Efendim, bugün insanlık tarihinin en az tekerlek kadar mühim, en az ateş
kadar yakıcı ve en az atom bombası kadar yıkıcı o muazzam icadını masaya
yatırıyoruz: Terlik.
Siz bakmayın onun kapı eşiğinde boynu bükük beklediğine; o aslında bir
mühendislik harikası, bir konfor kalesi ve Türk annesinin elinde dünyanın en
gelişmiş güdümlü füze sistemidir. Arkasından bakakaldığımız o "şap" sesinin
genetik kodlarımıza işlenmiş bir hikayesi var. Gelin, ayaklarımızı yerden
kesecek bu destana hep beraber dalalım.
TERLİĞİN İLK İCADI BİR KONFOR DEVRİMİ Mİ YOKSA KAÇIŞ PLANI MI?
Terliğin kökeni için tarihin tozlu raflarına, daha doğrusu tozlu mağara
zeminlerine bakmamız gerekiyor. Arkeolojik bulgular bizi M.Ö. 4000’li yılların
Mısır’ına ve Uzak Doğu’suna kadar götürüyor. Ama asıl hikaye ihtiyaçtan
doğdu.
İnsanoğlu ayakkabıyı buldu bulmasına ama o kaba saba deri parçalarıyla evin
içinde dolaşmak, sanki ayağında iki tane kütükle gezmek gibiydi. İlk terliğin,
muhtemelen ayağını taşa vurmaktan bıkan veya sabah yataktan kalktığında
soğuk zemine basınca "Aman sabahlar olmasın!" diyen bir antik çağ dâhisi
tarafından bulunduğu rivayet edilir.
Özellikle Eski Mısır’da terlik bir statü sembolüydü. Firavunlar, papirüs
yapraklarından örülmüş ince tabanlı terliklerle sarayda süzülürken, aslında
"Ben dışarının çamuruna bulaşmayacak kadar asilim" mesajı veriyorlardı.
Japonya’da ise "Uwabaki" geleneğiyle dışarının kirini içeri sokmamak bir
namus meselesi haline gelmişti. Yani terlik, aslında medeniyetin "temizlik" ile
imtihanından doğdu.
TERLİK NASIL YAPILIR? KUMAŞIN VE LASTİĞİN MUHTEŞEM DANSI
Bugün fabrikalarda saniyede bin tane üretilse de, gerçek bir terliğin yapım
aşamaları aslında bir sanat dalıdır. Geleneksel bir terliğin anatomisi üç ana
kısımdan oluşur:
1. Taban: Eskiden kösele veya mantar olan bu kısım, şimdilerde kauçuk veya
EVA denilen esnek maddelerden yapılıyor. (Annelere göre bu kısım,
aerodinamik sürtünmeyi minimize eden "vuruş yüzeyi"dir.)
2. Saya (Üst Kısım): Ayağı saran kadife, havlu kumaş veya deri bölüm. Burası
terliğin "şefkat" kısmıdır.
3. İç Astar: Ayağın terini alan, yumuşacık, pofuduk bölge.
Yapım aşamasında önce kalıplar çıkarılır, ardından taban ile üst kısım ya
yüksek ısıdaki preslerle birleştirilir ya da el işçiliğiyle dikilir. Ama unutmayın, bir
terliğin "ev terliği" vasfını kazanması için mutlaka birkaç ay boyunca o evin
parkelerinde "şıp şıp" sesi çıkarması ve kullanıcısının ayak şeklini ezbere
bilmesi gerekir.
TERLİK ÇEŞİTLERİNİN
PANTUFDAN TAKUNYAYA BİR SPEKTRUMU
Dünya üzerinde terlik çeşitliliği, biyolojik tür çeşitliliğinden fazladır:
* Pofuduk Hayvanlı Terlikler: Genelde üniversite öğrencilerinin veya "ruhu
çocuk" kalanların tercih ettiği, yürürken tavşan kulakları sallanan modeller.
* Misafir Terliği: Genelde naylondan yapılan, giyenin ayağını terleten ama Türk
misafirperverliğinin en büyük kanıtı olan o meşhur nesne.
* Ortopedik Klasikleri: Babaların vazgeçilmezi, anatomik, sert ve "evde otorite
benim" diyen modeller.
* Takunya: Hamamların kralı. Çıkardığı sesle mahalleyi ayağa kaldıran, ahşap
estetiği.
* Parmak Arası: Plajların neşesi, parmak aralarını yara yapma pahasına
vazgeçilmeyen yaz dostu.
TERLİĞİN FAYDALARI VE ZARARLARI
Faydaları saymakla bitmez:
* Ayağı sıcak tutar, böbrekleri korur (Annelerimizin 1 numaralı tezi).
* Evin hijyen seviyesini artırır.
* Topuk dikeni gibi ortopedik dertlere derman olur.
* Ve en önemlisi; yaklaşan bir tehlikeye (anneye) karşı erken uyarı sistemi
(ayak sesi) görevi görür.
Zararları ise nadirdir:
* Yanlış numara seçilirse burkulmalara yol açabilir.
* Eğer bir "anne terliği" hedefiyseniz, morluk ve geçici şaşkınlık en büyük yan
etkisidir.
TÜRK ANNESİNİN GÜDÜMLÜ FÜZESİ: TERLİK FIRLATMA SANATI
Gelelim meselenin can alıcı, can yakıcı ve kahkaha attırıcı kısmına. Türk
annesi ve terlik arasındaki ilişki, NASA’nın roket teknolojisiyle yarışır
düzeydedir.
Eskiden (ve hala bazı stratejik bölgelerde), bir anne çocuğuna kızdığında terlik
sadece bir ayak giyeceği değil; "Anne Savunma ve Saldırı Sistemi (ASSS)"
idi.
BALLISTIC MOTHERHOOD (BALİSTİK ANNELİK)
Olay şöyle gelişirdi:
Siz mutfakta gizlice kavanozdan reçel aşırırken veya kardeşinizin kafasına
yastıkla vururken, anne salondan tek bir ses çıkarırdı: "Geliyorum oraya!" Bu,
son uyarıydı. Eğer kaçmazsanız, anneniz kapı eşiğinde belirir, ayağındaki o 37
numara plastik ortopedik terliği, ışık hızından daha seri bir hareketle
ayağından çıkarırdı.
İşte o an fizik kuralları biter, "Anne Fiziği" başlardı. Terlik, elden çıkmazdı;
terlik, annenin öfkesiyle programlanmış bir yazılımla havaya fırlatılırdı.
* Isı Güdümlü: Siz koridorda 90 derecelik bir viraj alsanız bile, o terlik havada
kavis çizer, mutfağın kapısından döner ve tam poponuzun üzerine "ŞAP" diye
inerdi.
* Sessiz Operasyon: Bazı anneler "Sessiz Gerilla" modundadır. Terliğin
geldiğini duymazsınız, sadece rüzgarını hissedersiniz.
* Menzil Tanımazlık: Annelerin menzili, evin metrekaresiyle sınırlı değildir.
Komşu teyzenin balkonundan atılan bir terliğin, aşağıdaki bakkalın önünde top
oynayan çocuğun omzuna çarptığına dair şehir efsaneleri mevcuttur.
O MEŞHUR "TAM İSABET"İN SIRRI
Bilim insanları hala bu isabet oranını çözebilmiş değil. Şayet Einstein
yaşasaydı, E=mc^2 formülünü, "Enerji=Anne öfkesixTerliğin Hızı'nın karesi"
olarak güncellerdi.
O terlik havada uçarken sanki üzerinde minik pervaneler varmış gibi süzülür.
Hedef kaçmaya çalışsa da terliğin vuruş açısı hep aynıdır. Vurulduğunuz an
hissettiğiniz o acı, aslında fiziksel bir acıdan ziyade, bir teknoloji harikasına
yenik düşmenin verdiği gurur kırıklığıdır. Vurulduktan sonra gelen "Ah, anne!"
nidasına karşılık, annenin o meşhur cevabı gecikmez: "Kaçmasaydın
vurmazdım!" (Sanki dursan madalya takacak...)
TERLİK BİR TERBİYE ENSTRÜMANIDIR
O terlik fırlatıldıktan sonra yerde masumca yatarken size bakıp sırıtır sanki.
Annelerimiz için terlik, sadece bir terbiye aracı değil, aynı zamanda bir iletişim
dilidir. Terliğin ele alınış biçiminden, o gün akşam yemeğinde ne kadar azar
işiteceğinizi anlardınız. Eğer anne terliği giymeyip elinde tutuyorsa, bu "Kırmızı
Alarm" demekti.
YAŞASIN TERLİK KARDEŞLİĞİ!
İster pofuduk olsun ister sert plastik; ister Mısır firavununun ayağında olsun
ister Ayşe teyzenin elinde bir hedef vurucu... Terlik, insanlık tarihinin en samimi
objesidir. Ayağımızı yerden kesen, bizi kışın soğuğundan, yazın tozundan
koruyan; yeri geldiğinde bizi doğru yola "fırlatarak" sokan bu mucizevi icada
borcumuz çok.
Bir dahaki sefere ayağınıza o yumuşacık terliği geçirdiğinizde, onun binlerce
yıllık tarihini ve Türk annelerinin elinde kazandığı o epik "havacılık" kariyerini
hatırlayın. Ve eğer bir gün havada süzülen, size doğru hızla yaklaşan çiçekli
bir nesne görürseniz; boşuna kaçmayın. O terlik sizi mutlaka bulacaktır.
Çünkü yerçekimi varsa, anne terliği de vardır!
Hakan MUHTAR