Diyarbakır’da 17. Tarım ve Hayvancılık Fuarı açıldı. En azından adı öyle.
İçeriğe bakınca insan “Acaba yanlış fuara mı geldik?” diye sormadan edemiyor.
Daha açılışta yaşananlar, aslında geri kalan her şeyin fragmanı gibiydi.
Cevat Delil, çiftçinin derdini anlatmaya çalışırken, Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun ile girilen anız polemiği sahne aldı.
Tarım konuşulması gereken yerde ego yarışı izledik.
Çiftçi bekledi, siyasetçiler tartıştı.
Diyarbakır da olan biteni izledi.
Sonra dönüp fuara bakalım.
"Tarım ve Hayvancılık Fuarı" deniyor.
Ama ortada hayvan yok. Gerçekten yok. Peynir var, zeytin var, çeşit çeşit gıda ürünü var.
Adeta küçük çaplı bir gastronomi festivali.
Ama hayvancılık?
O herhalde davet edilmemiş.
Tavuk yok, yumurta yok, ciğer yok.
Belki kanatlılar bu organizasyona katılmamayı tercih etti, kim bilir?
İnsan ister istemez soruyor:
-Bu fuarın adı yanlış mı kondu, yoksa içeriği mi yanlış dolduruldu?
"Tarım ve Hayvancılık Fuarı” diye gelip “Gastronomi Günleri”ne denk gelmiş olabilir miyiz?
Organizasyon meselesine hiç girmeyelim desek de olmuyor. Çünkü her yerinden eksiklik akıyor.
Daha dün “Diyarbakır’da organizasyon sorunu var.” diyorduk.
Bugün ise bunun canlı yayınını izledik.
Büyük organizasyonlar şehirlerin aynasıdır derler ya, Diyarbakır aynaya bakmak ister mi, orası şüpheli.
Gelelim protokol meselesine…
Hani derler ya “bir şehrin değeri, gördüğü ilgiyle ölçülür.”
Bu fuarda o ölçüyü almak pek zor olmadı.
Bakan yok.
Bakanlık yok.
Eskiden bu şehrin fuarına Tarım Bakanı düzeyinde katılım olurdu.
Mehmet Mehdi Eker gelirdi.
Şimdi?..
Sessizlik...
AK Parti’den il başkanı var, o kadar. Vali deseniz, yok; yerine Vali Yardımcısı gönderilmiş. Adeta “idare edin” denilmiş.
Bütün bu tabloya bakınca ortaya çıkan sonuç şu:
Büyük laflarla şişirilen bir balon… Ne yazık ki daha havalanamadan sönen bir balon.
Diyarbakır yine potansiyelini değil, ihmallerini sergiledi.
Ve biz yine şaşırmış gibi yapıyoruz.