Bir seçim…
Bir sonuç…
Ve ardından gelen görüntüler…
Ama bu kez sıradan bir tartışma değildi.
Bu kez taraflar siyasetçi değil, insan hayatını emanet ettiğimiz hekimlerdi.
İstanbul Tabip Odası seçimlerinin ardından yaşanan arbede, sadece bir kurum içi gerilim olarak geçiştirilemez.
Çünkü bu görüntü, bir meslek grubunun değil…
toplumun güven duygusunun sarsılmasıdır.
MESELE KİM KAZANDI DEĞİL, NASIL KAYBETTİK
Seçimin kazananı belli olabilir.
Ancak ortaya çıkan tabloya baktığımızda şu soru daha ağır basıyor:
Bu süreçte ne kaybettik?
Bir doktorun başka bir doktora slogan üzerinden yürüdüğü,
meslektaşların karşı karşıya geldiği bir görüntü…
Kazananı olan bir seçimden çok,
itibar kaybı yaşayan bir meslek fotoğrafı verdi.
ÜSLUP KRİZİ: SÖZ BİTTİĞİNDE KAVGA BAŞLAR
Burada asıl konuşulması gereken, taraflar değil.
Üslup.
Çünkü bir meslek grubunun kalitesi, sadece bilgiyle değil;
kriz anındaki duruşuyla ölçülür.
Fikir ayrılığı olabilir.
Rekabet olabilir.
Hatta sert tartışmalar da olabilir.
Ama üslup kaybolduğunda…
Yerini gerginlik alır,
gerginlik büyür,
ve sonunda kontrol kaybolur.
Yaşanan tam olarak budur.
HEKİMLİK: SADECE MESLEK DEĞİL, SORUMLULUKTUR
Hekimlik, diğer mesleklerden farklıdır.
Bir mühendis hata yaptığında proje aksar.
Bir tüccar hata yaptığında zarar eder.
Ama bir doktorun hatası…
doğrudan insan hayatına dokunur.
Bu yüzden hekimlik sadece bilgi değil;
sabır, denge ve soğukkanlılık mesleğidir.
Toplum, hekime sadece tedavi için değil,
aynı zamanda güven duygusu için başvurur.
İşte bu yüzden bu tür görüntüler, sıradan bir tartışmadan çok daha büyük anlam taşır.
TARAFLAR DEĞİL, TABLO KONUŞULMALI
Bu olayda taraf tutmak kolay.
Ama asıl zor olan, büyük resmi görmek:
- Bu görüntü genç hekimlere ne anlatıyor?
- Bu tablo hastaların zihninde nasıl bir iz bırakıyor?
- Bu tarz, meslek örgütlerinin geleceğini nasıl etkiliyor?
Cevaplar net değil belki…
Ama risk açık.
SON SÖZ: BEYAZ ÖNLÜK AĞIR BİR SORUMLULUKTUR
Beyaz önlük, sadece bir kıyafet değildir.
Bir duruş, bir temsil, bir güven sembolüdür.
Ve o sembol…
Sadece ameliyathanede değil,
en gergin anlarda bile taşınmak zorundadır.
Çünkü toplumun beklentisi basit:
“Bize şifa verenler, önce kendi içinde sükûneti koruyabilmeli.”
Selam ve Sevgilerimle, hayırlı cumalar...
Mehmet KARAKAŞ
mkarakas112@gmail.com