Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
Aile Modernizm üzerine notlar
Tarih: 22-11-2022 00:31:00 Güncelleme: 22-11-2022 00:31:00


Aile, insanlık tarihi boyunca var olan ve değişmeler karşısında sürekliliğini her zaman koruyan bir kurumdur. Bu güne kadar kurulmuş olan bütün medeniyetlerde, bütün hukuk sistemlerinde ve dinlerde toplumsal hayatı, birlik ve bütünlüğü sağlamaya yönelik düzenlemelerin esas objesi aile olmuştur.

Aile, insanoğlunun en derin eğitim etkilerini aldığı, pek çok şeyler öğrendiği ve hayata hazırlandığı bir okuldur. Diğer yandan aile, dünyaya masum ve tarafsız bir özellikte gelen çocuğa hem ferdi hem de sosyal ve kültürel yönden kimlik kazandıran bir yerdir. Çocuğun şahsiyeti bir nevi aile eğitimi vasıtasıyla oluşmaktadır. Verdikleri eğitimle çocuklarının şahsiyetini çizen aileler, dolayısıyla mensubu bulundukları milletinde şahsiyet ve kaderini çizmektedir. Bu sebepledir ki aile eğitiminin değeri ve sorumluluğu büyük önem arz etmektedir.

İnsanın ihtiyaçlarına karşılık vermeyen bir aile yapısı, insanın, dolayısıyla o toplumun temel yapı ve özelliğini de kısa veya uzun vadede derinden etkiler.

Ülkemize modernizm dayatıldığından beridir modernler tarafından aileyi ortadan kaldırma çalışmaları devam ediyor. Zina ve birçok ahlaksızlık insan hakları özgürlükleri kapsamında değerlendiriliyor. Medya ve kitle iletişim araçları insanları zinaya teşvik ediyor. Sürekli cinsel yönden dürtülen ve manevi değerlerden yoksun yetişen gençlik evlenmek yerine gayri meşru ilişkilere yöneliyor.

Türkiye’de son dönemde evlenme oranı düşerken boşanma oranı hızla yükseliyor. 2021’de 562 bin evlilik yapıldı, 174 bin de boşanma. 2001-2021 arasını kapsayan son 20 yılda bin kişilik nüfus başına düşen evlenme sayısını  “kaba evlenme hızı” yüzde 20 düşerken “kaba boşanma hızı” ise yüzde 47arttı.

Bu durum hanehalkı yapısını da derinden etkiledi.

Aile toplumun temel birimi olduğuna göre tüm kanun ve ilgili karar ve planlar aile kurulmasının kolaylaştırılması ve kutsallığının gözetilmesi üzerine oturtulmalıdır. Öncelikle devlet toplumu ifsat ederek ahlakını bozan, büyük günahlar arasında yer alan zinayı yeniden suç olarak tanımlamalıdır. Medya ve İnternetteki müstehcen, pornografik yayın ve çalışmaların önüne geçilmelidir.

Kanunlar aileyi yıkmaya, ayrıştırmaya hizmet etmemelidir. Bu anlamdaki çaba ve gayretler önemlidir. İstanbul Sözleşmesinden her ne kadar Türkiye çekilmiş olsa da bunun etkilerini aileyi koruma kanununda görebiliyoruz. Annelik müessesesi, eşler arasındaki ilişkileri maalesef hukuk düzenimiz, yasalarımız muhafaza edemiyor. Daha da ayrıştırıcı ve bozucu bir anlayışa sahip. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor.

Kadının sosyalleşmesi olarak ifade edilen ev kadınlığının vasıfsız, anneliğin değersiz görüldüğü bir düzeneğin çalışma mantalitesi sorgulanmalıdır. İnsanlığa bu düşüncenin nereden geldiği araştırılmalı, arka planına inilmelidir.

Moderniz ile birlikte geleneksel konumundan uzaklaşan ve değişim sürecine giren kadın, değerlerinin tekrar farkına varmalı, toplumu yetiştirme gibi önemli bir misyonun üstlendiğinin farkına varmalıdır. Toplum açısından ise aile merkeze alınarak planlar yapılmalıdır. Bunun için gerekli şartlar hazırlanmalı hatta bu çerçevede eğitimler, seminerler düzenlenmelidir. Aile kurumu fonksiyonlarını geliştirmelidir. Kadın rolleri, statüsü, konumu çerçevesinde yeniden inşa edilmelidir.



Bu yazı 1716 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI