişesi ve püskürtmeye yarayan enjektör yanında boş, farklı büyüklükte  şişelerle tüpler bulunurdu. Gümüş ya da bakırı andıran esans kutuları, albeni taşırdı.

Esansçının ikinci malzemesi koltuk altında taşınabilen, açılınca yetmiş-seksen santime ulaşılabilen, camlı esans kutusunun üzerine oturtulduğu, bir nevi sehpayı andıran ahşaptan mamûl tezgâhıydı.

Özellikle yaşlıların olduğu kahvehane gruplarına hitap eder, enjektörü, sprey vazifesini görürdü.

Ister satranç ister dama, fark etmeksizin en çok bildikleri kahve oyunlarıydı, esansçıların, buna kısmen domino dahil.

Adeta rakibin zihnini okuyan ve buna göre hamle yapan yaşlı bir esansçının damada tüm taşları vererek bir hamlede karşı tarafın hiç bir pulunu bırakmadığını bilirim, hatırımızdadır.

Genelde Suriye üzerinden gelen çubuklar halindeki tütsüler fazlaca satılmazdı da Hindistan menşeli olduğu ifade edilirdi. Alanlar da sıradan kimseler değildi, biraz pahalı idi, bir yonüyle.

Günümüzde sentetik-endüstriyel sektör ile koku âlemi, çeşitleşti.

Tütünün nargile faslında elmadan armuta, vişneden portakala kadar birçok seçenek mevcut.

Purolardan vanilyalı mı çikolatalı mı?

Ne ararsanız var, bu piyasada. İstediğiniz kokuda tütün çeşitleri arasında mentollü olanlar mevcut, kimi pipolar için farklı tütün var.

Kimi kokular sebebiyle kitaptan tespihe uzayan sektör gelişti, özellikle gül ağırlıklı.

Kalkıp güllaçtan bahsetmeyeceğiz, bu arada.

Konu şehir ise kokuyla şehir bağlantısına değinelim.

Günümüzde şehir konulu çalışmalar içinde bulunanlardan biri olarak, bir şehir değil, yüzlerce şehir üzerinde araştırmalar yaparken, edebimizden terbiyemizden, üçüncü kişilere söz hakki doğuracak açıklamamız olmadı, olması mümkün değil.

"Şehir" konulu kimi çalışmalara bakarken, ifade edilen şehre ya da şehirlere dair bilgilerde yanlış bilgilerin doğrularla harmanlanmasından ortaya çıkan fermantasyonun araştırmacılara yol gösterici olmaktan uzak olduğunu belirtelim ve fikirle sanat dünyasında yazdıklarına kimi okurun bayıldığını da eklemeden geçmeyelim.

Bu doğru bilgilerden mi yoksa  yanlış bilgilerden mi, kaynaklı?

Esanslı  kolonyalar, parfümler kullananı rahatsız edecek kokuya sahipse, şehir eksenli kimi kitaplardan duyulan rahatsızlık neden dile getirilmiyor?

Biz, ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ olarak, bunu belirtmekle kendimizi mükellef bilmekteyiz, şehir konusunda bilgiyle belgeyle birçok kitaba sinen kötü kokulara tahammül etme mecburiyetinde değiliz.

Kimi samimîyet içinde kaleme alınan ve şehrine dair yazılmış kitaplara da sirayet eden, " İstenmeyen bilgi yanlışlıkları eğer kendisine üniversite payesi verilmiş isimlerden sadır olmuşsa durum daha vahîm hale gelmiş." Demektir.

Bu duyarlılık üzerinde yaptığımız çalışmalar, etkisini göstermiyorsa ne demeli?

Bilirsiniz ki bayılana etil alkolden imal edilen kolonyalar koklatılır, ayılması için.

Bu günkü kimi kitaplar, etil alkol değil metil alkol derecesinde derde şifa niyetine sunulurken, bilgi  zehirlenmeleriyle şehir ölümleri kaçınılmaz hale gelmektedir.



Bu yazı 2906 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI