Bugun...


Hakan MUHTAR

facebook-paylas
MİLLİ EĞİTİM’DE TORPİL SİSTEMİNİN SONUÇLARI VE SORUMLULARI
Tarih: 04-05-2026 00:02:00 Güncelleme: 04-05-2026 00:02:00



Bir toplumun geleceğini inşa eden en kritik kurum eğitimdir. Eğitim sistemi
yalnızca akademik başarı üretmez; aynı zamanda adalet duygusu, etik
değerler ve toplumsal düzenin temelini de şekillendirir. Ancak bu sistemin içine
liyakatsizlik, torpil ve adaletsizlik yerleştiğinde, ortaya çıkan sonuçlar yalnızca
bireysel mağduriyetlerle sınırlı kalmaz. Bu çürümüşlük, zamanla toplumsal bir
krize dönüşür.
Bugün ülkemizde Milli Eğitim sistemi etrafında tartışılan konuların başında
torpil, mobbing ve liyakat eksikliği geliyor. Bu meseleler yalnızca öğretmenlerin
kariyerini değil, doğrudan öğrencilerin psikolojisini, davranışlarını ve geleceğini
de etkiliyor. Çünkü çocuklar yalnızca ders kitaplarından değil, gördükleri
adaletsizliklerden de öğrenirler.
BALIKESİR’DE TORPİLİ YOK DİYE BİR KADIN BİLİM ÖĞRETMENİNE
ZORBALIK VE MOBBİNG
Bir eğitim sisteminin kalitesini anlamak için en iyi yöntem, o sistemde çalışan
öğretmenlerin nasıl muamele gördüğüne bakmaktır. 
Balıkesir’de yaşanan olay, bu açıdan çarpıcı bir örnek sunuyor: Kariyer sahibi,
doktoralı, alanında yetkin bir bilim öğretmeni… EKYS ve mülakatları başarıyla
geçmiş. Yani sistemin koyduğu tüm kriterleri yerine getirmiş. Ancak buna
rağmen, yalnızca “Ankara’da güçlü bir bağlantısı olmadığı”ndan görevinden
uzaklaştırılıyor, mobbinge maruz kalıyor ve kurum dışına itiliyor.
Bu olay bireysel bir haksızlık olmanın ötesinde, sistemin nasıl işlediğine dair
derin bir soruyu gündeme getiriyor: Eğer başarı için emek ve liyakat yeterli
değilse o zaman kim, neye göre karar veriyor?
Bir öğretmenin hakkının gasp edilmesi, sadece o kişiyi değil, o öğretmenin
öğrencilerini de etkiler. 
Çünkü öğrenciler şunu görür: 
“Doğru olmak, çalışmak, başarılı olmak yetmiyor.” 
Bu algı ise eğitim sisteminin en büyük yıkımıdır.
KAHRAMANMARAŞ’TA 14 YAŞINDA BİR ÖĞRENCİ VE SİSTEMİN
GÖLGESİ
Kahramanmaraş’ta birkaç gün önce yaşanan ve henüz 14 yaşındaki bir
öğrencinin fail olduğu trajik olay, yalnızca bireysel bir vaka olarak ele alınamaz.

İddialara göre öğrencinin ciddi psikolojik sorunları bulunmasına rağmen,
ailesinin devlet içindeki güçlü konumu nedeniyle gerekli önlemler alınmamış ve
süreç normal bir öğrenci gibi devam ettirilmiştir.
Burada çok kritik bir nokta var: Eğitim sistemi, çocukları korumak için vardır.
Eğer bir öğrencinin psikolojik durumu risk teşkil ediyorsa, bu durum
profesyonel şekilde ele alınmalı, gerekli yönlendirmeler yapılmalıdır. Ancak
torpil veya statü nedeniyle bu süreçlerin işletilmemesi, hem o öğrenciye hem
de çevresine zarar verir.
Bu tür olaylar bize şunu gösteriyor: Liyakatsizlik yalnızca kariyer basamaklarını
etkilemez; doğrudan insan hayatını etkiler.
ŞANLIURFA’DA OKUL SALDIRISI VE ARTAN ŞİDDET
Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırısı sonucunda yaralanan öğrenciler ve
öğretmenler, eğitim sisteminde büyüyen başka bir sorunu gözler önüne
seriyor:  “Şiddetin normalleşmesi”.
Bu tür olayların ardından genellikle şu nedenler sıralanır:
* Savaş oyunları,
* Mafya filmleri,
* Aile içi eğitim eksikliği…
Elbette bu faktörlerin etkisi vardır. Ancak gözden kaçan daha derin bir neden
var: “Adaletsizlik”.
Bir öğrenci, öğretmenine sistematik olarak mobbing uygulandığını görüyorsa,
güçlü olanın haklı sayıldığını gözlemliyorsa, cezaların adil verilmediğine şahit
oluyorsa, zihninde şu algı oluşur: 
“Güçlüysen istediğini yapabilirsin.”
Bu algı ise akran zorbalığının ve şiddetin temelini oluşturur.
TORPİL, MOBBİNG VE ADALET DUYGUSUNUN ÇÖKÜŞÜ
Milli Eğitim içinde torpil iddiaları yalnızca atama süreçleriyle sınırlı değil. 
Benzer şekilde; soruşturmalar, görev değişiklikleri ve disiplin süreçlerinde de
torpilin etkili olduğu görülmektedir.
Özellikle kadın öğretmenlere yönelik mobbing ve sürgün haberleri, sistemin ne
kadar ağır bir baskı mekanizmasına dönüşebileceğini gösteriyor.
Bir öğretmen:
* Hakkını aradığı için soruşturmaya uğruyorsa,

* Sürgün edilerek cezalandırılıyorsa,
* Sistematik baskıya maruz kalıyorsa…
Bu yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu, artık, kurumsal bir sorundur.
Öğrenciler bu tabloyu izler ve zihnine kaydeder.
Bir öğrenci, öğretmeninin haksızlığa uğradığını ve bunun cezasız kaldığını
görüyorsa, şu sonucu çıkarır:
* “Adalet yoktur”.
* “Güç önemlidir”.
* “Haklı olmak yeterli değildir”.
Bu düşünce yapısı ise toplumun geleceğini ciddi anlamda tehdit eder.
SİSTEMİN ÜRETTİĞİ TEHLİKELİ ALGI
Eğitim yalnızca bilgi aktarımı değildir; aynı zamanda davranış modellemesidir. 
Öğrenciler öğretmenlerinden çok, görüp deneyimleyipnyaşadıklarıyla sistemin
nasıl işlediğini öğrenir.
Eğer bir sistemde:
* Liyakat yoksa,
* Torpil varsa,
* Haksızlık cezasız kalıyorsa…
Bu sistem şu mesajı verir:
“Kurallar herkese eşit uygulanmaz.”
Bu mesaj, çocukların karakter gelişimini doğrudan olumsuz etkiler. Özellikle
ergenlik çağındaki bireyler için bu düşünme biçimi son derece kritiktir.
Bu tarz uygulamalara şahit olan bir öğrenci şunu düşünmeye başlar:
* “Öğretmene bile mobbing yapılabiliyorsa, ben de yapabilirim.”
* “Güçlü olan kazanır.”
* “Adalet aramak risklidir.”
Bu noktada akran zorbalığı sadece bireysel bir problem olmaktan çıkar, eğitim
sisteminin aksayan yönlerinin bir yansıması haline gelir.
TÜM TOPLUMU İLGİLENDİREN SORU
Liyakat sahibi bir öğretmen, yalnızca torpili olmadığı için mobbinge uğruyorsa,
sürgün ediliyorsa ve sistematik olarak cezalandırılıyorsa…

Bunu gören öğrenciler arasında adalet duygusu nasıl gelişebilir?
* Makam dağılımı adil değilse,
* Kazanılmış kariyer hakları korunmuyorsa,
* Kurum içinde eşitlik yoksa…
Okulda ve sınıfta adalet nasıl sağlanabilir?
Bu sorunlar yalnızca bireysel değil, devlet politikası düzeyinde ele alınması
gereken sorunlardır.
EĞİTİMDE LİYAKAT YOKSA GELECEK DE YOKTUR
Eğitim sistemi bir ülkenin omurgasıdır. Bu omurga zayıfladığında, toplumun
tamamı etkilenir.
Bugün yaşanan:
* Öğretmenlere yönelik mobbing,
* Öğrenciler arasında artan şiddet,
* Okullarda yaşanan trajik olaylar…
Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir.
Hepsi aynı sorunun farklı yüzleridir: “Liyakatsizlik”.
Liyakatın olmadığı yerde:
* Güven olmaz.
* Adalet olmaz.
* Saygı olmaz.
En önemlisi ise umut olmaz.
BU BİR EĞİTİM KRİZİDİR
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo basit bir yönetim sorunu değil, acilen
çözümlenmesi gereken derin bir sistem krizidir.
Torpil ve liyakatsizlik yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını etkileyen bir
zincir reaksiyon meydana getirir:
* Öğretmen mağdur olur.
* Öğrenci yanlış öğrenir.
* Şiddet artar.
* Adalet duygusu yok olur.
Ve sonunda bu süreç, kontrol edilemez olaylara yol açar.

Eğer eğitim sisteminde adalet sağlanmazsa, toplumun hiçbir alanında adalet
kalmaz.
Bu nedenle yapılması gerekenler açıktır:
* Liyakat esas alınmalı,
* Mobbing ve torpil iddiaları şeffaf şekilde soruşturulmalı,
* Öğretmenler korunmalı,
* Öğrencilere adalet duygusu yeniden kazandırılmalı.
Aksi halde, bugün konuştuğumuz olaylar yarının daha büyük krizlerinin
habercisi olmaya devam edecektir.
Kapıya polis koymakla, çanta aramakla bir yere kadar çözüm üretilebilir ama
bu dehşet verici olayların asıl nedenleri liyakatsizlik, torpil ve mobbingdir.
Toplumsal köklerimizi çürüten bu parazitel yapılaşmalardan acilen kurtulmamız
elzemdir.
Hakan MUHTAR



Bu yazı 96 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI