Bugun...


Zeki Dilek

facebook-paylas
DİNDAR SİYASET Mi? KORKAK SİYASET Mİ?
Tarih: 06-02-2021 00:02:00 Güncelleme: 06-02-2021 00:02:00


Akparti 2002 yılı Kasım ayında yapılan seçimlerle ilk defa Hükümet olduğunda ve sonrasındaki tüm söylemlerinde Dindar kesimlerden oy alma adına “Dünya Müslümanlarının Hamisi”, “Ümmetin Umudu” gibi argümanlara sahipti. Akpartinin ilk zamanlardaki bu söyleminden dolayı dindar halk bu ifadelerin hatırına ciddi bir sahiplenme ile bu partiye sahip çıkmayı adeta İmanın bir gereğiymiş gibi görüyordu.

Ülkesinde yürürlükte bulunan Kemalist, Irkçı bir zulüm Politikası sebebiyle bende bir Kürt ve aynı zamanda İslami kimliğe sahip biri olarak İslami söylemlere sahip Akpartiye sonuna kadar destek veren biriydim.

2002’den 2014 seçimlerine kadar sınırsız bir şekilde verdiğim bu destek 2015 seçimlerinde son buldu.  Haziran 2015 seçimlerinde oy vermediğim Akpartiye Kasım 2015 seçimlerinde HDP’nin inanılmaz hatalı siyasetsizliği/öngörüsüzlüğü ile sebep olduğu Hendek Faciası sebebiyle tekrar oy verdim.  Sonrasında 2018 yılında Saadet Partisinden aday oldum ve Saadet Partisine oy verdim.

Akparti ilk yıllarından 2014 yılına kadar ÇOĞULCULUK, ORTAK AKIL gibi söylemlere sahipti ve gayet CESUR adımlar atıyordu. Siyasette az bulunur bir cesaretle ülkemizdeki sorunları masaya yatırıyor ve sorunlara çözümler üretmeye çalışıyordu.

2015 yılı Haziran ayından itibaren KCK Eş Başkanı Alevi Besé HOZAT ve Komünist Türk Solu gibi kesimlerin sebep olduğu, Diyarbakır ve tüm Sünni Şafii Kürt illerinde (Tek bir tane Alevi şehrinde tek bir tane hendek kazılmadı) yıkıma yol açan Hendek Faciası ve sonrasında 15 Temmuz 2016’da ABD-İSRAİL uşağı hainlerin yaptığı Darbe girişimi sonrasında Akparti’de siyasi anlamda politika değişiklikleri meydana geldi.

O Özgürlükçü, Demokrat, Ümmetçi davranan parti gitti, yerine Militarist, Irkçı Turancı bir parti geldi.   Özgürlüklerin yerini Güvenlik eksenli Politikalar aldı. Kürtlerin de bu ülkenin has evladı olduğunu ifade eden Eşitlikçi, Adil, Ümmetçi söylemler yerini Türkçü-Turancı söylemlere bıraktı. 

Bu söylemlere sarılmasında tek sorumlu olarak Akpartiyi görmek Adil olmaz bence. Eşitlikçi ve Özgürlükçü politikalar yürüttüğü zamanlarda Akpartiye ve Liderine karşı en olmadık hakaretleri seslendiren HDP ve öngörüsüz siyasetçilerinde bunda büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. Düşünün ki, Kürt sorununun çözümü için ülke tarihinin en büyük adımlarını atan, Çözüm Sürecini başlatan ve halkta ciddi umutlar yaşanmasına sebep olan bir partinin Genel Başkanı ve Başbakanı HDP’ye çözüm için, oturup konuşmak için davet gönderdiğinde HDP’nin seviyesiz Milletvekili Sırrı Süreyya ÖNDER mahalle kabadayısı gibi davranarak gayet nezaketsiz bir üslupla, “gelir kaçak çaylarını içer giderler” demişti. Bu gayet seviyesiz cevap bu ülkede Kürt Sorununa yol açan Kemalist CHP Liderine değil, Sorunu çözmeye çalışan, bu yolda gayret sarf eden o zamanki Akparti lideri ve Başbakanı Ahmet DAVUTOĞLU’na verilmişti. 

Marksist fikirli Sırrı Süreyya ÖNDER ve Alevi Besé HOZAT gibilerin Kürt Sorununa çözüm üretmeye çalışan insanlara (Akpartiye) karşı olabildiğince sert ve seviyesiz üslupları, PKK’nin iç savaş başlatma girişimleri Akpartinin Demokratik ve Özgürlükçü değerlerden uzaklaşmasına ve MHP gibi IRKÇI, TÜRKÇÜ, TURANCI bir partinin insafına sığınmasına yol açmıştı. 

Bana göre Akparti her şeye rağmen Demokratik, Özgürlükçü ve Ümmetçi çizgisinden vazgeçmemeliydi. Yanlış bir politika içine girmişti ama bu yanlışın tek sorumlusuda bana göre Akparti değildi. Gerek uzun yıllar destek verdiği, Sayın ERDOĞAN’ın ifadesiyle “Ne istedilerde vermedik” dedikleri  CİA ve MOSSAD kuklası Fötöcüler ve gerekse de Kürtlerin partisi olduğu iddiasındaki HDP’nin yanlışlarının da burada fazlasıyla etkili olduğunu görmek gerekiyor.

Şimdi Akpartinin bu yanlışlarından geri dönmeye çalıştığına dair işaretler var. Akpartinin Diyarbakır’da atadığı yeni ilçe başkanlarından bazılarının İslami Söylemlere sahip Ümmetçi duyarlılığa sahip insanlardan olması ve Ümmetçi olduğu çok iyi bilinen Saadet partisi ile yeni ittifak arayışları bu işaretlerden bazıları.

Akpartinin yeniden şahlanışı ancak ve ancak Demokratik ve Ümmetçi Politikalara geri dönmesiyle mümkündür. “Ortak Akıl” ve “Çoğulculuk” gibi olmazsa olmaz değerlere yeniden sahip çıkılması gerekiyor.      

Akpartinin yeniden o eski Cesur ve nispeten Adil dönemlerine dönmesi için öncelikle MHP’nin güdümünden çıkması, Ümmetçiliğe ve Demokrasiye, Adalete en büyük ihanet olan Türkçü, Turancı politikalardan vazgeçmesi gerekiyor.

Akparti sorunlar yaratan değil, sorunları çözen bir parti kimliğine yeniden kavuşmak istiyorsa bugün yürüttüğü Korkak Siyaseti, Güvenlik eksenli politikaları bırakarak halkına güvenen, halkına güven veren, Adil ve Eşitlikçi Politikaları esas alan 2002 ruhuna sahip politikalar yürütmelidir.

Akpartiyi yeniden büyütecek olan, Ümmete yeniden ilham verecek olan, Halkının güvenini yeniden kazandıracak olan ancak ve ancak bu CESUR POLİTİKALARI OLACAKTIR. Bugünkü Korkak Politikaların, İçine kapanık politikaların bu halkada, ümmete de zerre-i miskal faydası yoktur, olamayacaktır.

Akpartiye yakışacak olan, ancak ve ancak CESARET’TİR… 

Ümmetçi iddiasındaki bir partiye korkak siyaset yakışmıyor…



Bu yazı 5473 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI