Şairin; ”İnci gibi” dediği sevgilisinin boynundaki süs boncukları değildir! Evet, şairin inciye benzettiği süs boncukları değil; maalesef Gazze’de ağlayan, feryat eden annelerin gözyaşlarıdır! Evet gasip ve işgalci siyonist İsrail’in işkencesi altında beli bükülmüş kardeşlerimizin yürek yakan gözyaşlarıdır! Bugün Müslümanların gözü önünde uygulanan insanlık dışı hareketler insanım diyenlerin yüreğini sızlatması gerekirken; izleyip geçiyoruz! Bu iğrençlikleri şiir diliyle anlatmaya çalışacağım:
Dökülüyor ağzından kelimeler annenin,
İnci gibi gözyaşları akıyor derinden:
“Otlatıyorlardı eşim ve iki çocuğum koyunları;
Tuttular füze yağmuruna, yaktılar barınakları!"
Anlatıyor üzgün üzgün çoban baba:
“Damgalıyorlar gizliden hayvanlarımızı ovada,
Çalıyorlar sonra, arsız, yavuz hırsızlar!
Verin kurbanlıklarımızı dediğimizde:
“Damgamızı taşıyorlar baksanıza!”
Elimizden alıyorlar zorbaca!”
“Çay yapıyorlar ateşiyle çalıp odunlarımızı,
Tespitini yapıyorlar bu bahaneyle yerimizi!”
“Yakıyorlar ocağımızı acımasızca!
Yıkıyorlar üstümüze; ne varsa!”
Bombalıyorlar, okul, hastane!
Elinde bir parça ekmekle,
Koşarken sevinçle çocuklar eve,
Acımasızca seriyorlar yere!
Kursağımızda kalıyor ekmek!
Hedef oluyoruz bombalara!
İnsafsızlar, yetmiyor mu size!
Uçsuz bucaksız koskoca dünya!
GAZZE KIYISI
At koşturuyorsunuz dört nala altı kıtada,
Hala gözünüz el kadar Gazze kıyılarında!
Kalmadı mı size başka tatil köyü altı kıtada?
Filistin kıyıları mı tatlı geldi kursağınıza?
Boşuna uğraşmayın bizi kandırmaya,
Geçti o günler, enayi yok karşınızda!
Büyük İsrail hayali kalsın kursağınızda!
Kör etmiş sizi çıkarcılık, öldürmüş acımanızı!
Firavun’a öykündürüp çocuk kasabı yapmış sizi!
Hitlere özendirip holokostçu yapmış sizi!
Haman’a hayran ettirip bebek katili yapmış sizi!
Almıştınız soluğu İslam şemsiyesinde oysa!
Korunaksız, barınaksız perişan olduğunuzda!
Kestiniz Filistin’de İslam çocuklarını nankörce!