Ailenin çöktüğü yerde sadece evler dağılmaz; umutlar, nesiller ve medeniyetler de yıkılır."
Bir sosyolog, yıllar süren araştırmasının ardından suç oranlarının yüksek olduğu bir bölgede cezaevindeki mahkûmlarla görüşür. Mahkûmlara ortak bir soru sorar:
"Hayatınızda en çok neyin eksikliğini hissettiniz?"
Cevaplar farklı görünse de özünde aynı noktada birleşir. Kimisi babasının hiç yanında olmadığını, kimisi annesiyle yıllarca konuşamadığını, kimisi ise sevgi ve ilgi görmeden büyüdüğünü anlatır.
Araştırmacı daha sonra şu tespiti yapar:
"Bir toplumun hapishanelerini küçültmek istiyorsanız, önce ailelerini büyütün."
Gerçekten de aile sadece bir ev değil; insanı hayata hazırlayan ilkokuldur. Orada sevgi öğrenilir, orada merhamet filizlenir, orada karakter şekillenir. Ailenin kaybedildiği yerde yalnız fertler değil, toplumlar da geleceğini kaybetmeye başlar.
Bir ağacın kökü ne kadar sağlam olursa gövdesi o kadar güçlü, meyvesi o kadar bereketli olur. Toplumların kökü ise ailedir. Aile; sevginin, merhametin, fedakârlığın, sadakatin ve sorumluluğun öğrenildiği ilk yerdir. İnsan şahsiyetinin temelleri burada atılır, toplumun geleceği burada şekillenir.
Bugün insanlık, teknolojide büyük ilerlemeler kaydetmesine rağmen aile konusunda ciddi bir imtihan vermektedir. Boşanmaların arttığı, yalnızlığın yaygınlaştığı, nesiller arası bağların koptuğu ve bireyselliğin kutsandığı bir çağda aile kurumu her zamankinden daha fazla korunmaya muhtaçtır. Çünkü aileyi kaybeden fert kimliğini, toplum ise geleceğini kaybeder.
Kur’an’ın İnşa Ettiği Aile Medeniyeti
Yüce Allah şöyle buyurur:
"Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması da O'nun ayetlerindendir." (Rum, 21)
Bu ayet aileyi yalnızca sosyal bir kurum değil, Allah'ın varlığını gösteren ilahi bir ayet olarak tanımlamaktadır. Ailenin temelinde sevgi, şefkat ve merhamet vardır.
Bir başka ayette Rabbimiz:
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrîm, 6) buyurarak aileye karşı manevi sorumluluğumuza dikkat çekmektedir.
Kur’an’ın hedeflediği toplum, sağlam ailelerden oluşan bir toplumdur. Çünkü aile bozulduğunda toplumun ahlaki ve manevi dengesi de bozulur.
Peygamberimizin Aileye Verdiği Değer
Resûlullah (sav) "Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır."
Bu hadis aile içi ilişkilerin İslam’daki yerini açıkça ortaya koymaktadır. Peygamber Efendimiz, evinde kaba bir yönetici değil; merhametli bir eş, şefkatli bir baba ve anlayışlı bir aile reisi olmuştur.
Hz. Aişe validemiz, O’nun (sav) aile fertlerine karşı son derece nazik davrandığını ve ev işlerinde yardımcı olduğunu rivayet etmektedir.
Bugün aile içinde sevgi dilinin kaybolması, birçok problemin başlangıç noktasıdır. Oysa sünnet bize sevgiyle kurulan bir yuvanın toplumun en güçlü kalesi olduğunu öğretmektedir.
Sahabenin Aile Anlayışı
Bu noktada Hz. Ömer'den nakledilen ibretli bir hadise üzerinde düşünmek gerekir.
Bir gün Hz. Ömer (ra), Medine sokaklarında dolaşırken ağlayan bir çocuk görür. Sebebini sorunca çocuk, babasının kendisini sürekli başkalarıyla kıyasladığını ve ne yaparsa yapsın onu memnun edemediğini söyler.
Hz. Ömer çocuğun babasını çağırır ve ona şu uyarıda bulunur:
"Sen çocuğunun hakkını yerine getirmeden onun senden hakkını yerine getirmesini bekliyorsun."
Bugün birçok ailede yaşanan problemler de tam olarak buradan kaynaklanmaktadır. Çocuklarımızı anlamadan onların anlamalarını bekliyoruz. Onları dinlemeden bizi dinlemelerini istiyoruz. Oysa aile sevginin, ilginin ve karşılıklı anlayışın üzerine inşa edilir.
