Çocuklarımızı eğitiyor muyuz, yoksa sadece sınavlara mı hazırlıyoruz?
Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha başlıyor…
Milyonlarca aile, büyük umutlarla çocuklarını okul kapısından içeri bırakacak. Kimi doktor, kimi mühendis, kimi öğretmen, kimi hâkim, kimi başarılı bir iş insanı olsun diye dua edecek.
Peki, hiç kendimize şu soruyu sorduk mu?
Çocuğum 17 yıl sonra nasıl bir insan olacak?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü çocuklarımızı 5–6 yaşlarında bir eğitim sistemine teslim ediyoruz. İlkokul, ortaokul, lise ve ardından üniversite derken yaklaşık 17 yıl…
Dile kolay: Bir insan ömrünün en dinamik, en verimli, zihnin en açık, karakterin en hızlı şekillendiği yılları!
Peki, bu 17 yılın sonunda elimizde ne olacak?
Bir diploma mı?
Yoksa bilgili, ahlaklı, sorumluluk sahibi, üreten, düşünen ve inanan bir insan mı?
17 YILDA NELER YAPILABİLİR?
Bir düşünelim…
On yedi yıl içerisinde bir genç birkaç yabancı dili ileri seviyede öğrenebilir. Bir sanat veya zanaatta ustalaşabilir. Tarımı, üretimi, ticareti öğrenebilir. Teknoloji alanında uzmanlaşabilir. Bir işletmeyi yönetebilecek tecrübeye ulaşabilir.
Kısacası hayata hazırlanabilir.
Ama biz çoğu zaman ne yapıyoruz? Yıllarca sınavdan sınava koşturuyoruz. Notlar, testler, denemeler, sıralamalar, diplomalar…
Sonra 22–23 yaşına gelen gencin eline diplomasını verip: “Haydi, şimdi hayatını kur!” diyoruz. Genç ise hayatın kapısında bekliyor. İş arıyor…“Tecrüben var mı?” deniliyor.“Yok.” “Öyleyse olmaz!”
Peki, kardeşim, bu tecrübeyi nerede kazanacaktı?
17 yıl boyunca hayatın kendisinden kopuk yetiştirildiyse, tecrübeyi kim verecekti?
DÜNYAYI ÖĞRETTİK, AMA DÜNYADA YAŞAMAYI ÖĞRETEMEDİK
Elbette okullarımızda çok kıymetli öğretmenlerimiz var. Fedakârca çalışan eğitimcilerimiz var. Meselesi eğitim olan, gecesini gündüzüne katan nice güzel insan var.
Bizim itirazımız öğretmene değil.
Eğitimin hedefinin ne olduğuna dair bir muhasebeye ihtiyacımız var.
Çocuğumuza matematik öğretiyoruz. Peki, adaleti öğretiyor muyuz?
Fizik öğretiyoruz. Peki, vicdanı öğretiyor muyuz?
Tarih öğretiyoruz. Peki, ibret almayı öğretiyor muyuz?
Yabancı dil öğretiyoruz. Peki, güzel konuşmayı ve güzel muameleyi öğretiyor muyuz?
Kur’an-ı Kerim bize insanın başıboş bırakılmadığını hatırlatıyor:
“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
(Mü’minûn, 115)
Öyleyse eğitim çocuğa yalnızca “Nasıl yaşayacaksın?” sorusunun değil, “Niçin yaşıyorsun?” sorusunun da cevabını vermelidir.
NOTU YÜKSEK, AHLAKI ZAYIF BİR NESİL İSTEMİYORUZ
Çocuklarımıza yıllarca: “En yüksek notu almalısın.” dedik. Fakat yeterince:
“Kimsenin hakkını yeme.”demedik.
“Yalan söyleme.” demek yerine, bazen sadece sınav sonucuna baktık.
“Arkadaşının kalbini kırma.” demek yerine başarı sıralamasını önemsedik.
Oysa Peygamber Efendimiz (S:A:V):
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyuruyor.
Demek ki güzel ahlak, eğitimin kenarında duran bir ayrıntı değil; insan yetiştirmenin merkezidir.
Bir genç matematikte başarılı olabilir. Ama öfkesini kontrol edemiyorsa…
Bir mühendis olabilir. Ama anne-babasına saygı göstermiyorsa…
Üniversite bitirebilir. Ama kul hakkını önemsemiyorsa…
Bütün bunları ciddi biçimde düşünmemiz gerekiyor.
ÇOCUKLARIMIZI HAYATA HAZIRLAMALIYIZ
Bugün bazı gençlerimiz kendi bütçesini yönetemiyor. Borçlanmanın ne anlama geldiğini bilmiyor. Yemek yapamıyor. Basit bir tamirat karşısında çaresiz kalıyor. Kriz anında ne yapacağını bilemiyor.
İletişim eğitimi alan bir genç, öfkelendiğinde karşısındaki insanı kırabiliyor.
Başarı için yetiştirilen bir başka genç, başarısızlıkla karşılaşınca hayata küsebiliyor.
Çünkü hayat sadece ders kitaplarından ibaret değildir.
Hayat; sorumluluktur.
Hayat; sabırdır.
Hayat; emektir.
Hayat; paylaşmaktır.
Hayat; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir.
Hayat; Allah'ın huzurunda hesap vereceğini bilmektir.
ÖYLEYSE EĞİTİMİ YENİDEN KONUŞMALIYIZ
Çözüm eğitimi küçümsemek değildir.
Tam tersine, eğitimin gerçek değerini yeniden ortaya çıkarmaktır.
Çocuklarımızın ilk yıllarında iman, Kur’an, Peygamber sevgisi, ahlak, edep, merhamet ve karakter eğitimi güçlü bir şekilde verilmelidir.
Sonrasında;
İlk yardım, yemek yapma, bütçe yönetimi, temel tamirat, iletişim, kriz yönetimi ve kendine yetebilme gibi hayat becerileri kazandırılmalıdır.
Ardından güçlü dil eğitimi, meslekî gelişim, sanat, teknoloji, üretim kültürü ve sosyal sorumluluk devreye girmelidir. Çocuk sadece sınav çözmemeli; hayatı çözmeyi öğrenmelidir.
Sadece tüketmemeli; üretmeyi öğrenmelidir.
Sadece hak istememeli; sorumluluk almayı öğrenmelidir.
23 YAŞINDA NASIL BİR GENÇ İSTİYORUZ?
İşte bütün mesele budur.
23 yaşına gelmiş bir gencin elinde yalnızca diploma değil; bir mesleği, bir veya birkaç dili, hayat becerileri, muhakeme gücü, sorumluluk bilinci, güzel ahlakı ve en önemlisi Allah'a karşı kulluk şuuru bulunmalıdır.
Elinde diploma, dilinde nezaket, davranışında edep, zihninde muhakeme, cebinde helal kazanç ve kalbinde Allah korkusu olan bir genç…
İşte bizim ihtiyacımız olan nesil budur.
Çünkü diploma insanı meslek sahibi yapabilir. Ama ahlak insanı insan yapar.
YENİ EĞİTİM YILINDA BİR SORU
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken eğitimcilerimize, anne-babalara, yöneticilerimize ve bütün toplumumuza samimi bir soru sormak istiyorum:
Çocuklarımızı sadece sınavlara mı hazırlayacağız, yoksa hayata mı?
Onlara sadece dünyayı mı öğreteceğiz, yoksa dünyaya niçin geldiklerini de anlatacak mıyız?
Çünkü mesele 17 yılın sonunda kaç tane test çözdüğü değildir. Mesele, 17 yılın sonunda nasıl bir insan olduğudur.
Unutmayalım:
Bir nesli eğitmek, bir ülkenin geleceğini inşa etmektir. Ve belki de artık şu cümleyi eğitim politikamızın merkezine koymanın zamanı gelmiştir:
“Çocuğumuza sadece diploma vermeyelim; ona insan olmayı öğretelim.”
SÖZÜN ÖZÜ
Gerçek eğitim; aklı bilgiyle, eli beceriyle, dili nezaketle, davranışı ahlakla, kalbi imanla buluşturabilmektir.
Çocuklarımız matematik bilsin ama adaleti de bilsin.
Bir meslek sahibi olsun ama sorumluluk da taşısın.
Yabancı dil öğrensin ama anne-babasının gönül dilini unutmasın.
Teknolojiyi kullansın ama insanlığını kaybetmesin.
Dünyayı tanısın ama Rabbini unutmasın.
Unutmayalım; bizim hedefimiz yalnızca diplomalı gençler değil, ahlaklı, üretken, sorumluluk sahibi, kendine ve topluma faydalı, Allah'ın huzurunda hesap vereceğinin bilincinde olan güzel insanlar yetiştirmek olmalıdır.
Çünkü eğitim, insanı hayata hazırlamıyorsa eksiktir; insanı Allah'a karşı sorumluluğunu unutturuyorsa daha da eksiktir.
DUAMIZ OLSUN.
Allah'ım!
Bizlere emanet ettiğin evlatlarımızı sana layık kullar, anne-babalarına hayırlı evlatlar, vatanına ve milletine faydalı insanlar olarak yetiştirmeyi nasip eyle.
Ya Rabbi!
Çocuklarımızın akıllarını ilimle, gönüllerini imanla, hayatlarını güzel ahlakla süsle.
Onlara doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan, helali haramdan ayırabilecek bir basiret ve feraset nasip eyle.
Onları yalnızca sınavlarda başarılı olan değil; hayatta doğru duran, emanete sahip çıkan, kul hakkından sakınan, mazluma el uzatan, büyüğüne saygı gösteren, küçüğüne merhamet eden kullarından eyle.
Allah'ım!
Öğretmenlerimize hikmet, sabır ve gayret; anne-babalara şuur, anlayış ve güzel örneklik ver.
Okullarımızı sadece bilgi öğretilen mekânlar değil, ahlakın, edebin, merhametin ve güzel insanlığın yeşerdiği yuvalar eyle.
Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan, bağımlılıklardan, kötü arkadaşlıklardan, ahlaksızlıktan ve onları hakikatten uzaklaştıracak her türlü fitneden muhafaza eyle.
Onlara helal bir meslek, temiz bir kazanç, güzel bir aile, hayırlı arkadaşlar ve istikamet üzere bir ömür nasip eyle.
Ya Rabbi, bizlere diploma sahibi bir nesilden önce, iman ve ahlak sahibi bir nesil yetiştirmeyi nasip eyle.
Çocuklarımızı bize, bizi de çocuklarımıza hayırlı eyle.
Onları dünyada da ahirette de yüzümüzün akı eyle.
Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak nesiller lütfet ve bizi takva sahiplerine önder eyle. (Furkan, 74)
Âmin. Âmin. Âmin.
Ahmet YOLDAŞ