Bugun...


Abdulhay Okumuş

facebook-paylas
KÜLTÜR ASİMİLİSYONU İNSANLIK SUÇUDUR.
Tarih: 04-05-2026 00:01:00 Güncelleme: 04-05-2026 00:01:00


 

 Urfalı bir Kürt ve Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği Başkanı olan Ferhat Göçer’in, Kürtçe müziğin Türkçeye çevrilmesine yönelik sözleri,ne kültür adına nede insanlık adına kabul edilemez bir söylemdir.
Ferhat Göçer, bu sözleri söylerken, ya egemen ulusların,ezilen ulusu asimile etme çabasından bihaber ve bir cehalet sonucu veya kürt kültürünün asimile edilmesinin sistemini  bilinçlice yürütmeye çalışan bir devşirme psikolojisi ile söylemiştir.
Ferhat Göçer'in bir tıp doktoru ve Genel Cerrahi uzmanı olduğuna bakıldığında,hiçte bilmeden söylediği bir şey olmadığı anlaşılıyor.
Ferhat Göçer, ulusların kültürünün dününü bu gün yaşatan ve yarınlara taşıyan bir faktör olduğunu bildiğini var sayıyor ve kendi benliğine karşıtlık içinde olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca Ferhat Göçer'e, Sanatı ve sanatçıyı korumak adına, kültür asimilasyonuna hizmet ettiğini ve kendisininde mensubu olduğu Kürt ulusunun kültürünü asimile etmeye çalışarak kendi kültürünü yok etme çabasında olan bir zavallı olduğunu hatırlatırım, ona, kürt müziğine cumhuriyet tarihi boyunca hangi sistem ile uğraşıldığını öğrenmesi için bir özet sunuyorum.

ASİMİLASYON VE MÜZİK

Asimilasyon, latinccsimt'lus (benzer) kelimesinden türetilmiş Fransızca ve İngilizce'de ortak olan bir kelimedir. Sözlük anlamı bir şeyi değiştirerek kendine benzetme, yahut bir şeyin değişerek başka bir şeye benzemesidir. Türkçeye "özümleme" ve "Özümseme" diye çevrilmekte ise de, bu kelimelerin, sözcüğün latince asliyle ilişkisi yoktur. Fransızca ve İngilizce'deki kullanılışına göre asimilasyon iki farklı anlam ifade eder:
 1- Bir grup veya genellikle azınlıkta olan bir grubun kendi kültürlerinden farklı hakim bir kültür tarafından özümlenmesi ve kendisine benzetilmesi. 
 2- Bir grup ve azınlığın başka bir kültür içinde kendini eritmesi ve ona benzemesidir.