Hz. Ömer (ra), çocuk terbiyesinin önemine dikkat çekmiş ve anne-babaların çocuklarına karşı sorumluluklarını hatırlatmıştır.
Hz. Ali (ra) ise: "Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin." sözüyle aile eğitiminde ufuk açıcı bir anlayış ortaya koymuştur.
Sahabe nesli çocuklarını sadece geçim sahibi bireyler olarak değil; iman, ahlak ve şahsiyet sahibi insanlar olarak yetiştirmeye çalışmıştır.
Güçlü Aile Güçlü Fert Demektir
Bir bilgeye sormuşlar: "Bir çocuğun eğitimine ne zaman başlamalıyız?"
Bilge çocuğun yaşını sormuş. "Beş yaşında."
Bilge üzülerek şöyle demiş: "O halde beş yıl geç kalmışsınız."
Gerçekten de eğitim okul kapısında değil, aile ocağında başlar. Bir çocuğun ilk öğretmeni annesi, ilk rehberi babasıdır.
Sevgi gören çocuk özgüven kazanır. Değer verilen çocuk sorumluluk sahibi olur. Ahlak öğrenen çocuk topluma faydalı bir birey hâline gelir.
Bağımlılık, şiddet, yalnızlık, kimlik bunalımı ve ahlaki savrulmaların arttığı günümüzde aile her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir.
Gençleri korumanın yolu sadece yasaklar koymak değil; onları sevgiyle kuşatan güçlü aile ortamları oluşturmaktır.
Toplumun Huzuru ve Refahı Aileden Başlar
Bir devlet adamına: "Bir ülkeyi kalkındırmak için ilk ne yapılmalıdır?" diye sorulmuş.
Herkes ekonomi, sanayi ve teknoloji cevabı beklerken şöyle demiş: "Önce anneleri eğitin."
Şaşıranlara şu açıklamayı yapmış: "Çünkü iyi anneler iyi aileleri, iyi aileler iyi nesilleri, iyi nesiller de güçlü devletleri meydana getirir."
Aslında bu söz, asırlardır İslam medeniyetinin dile getirdiği büyük hakikatin farklı bir ifadesidir. Ekonomik kalkınma, teknolojik ilerleme ve siyasi başarılar önemlidir. Ancak bunların kalıcı olabilmesi sağlam aile yapısına bağlıdır.
Ailelerin güçlü olduğu toplumlarda suç oranları azalır, sosyal dayanışma artar, huzur ve güven ortamı güçlenir.
Bugün karşı karşıya bulunduğumuz birçok sosyal problemin temelinde aile kurumunun zayıflaması bulunmaktadır.
Bu nedenle aileyi korumak sadece bireysel değil, milli ve medeniyet çapında bir sorumluluktur.
Bugün birçok anne-baba çocuklarına daha büyük evler bırakmanın hesabını yapıyor. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey büyük evler değil, büyük yüreklere sahip anne ve babalardır. Miras olarak bırakılacak en kıymetli servet; güzel ahlak, sağlam iman ve huzurlu bir aile ortamıdır.
Bir nesli silahla yok etmek yıllar alabilir. Fakat aileyi zayıflatmak çoğu zaman bir nesli çökertmeye yeter. Bu yüzden aileyi korumak sadece bir sosyal görev değil, aynı zamanda bir iman, bir vicdan ve bir medeniyet meselesidir.
Sonuç
Aile; insanın ilkokulu, ilk sığınağı ve ilk terbiyecisidir. Güçlü aileler güçlü fertleri, güçlü fertler güçlü toplumları meydana getirir.
Bugün yapılması gereken; aileyi değersizleştiren anlayışlara karşı çıkmak, evlerimizi Kur’an’ın nuru ve sünnetin ahlakıyla yeniden ihya etmektir.
Unutmayalım ki bir milletin geleceği, ailelerinin sağlamlığı kadar güçlüdür. Aileyi kaybeden fert kimliğini, toplum ise geleceğini kaybeder.
Dua
Allah'ım! Ailelerimizi iman, muhabbet ve merhamet üzerine kurulan yuvalardan eyle. Eşlerimizin arasına sevgi, çocuklarımızın kalplerine hidayet nasip eyle.
Milletimizi aile kurumunu koruyan, nesillerini iman ve ahlakla yetiştiren toplumlardan eyle. Evlerimizi huzurun, bereketin ve Kur’an nurunun merkezi kıl. Âmin.
Ahmet YOLDAŞ
Türkiye Aile Meclisi İl Başkanı