finans haberleri
Bugun...


Tarık Ziya Gücüm

facebook-paylas
Filistin-İttihat terakki ve 2. Abdulhamit’in mektubu.
Tarih: 13-12-2021 00:02:00 Güncelleme: 13-12-2021 00:02:00


On dokuzuncu yüzyılda bilim ve teknikte batıdaki hızlı gelişmeler karşısında Osmanlı sosyal, siyasi ve ekonomik üstünlüğünü kaybetti. 2. Abdulhamit devletin neredeyse var olmakla yok olmak arasında kaldığı zor dönemde iktidara geçmiş ve 33 yıl tabir yerindeyse devletin ömrünü uzatmıştır.

İkinci Abdulhamit İktidara geldiği yıllarda batıdaki bilimsel ve teknik gelişmeleri takip etmek ve faydalanmak için birçok öğrenciyi batı başkentlerine gönderdi. Ne yazık ki eğitim için gidenler batıdaki bilim, teknikteki gelişmelerden çok gittikleri Avrupa başkentlerindeki kültür ve yaşam tarzından etkilenmiş ve gelişmenin neredeyse bu yaşam tarzından kaynaklandığı gibi aciz ve yanlış bir inanış içerisinde ülkeye dönmüşlerdir.

Toplumun değerlerine yabancılaşmış, Siyasi donanımdan yoksun bu kesimler özellikle dönemin küresel gücü İngiltere, Fansa veya Alman istihbaratlarının etkisiyle Abdulhamit’e karşı muhalefette kullanılmış, yaratılan bu muhalefet Jön Türkler daha sonra ittihat ve terakki ismi ile yarı sivil yarı askeri bir ihtilalle iktidarı ele geçirmişlerdir.

Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesi için öncelikle bir fetva hazırlanması gerekiyordu. Fetvayı daha sonraları Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı için önemli görevler üstlenecek İttihat ve Terakki mebusu Elmalılı Hamdi Yazır bizzat kaleme aldı. Bu metin, Hal (idam) Fetvası idi. Fetva Emini Hacı Nuri Efendi’nin önüne geldiğinde büyük bir şaşkınlık yaşayan Nuri Efendi fetvayı imzalamak yerine derhal istifasını sundu.

Hacı Nuri’nin istifasından sonrası İttihatçıların onu ikna çabaları sonuç vermiş, Nuri Efendi son maddeyi değiştirmiş ve hal (idam) etmek yerine Sultan Abdülhamid’in tahttan çekilmesini istemenin ya da kararı meclise bırakmanın daha doğru olacağını tavsiye etmiştir. Fetva çıkarıldıktan sonra meclis kararı hızlıca onaylamış ve geriye durumu Sultan Abdülhamid’e tebliğ etmek kalmıştır.

Sultan Abdülhamid’e Azl edildiğine dair tebliği yapan heyet Ermeni Aram Efendi, Laz Arif Hikmet, Selanik mebusu Yahudi Emanuel Karasu ve Draç mebusu Arnavut Esad Toptani’den oluşuyordu. Heyettekilerin neredeyse hiçbiri Osmanlı ve Müslüman değildi.

Kararı hüzünle dinleyen Sultan Abdülhamid’in Çırağan Sarayı’nda kalma isteği de reddedilerek Sultan Abdülhamid mahiyetinde bulunan 38 kişiyle beraber aynı günün gecesi İstanbul’dan Selanik’e gönderildi. 33 yıllık uzun İkinci Abdülhamid saltanatı sona ermiş, devlet ise tam bir Kaos ortamına sürüklenmiştir.

Talat, Enver ve Cemal Paşalar henüz Balkan Savaşları'nın yaraları sarılmadan devleti Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın yanında savaşa sokmuştur. Kimse bu denli şiddetli ve geniş bir coğrafyaya yayılmış bir savaş beklemiyordu. Smokinli, Cesur ve heyecanlı Paşalar içine düştükleri çıkmazdan sıyrılabilmek için çareler ararken akıllarına Sultan İkinci Abdülhamid gelir; ancak Paşalar, Sultan’ın huzura çıkacak cesareti gösteremeyince başlarında İshak Paşa’nın bulunduğu bir heyet oluşturarak Beylerbeyi Sarayı’nda tutsak bulunan Sultan Abdülhamid’e gönderir.

Onuru incitilmiş devrik Sultan, genç İttihatçı Subayı Ali Fethi Okyar nezaretinde önce Selanik'e sürülmüş, 1912 yılında Balkan Savaşları’nın başlaması üzerine İstanbul’a getirilerek Beylerbeyi Sarayı’na yerleştirilmiştir. Büyük Cihan Savaşı tüm şiddetiyle sürerken İttihat ve Terakki heyeti İshak Paşa’nın sözcülüğünde tutsak Sultanın huzuruna çıkar. Abdülhamid’e durum etraflıca anlatıldıktan sonra ne yapmaları gerektiğini sorarlar.

Günlerini marangozluk yaparak geçiren Sultan Abdülhamid hastadır ve memleketin durumuna ziyadesiyle üzülmektedir. İshak Paşa’yı sabırla dinledikten sonra kederli bir şekilde Dünyanın en büyük deniz gücüne sahip İngiltere ve Fransa’nın karşısında kara devletleri olan Almanya ve müttefiklerinin yanında girilmiş bir savaşın daha başlamadan kaybedildiğini buna sebep olanların da çıldırmış olduğunu belirtir. Sultan Abdülhamid haklılığını göremeden 10 Şubat 1918’de bir pazar günü hayata gözlerini yummuş, onun ölümünden çok kısa bir süre sonra ülke cehennem yerine dönmüştür. Payitaht olan İstanbul başta olmak üzere Mekke, Medine, Kudüs ve tüm yurt işgal edilmiş. Savaşa sebep olan Gravatlı ve smokinli Paşalar çareyi yurttan kaçmakta bulmuştur.

Sultan Abdulhamit sürgünde bulunduğu yıllarda Suriyede bulunan şeyhine bir mektup gönderir, mektupta tahttan indirilişinin asıl sebebini ve ittihat terakkinin asıl amacını çok net bir şekilde yazar.

Sultan Abdülhamid’in, şeyhi ve mürşidi Ebu Şamat’a gönderdiği mektup aynen şöyle;

“Yâ Hû…

Bismillahirrahmanirrahim vebihi nestain Elhamdülillahi rabbil-alemin…

şu mühim meseleyi zat-ı reşadetpenahilerine ve zat-ı semahatpenahilerin emsali ukulü selim sahiplerine tarihî bir emanet olarak arz ederim ki, ben Hilâfet-i İslâmiyeyi hiçbir sebeple terk etmedim.

Ancak ve ancak ‘Jön Türk’ ismiyle maruf ve meşhur olan İttihat-terakki Cemiyeti’nin tazyik ve tehdidiyle Hilâfet-i İslâmiyeyi terke mecbur edildim. Bu ittihatçılar, Mukaddes arazilerde ve Filistin’de Yahudiler için bir devlet kabul ve tasdik etmediğim için ısrarlarında devam ettiler.

Bu ısrarlarına ve tehditlerine rağmen ben de katiyen bu teklifi kabul etmedim. Bilâhare yüz elli milyon altun  (o dönemde Osmanlının tüm dış borcu 20 milyon altındı) vereceklerini vaat ettiler. Bu teklifi dahi katiyen reddettim ve kendilerine şu sözle mukabelede bulundum.

Değil yüz elli milyon Altun, dünya dolusu altun verseniz bu tekliflerinizi katiyen kabul etmem! Ben otuz seneden fazla bir müddetle Millet-i İslâmiye’ye ve Ümmet-i Muhammediye’ye hizmet ettim. Bütün Müslümanların ve salatin ve Hulefa-i İslâmiyeden aba ve ecdadımın sahifelerini karartmam ve binaenaleyh bu tekliflerinizi mutlaka kabul etmem’ diye kat’î cevap verdikten sonra hal’imde ittifak ettiler.

Allah Teâla’ya hamd ettim ki ve ederim ki; Devlet-i Osmaniyye ve Alem-i İslâm’a ebedî bir leke olacak olan tekliflerini, yani Arazi-i Mukaddese ve Filistin’de Yahudi devleti kurulmasını kabul etmedim. İşte bundan sonra olan oldu.

Bu mühim meselede şu maruzatım kâfidir.

Veselâmualeyküm ve rahmetullahi ve berakatühü.

Hadim-i el-Müslimin Abdülhamid”

Vesselam.

 

 

 

 

 



Bu yazı 3033 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

escort escort bayan escort istanbul adalar escort anadolu yakası escort anal escort arnavutköy escort atakent escort ataköy escort ataşehir escort avcılar escort avrupa yakası escort bağcılar escort bahçelievler escort bahçeşehir escort bayrampaşa escort beşiktaş escort beykent escort beykoz escort beylikdüzü escort beyoğlu escort bostancı escort büyükçekmece escort çapa escort çatalca escort çekmeköy escort erenköy escort etiler escort eyüp escort fatih escort fenerbahçe escort florya escort fulya escort gaziosmanpaşa escort gecelik escort göztepe escort grup escort gülbağ escort güngören escort halkalı escort haramidere escort hasanpaşa escort ikitelli escort iranlı escort ıspartakule escort istanbul masaj salonu masöz bayan japon escort kadıköy escort kağıthane escort kartal escort kayaşehir escort kızıltoprak escort küçükçekmece escort küçükyalı escort kurtköy escort mahmutbey escort maltepe escort merter escort nişantaşı escort ortaköy escort osmanbey escort pendik escort rus escort sahibe escort sancaktepe escort sarıyer escort şerifali escort şile escort silivri escort şirinevler escort şişli escort şişli masöz suadiye escort sultanbeyli escort sultangazi escort taksim escort topkapı escort türbanlı escort tuzla escort ümraniye escort üsküdar escort zenci escort zeytinburnuescort izmit escort porno izle eskort hd porn İstanbul escort bayan
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI