40 YILLIK YARA KAPANIYOR MU? ŞİMDİ SİLAHLAR SUSACAK, TÜRKİYE KAZANACAK!
Türkiye bugün yalnızca bir kanun maddesini değil, bir dönemin kapanma ihtimalini konuşuyor.
Kırk yılı aşkın süredir Türkiye’nin üzerine çöken terör gölgesinin sona erdirilmesi yolunda TBMM’de ortaya konulan irade, bana göre sıradan bir siyasi gelişme değildir.
Bu, Türkiye’nin geleceğine dair tarihi bir eşiktir.
Çünkü bu ülke terörün bedelini çok ağır ödedi.
Analar evlatlarını toprağa verdi. Babalar çocuklarının tabutuna omuz verdi. Gençler hayatlarının baharında aramızdan ayrıldı. Güvenlik güçlerimiz vatanın her karışında büyük fedakârlıklar ortaya koydu.
Türkiye sadece can kaybetmedi.
Türkiye yıllarını kaybetti.
Ekonomik kaynaklarını, yatırım imkânlarını, kalkınma fırsatlarını, toplumsal enerjisini ve en önemlisi de kardeşlik duygusunu hedef alan bir terör belasıyla mücadele etti.
Şimdi ise önümüzde tarihi bir fırsat bulunuyor:
Terörsüz Türkiye!
Bu iki kelime, aslında milyonlarca insanın yıllardır kurduğu hayalin özetidir.
MECLİS’TEKİ OYLAMA SADECE BİR OYLAMA DEĞİL
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, terörsüz Türkiye hedefinin hukuki zemininin oluşturulması açısından önemli bir adım olarak görülmelidir.
Ortaya çıkan geniş destek de ayrıca dikkat çekicidir.
Çünkü terör meselesi artık siyasi tartışmaların günlük polemiklerine sıkıştırılmayacak kadar büyüktür.
Bu mesele;
Türkiye’nin meselesidir.
Devletin meselesidir.
Milletin meselesidir.
Ve en önemlisi, gelecek nesillerin meselesidir.
Bugün atılan adımın kıymeti de tam burada ortaya çıkıyor.
Siyasi görüşler farklı olabilir.
Partiler farklı düşünebilir.
Yöntemler tartışılabilir.
Ama Türkiye’nin terörden kurtulması konusunda ortak bir irade oluşturulabilmesi, başlı başına önemli bir kazanımdır.
ARTIK TERÖRÜN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ KONUŞALIM
Yıllardır Türkiye’nin gündeminde terör vardı.
Şimdi ise başka bir Türkiye hayal etmek zorundayız.
Terör haberlerinin olmadığı…
Şehit haberlerinin gelmediği…
Gençlerin dağların gölgesinde değil, üniversitelerde ve iş yerlerinde geleceğini aradığı…
Yatırımcının korkmadan yatırım yaptığı…
Çocukların terör kelimesini yalnızca tarih kitaplarında okuduğu bir Türkiye…
Böyle bir Türkiye hayal değil.
Ama bunun gerçekleşmesi için sürecin çok dikkatli, kararlı ve devlet ciddiyeti içerisinde yürütülmesi gerekiyor.
Çünkü tarihi fırsatlar kadar tarihi sorumluluklar da vardır.
BU BİR “UNUTMA” SÜRECİ DEĞİL, YENİ BİR GELECEK KURMA SÜRECİDİR
Terörsüz Türkiye demek, geçmişte yaşanan acıları unutmak değildir.
Şehitlerimizi unutmak hiç değildir.
Gazilerimizin fedakârlıklarını görmezden gelmek değildir.
Tam tersine…
Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmanın en güçlü yollarından biri, onların uğruna mücadele ettiği vatanı gelecek nesillere daha huzurlu teslim etmektir.
Terörün sona ermesi, geçmişin hesabının silinmesi anlamına gelmemelidir.
Hukuk devleti ilkeleri korunmalı, güvenlik hassasiyeti elden bırakılmamalı, sürecin her aşaması devletin ilgili kurumlarının denetimi ve teyidi altında yürütülmelidir.
İşte bu nedenle yasal çerçeve ve şartlar büyük önem taşıyor.
Devlet güçlü olacak.
Hukuk güçlü olacak.
Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü tartışma konusu yapılmayacak.
Ve terörün yeniden Türkiye’nin karşısına bir tehdit olarak çıkmasına izin verilmeyecek.
TÜRK DE BİZİZ, KÜRT DE BİZİZ: AYNI VATANIN EVLATLARIYIZ
Türkiye’nin en büyük gücü, farklılıklarına rağmen aynı ortak gelecekte buluşabilmesidir.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Zaza’sıyla, Laz’ıyla, Çerkes’iyle…
Bu ülkenin bütün vatandaşları aynı vatanın evlatlarıdır.
Terörün en büyük amacı da zaten bu ortaklığı bozmaktı.
İnsanları birbirinden uzaklaştırmak…
Kardeşi kardeşe düşman etmek…
Toplumu kamplara bölmek…
Devlet ile millet arasındaki bağı zayıflatmak…
Türkiye’yi içeriden yormak…
Şimdi buna verilecek en güçlü cevap bellidir:
Kardeşlik!
Çünkü terörün karşısında sadece silah değil, toplumsal birlik de vardır.
Birlik varsa Türkiye güçlüdür.
Kardeşlik varsa Türkiye güçlüdür...
Hukuk varsa Türkiye güçlüdür.
Ve devlet ile millet aynı hedefte buluşabiliyorsa Türkiye’nin önünde hiçbir engel kalmaz.
DIŞARIDAN KURULAN HESAPLAR BOZULUYOR
Terör meselesinin sadece Türkiye’nin iç meselesi olmadığını da yıllar bize gösterdi.
Türkiye’nin zayıflamasını isteyen çevreler, terör sorununu zaman zaman Türkiye’ye karşı bir baskı unsuru olarak kullandı.
Türkiye’nin iç huzuru bozulduğunda bundan kimlerin fayda sağladığını hep birlikte gördük.
Şimdi Türkiye’nin önündeki en büyük hedeflerden biri, bu istismar alanını tamamen ortadan kaldırmaktır.
Terörün silahı susarsa…
Örgütün fiili varlığı sona ererse…
Türkiye’nin iç barışı güçlenirse…
Dışarıdan Türkiye’ye karşı kurulmak istenen birçok hesap da boşa çıkacaktır.
Türkiye artık başkalarının yazdığı senaryolarda figüran değil, kendi geleceğinin senaristi olmak zorundadır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜÇLÜ EKONOMİ DEMEKTİR
Konunun bir başka boyutu da ekonomidir.
Terörün olmadığı bir Türkiye;
daha fazla yatırım,
daha fazla üretim,
daha fazla istihdam,
daha fazla turizm,
daha fazla ticaret,
daha fazla kalkınma demektir.
Özellikle yıllardır terörün gölgesinde kalan Doğu ve Güneydoğu Anadolu için yeni bir dönem başlayabilir.
Diyarbakır bunun en önemli merkezlerinden biri olabilir.
Bu kadim şehir artık terörle değil;
Sur’larıyla, Hevsel Bahçeleri’yle, tarihiyle, kültürüyle, gastronomisiyle, sanayisiyle, tarımıyla ve gençlerinin başarılarıyla konuşulmalıdır.
Diyarbakır’ın gençleri iş aramak için başka şehirlere gitmek zorunda kalmamalı.
Yatırımcı Diyarbakır’a gelirken tereddüt etmemeli.
Turist Diyarbakır’a gelirken güven içerisinde şehrin tarihini keşfetmeli.
Ve Diyarbakır’ın çocukları, “Bu şehirde gelecek var” diyebilmelidir.
İşte terörsüz Türkiye’nin ekonomik karşılığı da budur.
ŞİMDİ EN BÜYÜK SINAV BAŞLIYOR
Ancak burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor:
Meclis’teki kabul, yolun sonu değildir.
Asıl mesele bundan sonra başlayacaktır.
Sahadaki uygulamalar…
Silahların bırakılması…
Örgütün fiili varlığının sona erdirilmesi…
Güvenlik kurumlarının tespit ve teyit süreçleri…
Hukuki mekanizmaların uygulanması…
Toplumsal uyum…
Ve provokasyonlara karşı alınacak tedbirler…
Bütün bunlar büyük bir dikkatle yürütülmelidir.
Türkiye, bu süreci ne rehavetle ne de acelecilikle yönetmelidir.
Devlet aklıyla, hukukla, güvenlikle ve milletin ortak vicdanıyla ilerlemelidir.
Çünkü bu tarihi fırsatın başarısızlığa uğraması, sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de etkiler.
TÜRKİYE ARTIK ENERJİSİNİ KENDİ GELECEĞİNE HARCAMALI
Türkiye’nin artık enerjisini terörle mücadeleye değil, kalkınmaya harcama zamanı gelmiştir.
Daha güçlü bir ekonomi…
Daha kaliteli eğitim…
Daha güçlü sağlık sistemi…
Daha fazla istihdam…
Daha ileri teknoloji…
Daha güçlü savunma sanayii…
Daha fazla üretim…
Daha huzurlu şehirler…
Ve daha umutlu gençler…
Bütün bunların yolu, güvenli ve istikrarlı bir Türkiye’den geçmektedir.
Terörsüz Türkiye hedefi gerçekleşirse, Türkiye’nin önünde yepyeni bir kalkınma alanı açılabilir.
Türkiye artık kaybettiklerini saymak yerine kazanacaklarını konuşmalıdır.
SON SÖZ: BU FIRSAT TÜRKİYE’NİN FIRSATIDIR
Bugün geldiğimiz noktaya sadece bir siyasi gelişme olarak bakmak büyük hata olur.
Bu süreç, doğru yönetildiği takdirde Türkiye’nin gelecek yüzyılına damga vurabilecek bir dönüşümün başlangıcı olabilir.
Ama bunun için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Siyasetçiler sorumlu davranmalı.
Medya dili kışkırtıcı değil, yapıcı olmalı.
Toplum provokasyonlara karşı uyanık olmalı.
Devlet güvenlik ve hukuk çizgisinden taviz vermemeli.
Ve en önemlisi, 86 milyon aynı ortak geleceğin sahibi olduğunu unutmamalıdır.
Çünkü artık çocuklarımıza terörün hikâyesini değil, terörün bittiği Türkiye’nin hikâyesini anlatmak istiyoruz.
Artık şehit haberleriyle uyanmak istemiyoruz.
Artık gençlerimizi terörün karanlığına kurban vermek istemiyoruz.
Artık Türkiye’nin enerjisinin içeride tüketilmesini istemiyoruz.
Artık Türkiye’nin dünyaya gücüyle, üretimiyle, demokrasisiyle, ekonomisiyle, tarihiyle ve kardeşliğiyle örnek olmasını istiyoruz.
Bu nedenle bugün söylenecek söz çok açık:
- SİLAHLAR SUSARSA TÜRKİYE KAZANIR.
- TERÖR BİTERSE TÜRKİYE BÜYÜR.
- KARDEŞLİK KAZANIRSA 86 MİLYON KAZANIR.
Ve unutmayalım:
Türk’üyle, Kürt’üyle, doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle hep birlikte Türkiye’yiz.
Terörsüz Türkiye sadece bir siyasi hedef değil; çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miraslardan biridir.
Türkiye Yüzyılı’nın en büyük başarılarından biri, terörün tarih kitaplarında kaldığı; kardeşliğin, huzurun, üretimin ve kalkınmanın Türkiye’nin gündemine hâkim olduğu bir ülkeyi inşa etmek olacaktır.
Dünün acılarını unutmayalım. Ama yarının Türkiye’sini de bugünün korkularına mahkûm etmeyelim.
Çünkü artık önümüzde tarihi bir fırsat var.
Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok.
Milletimizin kaybedecek bir evladı daha yok.
Geleceğimizin kaybedecek bir yılı daha yok.
Şimdi birlik zamanı.
Şimdi kardeşlik zamanı.
Şimdi terörsüz Türkiye zamanı.
Ve şimdi Türkiye’nin kazanma zamanı!
Selam ve Sevgilerimle...
Mehmet KARAKAŞ