finans haberleri
Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
DİYARBAKIR GÜNLÜK GÜNEŞLİK DERT YOK NEŞE ÇOK!.. 2
Tarih: 17-08-2022 00:03:00 Güncelleme: 17-08-2022 00:03:00


- Siz bir de Keçi Burcu'na çıkın, Hevsel'e bakın.

Babamın kardeşi, çıkıp baktık, onlarca kez. Hayatımız hep aynı.

-Dünyanın harikası bir şehir.

Bacımın kaynı, tamam da köyde bile geçinmek güç. Dışarda olana cennet... İçi bizi dışı başkasını yakıyor.

 ....

Bu bilgilerle donatılmış tanıtım kitapları okuduk, yıllarca.

Hayalî sorular ve güncel cevaplar alt alta verildi

Diyarbakır, kilometreye düşen şair ve yazar sayısı olarak ençok şair, yazar yetiştiren şehri imiş.

Yahu bu yalanla uyutulmaya ne gerek var?

Kaç yaşayan şairle yazarla tanıştınız. Yirmi isim sayarsanız, otuz kitap adını belirtirseniz kabul ederiz.

-Diyarbakır, ipekçiliğin merkezi imiş.

İşikler ipekten ketene, sonradan naylona döneli çok oldu. Kadınımız, erkeğimiz ipek buldu da almadı mı?

Koskoca imparatorluğun en büyük beş şehri arasında yer alıyormuş.

Doğruya doğru.

O dönem şartlarına göre öyleydi.

-Giyimi ve kuşamı zenginmiş.

Teyzemin kızı, şehirde sadece zenginler, memurlar ve onların ihtiyacını karşılayan çalışanlar varmış. Şehirdeki varlıklıların köyleri, bağları, bahçeleri sayılmayacak derecede imiş.

Elbisemizde yama eksik değildi, bilmen lazım.

Çorabımızın tabanı yama üstüne yamayla ayakkabıya dönerdi, lastiğe zor sığar idi.  

- El sanatları ile ünlü imiş.

Komşumun büyük oğlu, biz bir tencerede dokuz kaşıkla yerdik, yemeği.

-Kuyumculuktan bakırcılığa uzanan çizgide ustalar çekiçlerini adeta notalarla vuruyormuş, kendince, bir musıkî sanatçısı imişler.

Arkadaşımın komşusu, dediğin doğru da anamın, bacımın parmağındaki yüzük altındı da babamın gümüş. Bir acil durum olduğunda yüzükler varsa küpeler imdada yetişirdi. Sen ne anlatırsın?  

-Dünyada yerleşik hayata geçişin ilk izleri Ergani'de imiş.

Ben de bilirim de insan istihdamsız, şehre, ilçeye, köye sığınmış gibi iken, karnını zor doyurur, geçinmeye çalışırken entelektuel çıkışlara ne gerek vardır, koçum?

-Dicle'den çıkarılan balıkların boyu metreyi aşıyormuş.

Biz, sizler gibi havyarla somonla büyümedik, çiroz görmedik. Bizim taraflarda balık dediğin 25 santimi bulmaz, sana yanlış anlatmışlar.

Balığımız şimdi Karadenizden gelir, şoklanmış olarak. Yem fabrikalarına gidecek troll ile denizden çalınan 5 santimden 10 santime varan balıkları soframıza koyunca şükrederiz, canım benim.

Bakmayın şehri sevmeyenlere. Halen bu şehir oldukça güzeldir. Hamamları, hanları, köprüleri, konakları ve köşkleri ayakta ve dipdiri, tarihe tanıklık eder.

Madem o kadar seviyorsanız, deniz kenarında yalılarda neye kalırsınız, villalarda neden yaşarsınız?

Şehrinize sadece doğmuş, yasamamış dili bal şerbetli şehrine âşık sevdalılar.

Bu şehre defnedilecek ölünüz varsa gelir, üç gün sonra uçakla pıırrrr!..

Kalın, babanızın, dedenizin doğduğu, gençliğinin geçtiği, yaşadığı şehirde kalın!.

Değerli Okurlarımız, şaşırdınız, az bile yazdık.

....

Diyarbakır'da eğitim âilede başlar imiş.

Herkes sabah erkenden işine gider imiş, kadınlar havşi ve küçe önünü temizler imiş.

Su, kuyudan çekilir imiş, havş yıkanır imiş.

Hamur teşti, fırına götürülmüş, baş üstünde.

Eve gelinceye kadar, ekmeğin mis kokusunu duyan, ekmekten bir parça koparırmış. Belki iki ekmek, sadaka ve tasadduk için imiş.

Akşam, her komşu birbirine bir kap yemek veriyormuş...

Perşembeyi cumaya köprü yapan akşam, her evin tencerensinden yetim ve öksüz için pay ayrılmadıkça sofraya oturulmazmış.

Hiç kimsenin evi kimsenin avlusunu görmez imiş.

Büyük küçüğe sevgi duyar, küçük saygıda kusur etmez imiş.

Erkek sokakta yürür ikene, yaşı kaç olursa olsun kadın kenara çekilir imiş...

Dahasını ifade, köşemizin sınırını aşar.

Yani şehir, güllük ve gülistanlık imiş.

Her evden müzik sesleri gelirmiş.

Şehri konu alan kimi timsah göz yaşı döken, nostalji yapanları dinleyince sinirler tavan yapmaz olur mu?

Kimi yazarların ifadeleri, insanı cinnete davet eden yazdıkları ne kadar inandırıcı?

Kadınlar keman, erkekler cümbüş çalar imiş.

Yani öyle medenî imişler ki modayı yakından takip ederler imiş.

Onun için şehre "Doğunun Parisi" denir imiş.

Bakmayın kıskananlara, iftira atanlara, şehir kardeşce yaşanan, çoğu Avrupa'da çocuklarının okuduğu kent imiş...

Bakın, şu fotoğraflara fotur şapkalı, kıravatlı,  takım elbiseli, biryantili saçlara.

Bu şehri kıskanan kıskanana...

Değerli Okurlar, siz de şehrimizin kıymetini bilin.

Şehri dışında yatırım yapmış, fabrikalar kurmuş, iş yeri zincirleri olanlar, şehri bize emanet etmiş.

Tamam, biz bu şehrin değerini, kıymetini biliriz de siz neden yılda bir burada bir ay kalamazsınız?

Tatilleriniz yurt dışında, adalarda...

Çocuklarınız yabancı ülke üniversitelerinde.

Giydiğiniz bir takım elbiseniz, ayakkabınız bir çalışanın altı aylık maaşı.

Bu şehri güllük gülistanlık gösterenler, güle uzayan parmaklarımıza diken olmaktan başka bir şeyler yapmadı. Ortam güzel olunca Şehir onların, kötü durumlar olunca marabalara emanet.

Anlatılır, durulur sayfa sayfa.

Günün yaşantısına bakıldığında bunların birer hikaye haline dönüştüğü bilinir, akleden, fikreden için.

Yani şehir güllük ve gülistanlık, derdi olan yoktur, herkesin neşesi yerindedir.

Inananalım mı?

Kuyruklu yalan derler, ya bu tür sözlere.

Siz ne dersiniz?

İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Murat Küçükali, Cumhuriyet Fen Lisesi Müdürü'nün idarecilikten alınmasının Ankara MEB' den gelen teftiş sonrası olduğunu belirterek, görevden alınma sebebinin kuruma atanacak yeterliliğe sahip oluşmadığından kaynaklı olduğunu  ifade etti.

 

İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün bu hususta doğrudan görevden alma durumunun olmadığının altını çizdi.

15.08.2022 Tarihli  "Ülke Diyarbakır ve Pastaseverlere Notlar" Köşemizde yer alan ifade şu şekilde idi:

" Eğitim alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeler ve olaylar...

Acaba Batı Çalışma Grubu yeniden iş başında mı?

Eğitim kalitesi sıfır, bir türlü eğitim rayına girmedi.

Milli Eğitim İl Müdürünün son yaptıkları, akıl kârı değil.

 Akla, " Bu adam kime çalışıyor?" Sorusu ister istemez geliyor."

Sayın Murat Küçükali'ye,  gelen duyumlar üzerine kaleme aldığımız değiniye açıklık getirdiği için  teşekkür ederiz.( Mehmet Zeki Özer Güneydoğu Güncel Gazetesi Yayın Yönetmeni )



Bu yazı 4107 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI