|
Tweet |
Vedat Kardaş
Sabah saat 09.00’dan itibaren devre dışı kaldığı belirtilen hastane otomasyon sistemi, adeta tüm hastaneyi kilitledi.
Ne hasta kaydı yapılabildi, ne reçete yazılabildi, ne de tetkik sonuçlarına ulaşılabildi. Polikliniklerde oluşan yığılma, koridorları bekleme alanına çevirirken, vatandaşlar saatlerce hizmet alamadan beklemek zorunda kaldı. Sağlık çalışanları ise sistemin çalışmaması nedeniyle elleri bağlı şekilde süreci yönetmeye çalıştı.
Ancak asıl tartışma konusu teknik arızadan çok, bu arızaya karşı verilen – ya da verilemeyen – yönetim refleksi oldu. Hastane yönetiminin ve başhekimliğin sürece ilişkin etkisiz kaldığı yönündeki iddialar, tepkileri daha da artırdı. Saatlerce süren aksaklığa rağmen kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılmaması ise eleştirilerin dozunu yükseltti.
Vatandaşlar, “her kriz anında aynı tablo” diyerek tepki gösterirken, sağlık çalışanları da sistemsel altyapı sorunlarının artık kronik hale geldiğini dile getiriyor. Modern hastane iddiasıyla hizmet veren bir kurumda, temel dijital sistemlerin bu kadar uzun süre devre dışı kalması kabul edilebilir olmaktan uzak.
Sorulması gereken soru net:
Bu kadar kritik bir sağlık tesisinde, tüm hizmeti durdurabilecek bir sistem arızasına karşı neden etkili bir yedek plan yok?
Ve daha önemlisi:
Sistem çökerken, yönetim neden sadece izlemekle yetiniyor?
Hastalar mağdur, sağlık çalışanları çaresiz, sorumluluk makamları ise sessiz. Bu tablo, yalnızca teknik bir arıza değil; aynı zamanda yönetim zafiyetine dair ciddi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.