seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort
Bugun...


Hüseyin Kamil Kadıoğlu

facebook-paylas
TESETTÜRÜN ÖNÜNE HİÇBİR BAŞARI GEÇEMEZ
Tarih: 11-09-2026 00:02:00 Güncelleme: 11-09-2026 00:02:00


 

Bugün kadınların spordaki başarıları üzerinden konuşurken önemli bir noktayı gözden kaçırıyoruz. Madalya, derece, şöhret, millî forma, alkış… Bunların tamamı insan hayatında değer taşıyabilir. Fakat Müslüman için bütün bu değerlerin üzerinde Allah’ın emri vardır.

Çünkü biz başarıyı yalnızca insanların alkışıyla ölçmeyiz. Bizim için asıl ölçü Allah’ın rızasıdır.

Bir Müslüman kadın için tesettür, toplumun sonradan ortaya çıkardığı bir kıyafet tercihi değildir. Tesettür Allah’ın emridir. Kur’an-ı Kerim’de açıkça bildirilen bir hükümdür. Dolayısıyla mesele “Kadın istediğini giyebilir mi?”, “Spor yaparken böyle giyinmek zorunda mı?” veya “Başarılıysa kıyafeti neden mesele ediliyor?” seviyesine indirilemez.

Müminin temel sorusu şudur:

Allah ne emrediyor?

Allah’ın emri belli olduktan sonra bizim tercihimiz, modamız, spor anlayışımız, toplumun alkışı veya insanların beğenisi ikinci plandadır.

Bugün bir kadın sporcunun uluslararası arenada madalya kazanması elbette dünyevî anlamda bir başarıdır. İnsanlar onu alkışlayabilir, gazeteler manşet yapabilir, milyonlarca insan gurur duyabilir. Fakat Müslüman açısından burada daha temel bir soru vardır:

Bu başarı Allah’ın razı olduğu ölçüler içerisinde mi elde edildi?

Çünkü Allah’ın emrine karşı gelerek elde edilen bir dünyevî başarının insanlardan aldığı alkış, onu Allah katında makbul hâle getirmez.

Bunu söylerken kimsenin şahsî niyetini okumuyoruz. “Şu sporcu kesin şöyledir” demiyoruz. Kimin Allah katında nasıl değerlendirileceğini elbette Allah bilir. Bizim konuştuğumuz şey ölçüdür.

Bir Müslüman için ölçü şudur: Allah’ın emri, insanların beğenisinden önce gelir.

Tesettür konusunda da mesele tam olarak budur.

“Başarılı ama…”

Hayır.

Müslüman açısından cümleyi böyle kuramayız.

Başarı vardır; fakat Allah’ın emri de vardır.

Başarı vardır; fakat namaz vardır.

Başarı vardır; fakat helal-haram vardır.

Başarı vardır; fakat tesettür vardır.

Ve bunların hiçbirisi Allah’ın emrinin önüne geçirilemez.

Üstelik tesettür sadece kadının üzerine yüklenmiş bir sorumluluk da değildir. Kur’an önce erkeklere bakışlarını haramdan sakınmalarını emreder, ardından kadınlara da örtünme ve ziynetlerini teşhir etmeme konusunda emir verir. Yani İslam hem göze hem bedene, hem erkeğe hem kadına bir ahlâk ölçüsü koymuştur.

Burada modern dünyanın bize unutturduğu başka bir gerçek daha var: Her görünen şey masum bir görüntü değildir.

İnsan fıtratı vardır. Kadın ile erkek arasındaki farklılıklar vardır. Bedenin teşhir edilmesinin karşı tarafta doğal bir dikkat, merak veya cinsel çağrışım oluşturması şaşırtıcı değildir. İslam işte bu fıtratı yok saymaz; onu terbiye eder.

“Bakan kendini tutsun” demek erkeğin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Ama “Nasıl olsa erkek bakmasın, kadın istediğini gösterebilir” demek de tesettür emrini ortadan kaldırmaz.

İkisi de Allah’ın emridir.

Bu nedenle bir Müslüman toplumda kadının bedeninin spor, reklam, moda veya medya adı altında sürekli görünür hâle getirilmesini sorgulamak gericilik değildir. Tam tersine bu, mahremiyet ve haya kavramlarının hâlâ yaşadığını gösterir.

Tesettür kadının başarısına engel değildir.

Asıl soru şudur:

Neden başarıya ulaşmanın bedeli Allah’ın emrine aykırı giyinmek olsun?

Neden Müslüman kadın spor yaparken de Allah’ın koyduğu tesettür ölçülerine uygun kıyafetler tasarlanmasın?

Neden “Başarılı olmak istiyorsan önce bu ölçülerden vazgeçmelisin” anlayışını kabullenelim?

Ben bunu kabul etmiyorum.

Çünkü Müslümanın hayatında Allah’ın emri pazarlık konusu değildir.

Madalya kaybedilebilir.

Şampiyonluk kaybedilebilir.

Şöhret kaybedilebilir.

Alkış bugün vardır, yarın yoktur.

Ama Allah’ın rızası için terk edilen bir şeyin değeri başkadır.

Bu sebeple kadınlarımızın spor yapmasına, eğitim almasına, çalışmasına, üretmesine veya başarı kazanmasına karşı çıkmak değildir mesele. Mesele, başarının Allah’ın emrine rağmen değil, Allah’ın emrine uygun şekilde aranmasıdır.

Biz kadınlarımızın sadece madalya kazanmasını değil, Allah’ın rızasını kazanmasını isteriz.

Çünkü bizim inancımızda en büyük başarı kürsüye çıkmak değildir.

En büyük başarı, insanın Rabbi’nin huzuruna yüz akıyla çıkabilmesidir.

Ve tesettür konusunda ölçümüz çok açıktır:

İnsanların alkışı için Allah’ın emrinden vazgeçilmez.

Millî gurur için dinî hassasiyet feda edilmez.

Madalya için mahremiyet terk edilmez.

Çünkü Müslüman için Allah’ın emrinin önüne geçebilecek hiçbir dünyevî başarı yoktur.

Hüseyin Kamil Kadıoğlu 
İrade Hareketi Genel Koordinatörü



Bu yazı 2352 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI