Yaşadığımız çağda istenilen bilgiye erişim yalnızca birkaç saniye sürse de, bu erişim hızı beraberinde devasa bir dezenformasyon yığınını ve etik belirsizliği de getirdi. Dijital dünyada yetişkinlerden daha fazla var olan çocuklar ve gençler bu belirsizlikler içerisinde gördüklerini anlamlandırma ve eleştirme konusunda her zamankinden daha fazla rehberliğe ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle Medya okuryazarlığı, seçmeli bir dersten ziyade, dijital dünyada hayatta kalma becerisidir.
Çocuklar ve gençler ‘’dijital yerliler’’ olarak bu dünyanın içine doğsalar da Medya okuryazarlığının temel taşı olan ‘’eleştirel sorgulama ve kaynak doğrulama’’ konusunda yetersiz kalabilmektedir. Zira bu çelişkilerle dolu dünyada her içeriğin bilinçli bir yaratıcısı ve belirli bir kesimi hedef alan amacı bulunmaktadır. Gençlerin bu konuda alıcılarını sürekli olarak açık tutabilmek amacıyla karşılaştıkları her haber veya video hakkında; ‘’Bu içeriği kim hazırladı, Hangi kaynaklara dayanıyor, Tık tuzağı (clickbait) mı yoksa gerçek bir bilgi mi?’’ gibi soruları süzgeçten geçirmeyi ve bireysel şüphecilikten profesyonel dijital araçlara kadar geniş bir alanı kapsayan teyit mekanizmalarını kullanmayı öğrenmeleri gerekmektedir.
Genç zihinleri sınırları belirsiz ve tehlikelerle dolu dijital dünyaya hazırlamak için hem bireysel eğitim kapsamında hem de eğitim kurumlarındaki müfredatlar da yer alması gereken temel başlıklar arasında ‘’Algoritma okuryazarlığı’’ da yer almalıdır. Çünkü sosyal medya platformları, kullanıcıya sadece ilgi alanlarına veya sosyal medya sahiplerinin politik olarak izin verdiği içerikleri sunan algoritmalara göre çalışır. Gençler, ana sayfaya düşen içeriklerin hiçbir zaman tesadüf olmadığını, bir ‘’yankı odası’’ (echo chamber) içinde hapsolabileceklerini bilmelidir. Dolayısıyla farklı görüşlere veya içeriklere erişimin neden kısıtlandığını anlamak, tek tipleşmiş düşünce yapısından kurtulmalarını sağlayacaktır.
Dijital dünyada reklamlar izlenen bir vlogun (video günlüğünün) veya oynanan bir oyunun içerisinde yer alabilmektedir. Gençler bu içeriklerin arasında ürün yerleştirme, sponsorlu içerik ve influencerların da (dijital içerik üreticisi) etkisi ile idealize edilmiş yaşamlar arasındaki farkı öğrenmelidir. Daha açık bir ifade ile medyanın ikna teknikleri ile tüketim alışkanlıklarını nasıl manipüle ettiğini bilmek, gençlerin finansal ve psikolojik olarak daha özgür olmalarını sağlayacaktır. Ayrıca dijital olarak özgür olabilmek için internette paylaşılan her verinin bir dijital ayak izine sahip olduğu unutulmamalı ve kişisel verilerin korunması amacıyla uygulama izinlerine dikkat edilmelidir.
Medya okuryazarlığı eğitimi, çocuklara ne düşünecekleri değil, nasıl düşüneceklerini öğretmeyi amaçlar. Bu yetkinliği kazanan gençler, analiz eden, siber zorbalığa karşı bilgilenen ve etik değerlere sahip çıkan bilinçli kullanıcılar hâline gelirler. Ayrıca bu eğitim ile yapay zekâ ile üretilen görselleri, Deepfake videolarını ve Photoshop ile manipüle edilmiş fotoğraflar hakkında teknik farkındalığa da sahip olurlar. Kısacası, bilinçli bir gelecek inşa etmek için Medya okuryazarlığı eğitiminin her yaş grubu için zorunlu olması gerekmektedir.
YASEMİN ENSARİ
SOSYOLOG-GAZETECİ