Bugun...


Halit Eşkan

facebook-paylas
İNSAN VE İMAN-1
Tarih: 26-04-2024 00:01:00 Güncelleme: 26-04-2024 00:01:00


 

Yüce Allah kendisine kulluk etsinler diye insanı yaratmayı murad etti. O zaman meleklere: ‘’Ben yeryüzünde muhakkak bir halife yaratacağım diye buyurdu.’’ O ki yarattığı her şeyi en güzel şekilde yaratandır. İnsanı da en güzel şekilde yaratan Yüce Allah’tır.

O insanın yaratılışına çamurdan başladı. Sonra ona şekil verip, içerisine ruhundan üfledi. İnsan için işitmeyi, görmeyi ve gönülleri (kalpleri) yarattı.

İnsanı bir nefisten ve ondanda zevcesini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadınlar türeten Yüce Allah, kıyamet gününde insanlar; ‘’Biz bundan habersizdik dememeleri için”, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini aldı ve onları kendi nefisleri üzerine şahit tuttu. Onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dedi. Onlarda “evet Rabbimiz olduğuna şahit olduk dediler.” (7/172) Bütün insanlar buluğ çağına erişinceye kadar bu ahit üzerinedirler. Yani mümindirler.

Buluğ çağından sonra kendi hür iradeleriyle mümin, kâfir veya münafık olurlar. “Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.” (76/3) Ayeti, seçimin tamamen hür iradeyle yapıldığının delilidir. Esasen “Dinde zorlama yoktur.”

Mümin ve müttekiler ki onlar, Allah’ın azabından hakkıyla korkarlar, rahmetine güvenip salih ameller işlerler, gayba (imanın şartlarına) iman ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtlarını verirler (İslam’ın şartlarını yerine getirirler.) “Her nerede olursanız olun Allah sizinledir, her ne yaparsanız Allah onu görendir. Allah müminlerin dostudur. Onları karanlıktan kurtarıp aydınlığa çıkarır.” Beyanlarının şuuru ile hareket ederler. Böylece doğru yol rehberi Allah kelamı, Kuran ve sünnete uygun olarak ” Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (51/56)’ ayeti mucibince sorumluluklarını yerine getirirler ve Yüce Allah’ın, yeryüzündeki halifesi olarak yaratıldıklarının şuuru ile hükümranlığı Allah adına kullanırlar. Onlar imanlarından mutlak manada emin ve kendilerinden emin olunan kimselerdir. Cennet ve Cemallullah ile müşerref olacaklarda onlardır.

Bir nütfeden yaratılmış olduklarından gafil olarak “ Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” diye misal getirenler, “ Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman biz mi yeniden yaratılacağız?” diyenler her türlü yaratmayı en iyi bilen Allah’ın, onları ilk defa yarattığı gibi dirilteceğini akledemeyenler, zandan başka bir şeye tabi olmayanlar, yalandan başka söz de söylemeyenler, insanları Allah’ın yolundan saptıranlar, Allah’a isyan edip, onları aydınlıktan alıp, karanlığı götüren şeytanı dost edinenler, şehvet ve gazabın kölesi olanlar, nefislerini, heva ve heveslerini ilah edinenler işte onlar kâfirlerdir. “ Onların kalpleri vardır ama onlarla gerçeği anlayamazlar; gözleri vardır, lakin onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarda işitmezler işte onlar hayvanlar gibidir; hatta hayvanlardan aşağıdırlar. Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir.(7/179)” Bu demektir ki insan ancak kalbinde, Allah bulunuyorsa insandır değilse de hayvanlardan da aşağıdır.

Önce iman edip, sonra inkâr edenler, yeminlerini kalkan edip, insanları Allah yolundan saptıranlar, müminler ile karşılaşınca ”inandık” deyip, kendi başlarına kaldıklarında müminlere olan kinleri yüzünden parmaklarını ısıranlar, her gürültüyü kendi aleyhlerine sananlar, işte onlar münafıklardır. Onlar düşmandır. Allah onları kahretsin. Münafıklar tövbe etmezlerse ve bu hal üzere ölürlerse onların varacakları yer cehennemdir.

İnsan ”Ahsen-i Takvim” olarak (en güzel şekilde) yaratılmıştır. Ve yaratılış itibari ile iyiye, güzele, doğruya, tekâmüle “iki günü eşit olan mümin ziyandadır.” (Hadisi şerif) uygunluğu ön görülmüştür.

Yaşamaya ilişkin kimliğin oluşumunu ise, tevhit ve şirk kavramları belirler. Bu meyanda Müslüman kimliği taşımak fazla bir anlam ifade etmez. Nitekim (Bedeviler “inandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz. Fakat “boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi… Hucurat/14) ayet-i kerimesi çok açık ve net olarak imanın kalbi bir anlayış olduğunun delilidir. İman kalben mutlak tasdik niteliğinde olunca davranışlarda haliyle iman ile uyumlu olur. Hâl (salih amel) olmadan lafta müslümanlık geçersiz bir iddiadır. Nitekim Ali Nihat TARLAN’ın ifadesiyle:

                “Elestü bezminde postu serenler

                Lafza bakmamışlar, mana demişler.”

Bu demektir ki,  insanın ameli inancının delilidir. İnsanın inancı ile yaşantısı örtüşmüyorsa bu hâl karakter bozukluğudur. Bu bağlamda “ İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” Hadisi şerifi önemli bir uyarıdır.



Bu yazı 887 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI