Mevlana Mühammed Müslihiddin Lari. İran’ın Lari şehrindendir. 1510 yılında İran’ın Lari şehrinde dünyaya geldi. İlk tahsilini doğduğu şehirde yaptı. 1530’lı yıllarda Hindistan’a gitti. Hindistan’da Hüseyin Şah Argun’a ve Babür Hükümdarı Hümayun’a hocalık yaptı. 1555 yılında 1 yıl Halep’te kaldı. Sonra hacca gitti. Bir süre Arabistan’da kaldıktan sonra tekrar Halep’e uğradı. Sonra İstanbul’a gitti. İstanbul’da Şeyhülislam Ebussuud Efendi ile tanıştı. İstanbul’da Müderrislik yaptı.
O yıllarda İstanbul’da bulunan İskender Paşa’nın daveti üzerine İskender Paşa ile beraber Diyarbakır’ a geldi. Bugün Diyarbakır’da bulunan Hüsrev Paşa Camii’nde baş Müderrislik (Müftülük) yaptı. (Günümüzde camii olarak bildiğimiz Hüsrev Paşa Camii eskiden Medrese idi. “Hüsreviye Medresesiydi. Daha sonraki yıllarda minare eklendi camiye çevrildi.) 1579 (ölüm tarihi 1571 ile 1579 yılları arasındadır) yılında Diyarbakır’da vefat edince Sefa camiin yanına gömüldü. Mezarı Sefa camiin batı duvarının yanında bulunan yaklaşık bir buçuk metre yüksekliğinde ki Seki’nin içindedir. Seki’nin içinde 8 veya 9 tane mezar var güneydeki mezar Mevlana Muhammed Müslihiddin Lani’nin mezarıdır. Mezarın başucu taşında Mevlana Muhammed Muslihiddin-i Lari yazar. Ayak taşında yalnız Lari yazılıdır. Camiin güney avlusunun içinde Medrese bulunmaktadır.
Ayrıca Sefa (Parlı) camiin doğu avlusunun içinde Şeyh Abdülcelil isimli zatın mezarı bulunmaktadır.Musul’da Şeyh Abdülcelil Hazretlerinin torunları Abdulcelilzade’lerden 22 tane paşa çıkmıştır.
Diyarbakır Mezopotamya’nın odak noktasında, Dicle nehrinin yanı başında, Mezopotamya’yı kuzey ülkelerine ve Anadolu’ya bağlayan kavşak noktasındadır. Diyarbakır tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar sürekli yerleşim merkezi olarak varlığını sürdürmüştür.
Mervaniler döneminde Diyarbekir’de imar, bilim, sanat ve kültürel faaliyetler açısında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Alimler, şairler ve dünyaca tanınan hekimler burada toplanmışlardır. O dönemde Diyarbekir, İslam aleminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu gelişme Selçuklular, Artuklular ve Osmanlılar döneminde de devam etmiştir. Artuklular zamanında yapılan Mesudiye Medrese’sinde bulunan bir kitabede dört büyük mezhep alimlerinin bir arada eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürdükleri yazılıdır.

KAYNAK
Abdussettar Hayati Avşar. Mehmet Songür Güneydoğu Güncel Gazetesi 2014 İbrahim Coşkun Osmanlı’dan Cumhuriyete Diyarbakır.