Asimilasyon politikaları, egemen uluslarca farklı yöntemlerle uygulanmaktadır,özellikle egemen ulusların dili pazara hakim olduğundan,bunu eğitim kurumlarından başlayarak hayatın her alanında kendi dil ve kültürlerini dayatarak diğer etnik yapıların dili ve kültürü eritilip kendine benzetme politikaları güderler, özellikle Türkiyede Kürtler üzerindeki asimilasyon politikası oldukça sistemli götürülmeye çalışılmış,zamana yaymayı bile tolere edemeyen egemen sistem,yasaklamalar ve cezalandırmalara kadar gidebilmişlerdir.Bu yöntemlerden bir taneside Kürt müziği üzerindeki asimilasyon politikasıdır.
1926 da,dönemin yöneticileri Türkiye genelinde var olan,değişik dillerdeki müzik parçalarını Türkçeye çevirip yeni Türkiyenin inşa edilebileceğini düşünüyor ve bu düşünce ile Darü’l Elhan müdürü Yusuf Ziya bey liderliğinde bir ekip ile Türkiye genelinde seyahatler düzenlerler.
 -Birinci gezi:   Rauf Yekta,Duru Turan ve Ekrem Besin in yer aldığı Darü’l Elhan heyeti, İlk seyahatini,2 Eylül 1926 günü samsundan yola çıkar,ilk durakları da Adana olur,ordan Antep ve Urfa ya gidilerek toplam 250  müzik parçası kayıt altına alınır.
-İkinci gezi , Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı , Ankara Devlet Konservatuarı öğretmenleri tarafından Ulvi Cemal ERKİN başkanlığında olmak üzere1938 yılında gerçekleşir.ERKİN in iki yardımcısından Biri aslen Diyarbakırlı olan Muzaffer Sarısözen , diğeri de Arif Atikan’dır,Bu seyahattede 491 halk şarkısı derlenir.
-Üçüncü gezi TRT tarafından 1967′de yapılır. Tüm Türkiye’den 1788 parça derlenir. 
Dördüncü gezi , Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi tarafından 1976 yılında gerçekleşir. Bu gezi, bütünüyle Urfa’yı kapsar. Urfa’dan toplam 300 halk ezgisi derlenir.
Derlemeler sonucu elde edilen Kürtçe parçaların çoğuna “Urfa ağzı” , “Diyarbakır ağzı” , “Antep ağzı” gibi tanımlamalar getirilmiştir.
Toparlanan bu türkü ve halk ezgilerinin ilk icraları Ankara Radyosu müdürü Mesut Cemil Bey’in önerisi üzerine bir heyet tarafından yapılması öngörülmüştür. 1948′de adı geçen heyet oluşturulup “Yurttan Sesler” adıyla halk müziği yayınları başlatılır.
1970 li yıllardada Urfalı Mehmet ÖZBEK başkanlığında kurulan ‘’Türk Halk Müziği Derleme Komitesi’’de aynı çalışmaları sürdürerek asimilasyon politikasının devamını sağladığı görülmektedir.
toplanan eserler asıllarındaki dilden (Kürtçe) bir başka dile (Türkçe) çevrilmekteydi. İşin enteresan tarafı da derlenen Kürtçe eserlerin Türkçe’ye çevrilmesi, ve bizzat Kürt sanatçılarına da Türkçe okutulmasıydı.
derlenen eserlere bakıldığında. Derlenen ilk eserlerden biri “Kürdün Gelini” dır. Bu Eser, “Türkmen Gelini” olarak çevrilmiştir.İlk Kürtçe eserleri Türkçe okuyan sanatçılar : Celal Güzelses , Mukim Tahir , Kel Hamza , Cemil Cankurt gibi sanatçılardır. Bu isimlere zamanla Mahmut Güzelgöz ,Kazancı Bedih ,  Nuri Sesigüzel ,Mehmet Özbek, İbrahim Tatlıses , Burhan Çaçan , İzzet Altınmeşe gibi sanatçılar eklenmiştir.Ayrıca Şivan Perwer’in“De Lorî ” adlı parçasını, Güler Işık yıllarca kulaklarımıza “Şey Yani ” olarak fısıldadı.Kürtçeden Türkçeye çevirilen halk türküerinin belli başlılarını sıralarsak;
ORİJİNAL KÜRTÇE ADI              TÜRÇEYE ÇEVİRİLMİŞ ADI
Yek mumik                     (Bir mumdur iki mumdur)
Hinnê bînin li destêkin                   (Kınayı getir ane)
Lawo Destêmin berde                  (Makaram sarı bağlar)
Lê dotmam lê dotmam                 (Ben yetim ben öksüz)
Canê canê                                    (Caney caney)
Ez kevokim lê lê                          (Hele yar zalim yar)
Lê nazê nazê                                (Nazey)
Lê Xanim xan xanimê                  (Le hanım)
Rabe cotkar dihno rabe               
(Beyaz gül Kırmızı gül)
Çavit Civana Leyla                        (Çavuş Kızı Leyla)
 Lorke Lorke                                  (Diyarbakır Güzel Bağlar)
Sînemê                                          (Zap Suyu)
Esmeramin                                    (Kibar Yarim Esmerim)
            Bu liste oldukça uzatılabilir bi listedir, ancak asimilasyonun son bulduğunu ve kültürün önemli bir öğesi olan müziğin böylesine hoyratça kendine bezetmeye çalışan egemen ulusun yöneticileri asimilasyon bitti demagojisini hala sürdürmektedirler.
Ayrıca kürt sanatçı sevgili Nizamettin ARIÇ tan söz etmedende geçemeyecğim, zira 1979 veya 80 yılında TRT den bir röprtaj dan dolayı atıldıktan sonra çıkardığı kasetinin tamamını  maalesef  Şıvan PERWER ve Aram TİGRAN ın parçalarını Türkçeye çevirerek yapmıştır.aslında Şıvan ın Ey firat firat, Lê dotmam, Aram ın  Almastamin ji dersê tê  ye kadar bir çok parçayı Nizamettin ARIÇ Türkçeye çevirmiş ve bu asimilasyonist politikaya katkı sunmuştur,Nizamettin ARIÇ, bu konuda Kürt halkına bir özür borçludur.Yeni nesil bazı Kürt sanatçıların popülarite uğruna hala bu anlayışa hizmet ettiğinide belirtmeden geçemeyeceğim.
Asimilasyon Dili unutturmak değil, asıl kültürünü yok etmektir.



Bu yazı 82 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI