Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
KARPUZ FESTİVALİ ve DÜŞÜNCELER -2
Tarih: 23-09-2022 00:02:00 Güncelleme: 23-09-2022 00:02:00


Dün, Karpuz Festivali'ne dair düşüncelerimizi kaleme almıştık.

Bir yakınımızın vefatı dolayısıyla Dağ Kapı'da fazla bulunmadık, doğrusu.

Malûm, taziye sahibi olma Karpuz Festivalinin her aşamasında bulunmamızı imkânsız kıldı.

Düşüncelerimizi ifade ettiğimiz yazımız sonrası eleştiriler, tek tük değil, topluca geldi.

Biz, Karpuz yüklü kamyonların bir çok noktada olmasını isterdik. Vatandaşa dilimle karpuz verme yerine taneyle ikrâmın daha güzel olduğunu ifade ettik. Dilimle karpuz ikrâmını eleştirdik. Bu ironiyi maalesef bazıları anlamamış, eleştiri yazımızı okurken.

Karpuz olur da peynir olmaz mı?

Şimdi kalkıp Karacadağ Peynir Festivali mi düzenlensin?

 İlgili Dernek Başkanı da kutlama komisyonunda iken, tanıtımın eksiksiz olmasını arzuladık.

Karpuz Yuvarlama Yarışması da yapılmış da yazımızda yer almamış.

Gazete manşetimizde Sayın  Vali Bey'in ve diğer katılımcıların olduğu yer almaktadır.

Düşüncelerimizi belirtirken tekrara düşmek istemedik, doğrusu.

Dilimle karpuz ikramını gördük, akşama doğru fotografları geldi, farklı noktalardan.Bizim kareler de elimizde.

Bir festival yapılacak, yüz- yüz elli karpuz kurban edilmişse çok mudur? " Kesilmişken" diyecektik, doğrusu bu. Karpuzdan kurban olmayacağını herkes bilir.

Manuş Baba' nın gerçek isminin "Mustafa Özkan" olduğundan,  Diyarbakır'dan  Tarsus'a göçen âilesinden haberdarız. 1 Aralık 1986 Tarsus doğumlu olduğunu da belirtelim, bu arada.

Neden Diyarbakırlı olduğunu yazmadığımızı eleştiren olmuş.

 Biz, müzisyenin köken olarak Diyarbakırlı olmadığını belirtmedik, dünkü yazımızda.

İsteyen, Dönersen Islık Çal eserini de dinlesin.

Bu düşüncelerimize, notlarımıza katılmayan kişi olabilirsiniz de Manuş Baba'nın festivalle kendi baba memleketinde tanındığını ifade ettik. Yoksa Mustafa Özkan ile ilgili olumsuz bir ifade kullanmadık, bilinmeli.

Festivalin, 15.30'da başlaması ve 20.00'de konser sonrası bitimini eleştirdik.

Bu festival sabah başlamalıydı.

Hafta içi, olmamalıydı, festival, doğrusu.

Festivallerin hafta sonu olması, bir genel kuraldır, katılımın çokluğu esasından.

Hafta içi 15.30'da festivali başlatmak ve akşam karanlığının çökmesinin 19.00'da olduğunu bilmemek, doğru değil.

Bize göre ikili müzisyenin konseri dışında festivalin süresi 15.30- 19.00 arasıdır. Bu zaman da 3 Saat 30 dakikadır. Toplamda 210 dakika tutmuştur.

Belki bu festival, saat 20.00 ile sınırlansa 6 Saat 30 dakikadır. Bu süre 390 Dakika tutmaktadır.

Konserin üç saat tuttuğu hesaplansa 390 Dakikaya 180 dakika ilave edilsin.

Bizi eleştirmek isteyenleri oldukça anlayışla karşılıyoruz.

Bu yazımızın ilk bölümünde eksiklikleri bir bir ifade ettik.

Karpuz suyu ikrâmı ile ironiyi dilim karpuzun sunuş şekliyle bağdaştırmadık.

Doğrudan ömrü kısa festivalde gerçekten taze sıkılmış  karpuz suyunu kast mı ettik?

Karpuzla tadlandırılan kadayıfta da lokumda da samimî idik.

Çayda Çıra konusu için Elazığdan misafir daveti esastı.

Iyi ki olmamış.

Ne bir panel ne bir konferans...

Üniversiteden ilgili fakülteyle iletişim kurmak zor durum değil.

Bir salonda "Diyarbakır Karpuzunun Dünü ve Bugünü" konulu toplantı, çalıştay gerçekleştirilebilirdi...

Biz, ufuk açıcı düşüncelerimizi ifade ederken katılımcıların ismini de vermemişiz.

Gazetemizin manşet haberinde festival var.

Koskoca bir şehirde bu kutlamanın Diyarbakır'a kazandırdığı Karpuz Festivali At Yarışı için bir okurumuz, ödüllerin Jokey Kulübünce karşılandığını ifade etmiş.

Benim iki gözüm, biz yarışta dereceye giren at sahiplerinin ödülü alırken atların da ödüllendirilmesinden bahsettik, Karpuz ile.

Anlaşılan bu tür eleştiri yazılarını hakikatten anlamayan, siyasete angaje olmuş kimi dostlar, bizden şunu bekliyor:

- Diyarbakır'da halk coşku içinde festivale katıldı. Eskisi gibi binlerce kişi, develer üzerindeki karpuzları görmek için balkonlardan festival şenliğini izledi.

Canım cigerim, hemşehrim, kaç deve vardı, meydanda?

Bir deve ile yavrusunu gördüm, sadece.

İşte  ülke gündeminde bir haber oldu, festival.

Bir daha karpuzun şehrimize verdiği tanıtım katkısı söz konusu edildi.

 

Bundan ötesi kalkıp pireyi deve yapmanın manası nedir?

Karpuz Festivali'ne eleştirel bakışımız, anlaşılan kimilerini çok ve çok üzmüş.

Kim düzenlemişse emeklerine sağlık.

İleride daha güzel karpuz festivalleri yapma için bir fırsat var, önünüzde.

Gelin hafta sonu iki güne yayın, festivali. Sempozyumu, paneli olsun, halkla daha içiçe manzara arz etsin.

Ne demiştık, dünkü yazıda.

Karpuzla ilgili broşür, gezi haritası, iki- üç karpuz magneti ve şehir gezi rehberi...

Bir karton- kâğıd çanta içinde kaç kişiye sembolik olarak dağıtıldı, bahsettiğimiz?

Bilen ya da gören var mıydı?

"Keşke karpuz içinde bir çocuk canlandırılsaydı!.." demedik.  Zaten gazetelerde canlandırma var.

Dr. Adil Tekin'in oldukça güzel karpuz kareleri var, eski festivallerden kalan. Birkaçı tabb ettirilip katılımcılara hediye edilseydi.

Ne bilelim, bir fotoğraf sergisi olamaz mıydı?

Madem festival, şenliktir.

Yirmi- otuz fotoğrafla sergi açılamaz mı?

Beden diplerinde karpuz yiyen çocuklar, burçların üzerinde birkaç karpuzla poz verenler ve dahi seyyar karpuz satıcıları, önceki yıllardan festival kareleri ve....

Etkinlikleri arttırmak için bir resim sergisi olsaydı.

Resim yapanlara ödül olarak birer belge ve Karpuz verilseydi. 

Küçük küçük skeçler olsaydı...

Tiyatro değil mi, hayatımız?

En azından seyreden çocuklar gülerdi.

Az mı kavun ve Karpuz kabuğuyla mahalle savaşları yaptık?

Birkaç yaşlı şehirli hatıralarını anlatsa idi.

Dicle kıyılarında sazlık ve tahtalardan yapılan hüllelerden, karpuzluklarda yapılan eğlencelerden söz edilseydi...

Yani duyabilecekleriniz, bununla sınırlı değil.

Daha çok tavsiyelerde bulunabiliriz de bir yerlere not eden arıyoruz.

Unutmadan belirtelim, Karpuz içindeki küçük kız çocuğunu.

 Sanırız halen Diyarbakır'da yaşıyor. Belki ulaşılabilirdi.

En iyisi havaalanına dikilen dev karpuz içinde dişleri besbelli olan dokuz yaşındaki bebekten bahsetmeyelim.

İşler, karışır, tam aşurelik duruma dönüşür.

Bu heykelin ve diğer saz arkadaşlarının hava alanına dikilmesini tavsiye eden mantık mı, düzenledi bu festivali?

Haydi söyleyelim de biraz rahatlayalım:

-Beyler, bu festival şehre hiç mi hiç yakışmadı.

İkinci yazıyı kaleme alışımızın sebebi de birkaç kelimelik bu cümleyi ifade etmek içindi.

Siz, " Eksikliklerinizin farkına varın " diye düşüncelerimizi ifade ediyoruz, kimi zaman anlamayanlar halaya durup mendil sallıyor...

Yahu bu şehri iyi bilen, anlayan Diyarbakırlı olandır. İthal bürokrat mantığı, ithal daire başkanlıkları ile olsa olsa böyle festival organizasyonu olur, hepsi bu!...

*    *    *

Diyarbakır için çalışan Ak Parti İl Başkanının son günlerde başarılı çalışmalarını hazmetmeyenlerin sosyal medya gruplarındaki alçakça saldırılarını teessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Aslında Diyarbakır için çalışan çabalayan siyasi görüşü farketmeksizin kim olursa olsun, bir Diyarbakırlı olarak arkasında durmamız gerekiyor. Yıllarca Diyarbakırımız terör bahane edilerek hizmette geri kalmış bir il olarak Diyarbakır'ın hizmetkarı olan insanları desteklememiz gerekiyor. Lakin bu saldırgan zihniyet ne zaman başarılı bir çalışma olsa bu kişileri hedef almaya devam ediyor.



Bu yazı 2843 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI