Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
GELENEK DÜĞÜN TAZİYE SİYASET ve SAKLI ZIHNIYETİN İFŞÂ HALİ
Tarih: 18-03-2024 00:02:00 Güncelleme: 18-03-2024 00:02:00


 

Yaşam, ölümsüz olamaz.

Taziye ölen kişinin yakınlarının ziyaret edilmesi ve yaşanan yoksunluk hissinin atlatılmasına yardımcı olmak amacıylaa gerçekleştirilmektedir.

Taziye geleneğinde her bölgede, yörede bazı değişiklikler kendini göstermektedir.

Toplumsal değişimler, ekonomi, sağlık, doğal afet, din ve siyaset gibi pek çok toplumsal yapı ve kurumun etkisiyle gerçekleşmektedir.

Bir ekonomik kriz, savaş, politika, deprem veya salgın gibi faktörler toplumsal değişmede etkin rol oynayabilmektedir.

Her toplumu oluşturan belirli yapılar mevcuttur.

Dün düğünlerde, nişanlarda kadın ve erkek ayrımı, bu gün birçok yerde kaldırılmış gibi.

Aynı mekânda paravana dahi tahammül edemeyen seculer anlayış, bunu kendi çerçevesinde görür hale geldi.

Kendilerine karşı itiraz seslerini, erkek ve kadın ayrımı şeklinde afişe eder de muhatabını, etrafından aldığı destekle saf dışı bırakır.

Kimi düğünlerde ve taziyelerde hakîm baskıcı zihniyet mevlid okumayı teşvik ederek, kimisinin gölünü alma stratejisini uygular.

Mevlidin nihayet şiir şekli olduğu bilinmesine rağmen, benimsetilen gelenek, kök salmış ve mevlide karşı çıkanın kâfir olarak suçlanmasına varmıştır. Kur'anî hükümlerin rafa kaldırılması zorunluluk, döneme uyma iken, mevlidin yaygınlaştırılması muhafazakâr kitlenin elde avuçta tutulması manasını taşır.

Söylenene değil, musıkî edasında soylenişe kulak kesilenler, göz yaşını yanaklarından akıtırken bilmesi gerekeni değil, Kur 'an ile Sünneti değil, şiir olan mevlidin tesirinde, inancını kültür ritüeli olarak yaşatır. Kendisine öğretilen dinin bu olduğunda ısrarcıdır.

Bu onun suçu değil, öğrenememesi ile kendisine benimsetilmesi suçu olur, zaman içinde.

Suçu işleyen belliyken suçlu gösterilenler bir yere kadar masumdur.

Taziye geleneğinde yerine getirilmesi gereken belli başlı davranış kalıpları mevcuttur.

Diyarbakır'da ve genel kabul gören bölge taziye evlerinde, erkek ve kadın tarafında âileyi temsil eden taziye sahipleri bulunur.

Taziye evlerinde verilen ve her bir taziye sahibine, maddî külfet getiren, taziye evlerinin üç günlük yemek ikrâmına sözü getirmek istemiyoruz ki komşu ve akraba, taziye sahibinin yemek ihtiyacını karşılamakla mükelleftir.

Uzun süreli, uzak yoldan gelen misafire mihmandarlık da komşu ve akrabaya düşer.

Taziyelerde konuşulan konular, vefat edene dua, kimi yerde fatiha okuma, gelenlere nasihat ve inancın hayata tatbiki için açıklamalardan oluşur.

Taziyelerde murad, Allahın rızasını kazanmaktır. Namazda safta duran arasında zengin ve fakir ayrımı yapılmadığı gibi, taziyede herkes eşit konumdadır.

Günün kimi taziyelerinde konuşulan konular, dünyevî ve kimi siyasî özellikler taşır.

Günümüzde kimi taziye evlerinde, siyasî partilerin seçim çalışmaları kapsamında gerçekleştirdikleri ziyaretler, toplumda geniş çapta yaygındır.

Bu olumsuz davranış, seçimin sath-ı mahalinde  tartışmalara yol açar, düğünlere gidişler gibi.

İstenen taziye sahibinin acısını hafifletmekse taziye sahibinin gelenleri tanıması söz konusudur. Bu köydeki, ilçedeki, şehirdeki taziyeye katılan resmî zevat için de geçerlidir.

Taziye esnasında çekilen fotoğraflar, yapılan konuşmalar gereksiz ve ciddîyetten uzaktır, böyle bilinmelidir.

Bu yetmez imiş gibi özellikle kadın ve erkeklerin iç içe ve yanyana oturmasıyla gerçekleşen bu ziyaretler, taziye sahipleri ve çevredeki vatandaşlar arasında rahatsızlık ve endişe uyandırmaya başladı.

Cinsiyet ayrımına karşı çıkışın emaresi olan bu davranış, zamanla genel kabul görürse ne olacak?

Bir çok siyasî parti ve ideolojik grupların karma karışık taziye şeklini benimsemeleri ortada ve hayata  nizam veren inancımıza mugayyir bir cinnet hali.

Buna olumlu yaklaşımlar geliştirenlerin ezik kişilikleri, sadece kendilerini bağlar ve düğün ile taziye adabımızın, geleneğimizin dışındadır.

Gençlere aşılanmak istenen husus, sıkılmadık el ile çalnmadık kapı bırakmamanın mubâh olduğudur ki bunu kabullenmek, beraberinde birçok tavize ve zaman içinde fıtrata ters durumların benimsenmesine zemin hazırlar.

Taziye ziyaretlerinde cinsiyet ayrımına dikkat edilmesi, kadınların ayrı, erkeklerin ayrı oturması gerektiği, taziye ziyaretlerinin dini hassasiyetlere uygun şekilde yapılması gerektiği vurgulanır, durulur da bu siyasîler için kazanılmış hak addedilir, gibidir.

 Çoğunlukla kadınların başörtüsüsüz olduğu gözlemlenirken, Siyasi parti temsilcilerinin, taziye ziyaretlerinde Müslümanlıkla bağdaşmayan davranışlardan kaçınması gerektiği vurgulanıyor.

Sanki tam tesettür hali olsa, kabul edilebilir ölçüymüş gibi nedamet ifadeleri.

 Bu durumun sadece seçim sürecinde değil, sonrasında da kişilerin üzerinde olumlu bir izlenim bırakacağı ve toplumda duyarlılığın önemli olduğu belirtiliyorsa ne demeli?

Insanı aynı noktalarda buluşmaya azm etmiş seculer duruş, sinsî ve kinci tavrı ile bilimsel veriler ortaya koyarken, nihilist ve ateist kimselerin görüşüne baş vurup, inançların herkesin vicdanının işi olduğunu söyleyip, kültüre indirgedikleri inancın insan hayatında yaşam şekline dönüşmesinin insan haklarına, dolayısıyla kendi varlıklarına tehdit olduğunu bilir ve de bunların kaynağının  tek gözlü canavar halinde bildiğimiz, bizi her zaman birisinin gözetlediği  hissini uyandıran, bu korkuyu diri tutan, ejder kuyruklu keçi toynaklı, eli mızraklı, keçi sakallı, bir parmağını sizi işaret eden, tapınak şövalyelerinin tapındığı,  şeytanî figürle tasvir edilen masonik ritüellerin toplamı olan siyonizm olduğu biliniyor, artık.

Halepçe' den Gazze'den ders çıkarmayalar, bir düşünsün.

Kurtuluş, batıya, azıp sapmış olanların yolunda yırümekle esareti kabul etmekte mi yoksa Sırat-ı Mustakîym üzere yürümekte mi, yaşamakta mı?

Bizim haftanın son günü ve aynı zamanda  ilk günü Cum'a idi.

Cum'adan sonra Cumartesi gelir ki yahudîlerin, pazar gelir ki hıristiyanların istirahat ve kutsal günü.

Pazartesi, onlar için haftanın düzenlenmiş haliyle mesaî günü

Biz, pazartesiyle başlayan, bize öyle benimsetilmekte  başarılı olunan,  haftanın ilk günü gafletine düşmeden, bir çok hususta uyarmayı görev biliyoruz.

Zaman Allah'ın emrindedir, kulun değil. Her gün bizim için hayırlı olsun, bize gelecekte aydınlık yarınların emarelerini göstersin.



Bu yazı 4570 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI