Nerede dünün Diyarbakır'ı?
Bir şehrin geceleri silah sesleriyle yankılanıyorsa, insanlar çocuklarını uyutamıyor, yaşlılar huzur bulamıyorsa burada artık sadece gürültüden değil, ciddi bir yönetim ve toplumsal sorundan söz etmek gerekir.
Diyarbakır'a ne oldu?
Nerede o eski Diyarbakır?
Bir zamanlar bu şehirde toplumun sözüne değer verilir, yanlış yapanın karşısına toplumun ileri gelenleri çıkardı.
Birkaç kişinin sözü geçerliydi.
Bir kişi yanlış yaptığında, büyükler bir araya gelir, tarafları dinler ve şehirde huzurun bozulmaması için ortak bir karar alırdı.
Şimdi herkes kendi bildiğini okuyor.
Gece yarısı silahlar patlıyor, düğün konvoyları sokakları inletiyor, yüksek sesli müzik saatlerce devam ediyor.
Vatandaş yatağında dönüp duruyor.
Çocuklar korkuyor. Yaşlılar rahatsız oluyor.
Bütün bunlar olurken yetkililer nerede?
Sevinmenin bir sınırı vardır!..
Geçtiğimiz pazartesi gecesi yaşananlar bunun en açık göstergesiydi.
Bir tarafta maç heyecanı, diğer tarafta düğünler…
Gürültü, silah sesleri ve kutlamalar birbirine karıştı.
Diyarbakır gecenin ilerleyen saatlerinde adeta savaş alanını andırdı.
Kimsenin insanların sevincine, düğününe, maç heyecanına karşı çıktığı yok.
Sevinmenin bir sınırı vardır!
Sizin sevinciniz başkasının uykusunu kaçırıyorsa, çocuğunu korkutuyorsa, yaşlı bir insanı rahatsız ediyorsa orada durup düşünmek gerekir.
Önemlisi, düğünde havaya silah sıkmak nasıl bir eğlence anlayışıdır?
Bir kurşunun nereye düşeceğini kim biliyor?
Bir anlık sorumsuzluğun bedelini kim ödeyecek?
Yetkililer bir olay yaşandıktan sonra mı harekete geçecek?
Valilik, belediyeler, siyasetçiler, STKlar, bu şehri duymuyor mu?
Diyarbakır Valiliği'nin ve ilgili kurumların bu konuda daha etkin ve kararlı adımlar atması gerekiyor.
Vatandaşın beklentisi çok açık:
Gece huzur istiyoruz.
Güven istiyoruz.
Çocuklarımızın korkmadan uyumasını istiyoruz.
İnsanlar haklı olarak soruyor:
Sayın Vali, bu şehirde yaşananları görmüyor mu?
Gece boyunca yükselen silah seslerini ve gürültüyü duymuyor mu?
Yerel yönetimlerin eli-kolu bağlı mı?
Bu soruların cevabı bir bir Diyarbakır halkına verilmelidir.
Diyarbakır'ı Ankara'da temsil eden milletvekillerine de önemli bir görev düşüyor.
AK Parti milletvekilleri başta olmak üzere bütün siyasi temsilciler, seçimden seçime değil, vatandaşın sorun yaşadığı her gün sahada olmalıdır.
Gözünüz var, görün.
Kulağınız var, duyun!
Diyarbakır'da vatandaşın yaşadığı sorunları görmezden gelmek, bu sorunların ortadan kalkmasını sağlamaz.
Bu şehir sahipsiz değildir.
Diyarbakır'ın insanı, huzur ve güven içinde yaşamayı hak ediyor.
Düğününü yapmak da maçını izlemek de eğlenmek de herkesin hakkıdır.
Bir başkasının hakkını ihlal ederek eğlenmek kabul edilemez.
Devletin görevi de tam burada başlıyor.
Kurallar herkes için uygulanmalı.
Kim olursa olsun, hangi düğünde olursa olsun, hangi mahallede yaşarsa yaşasın; insanların huzurunu bozan, silahla havaya ateş eden veya çevreye ciddi şekilde rahatsızlık veren davranışlara karşı gerekli işlem yapılmalıdır.
Diyarbakır'ın artık seyreden yöneticilere değil, sorun çözen yöneticilere ihtiyacı var.
Nerede o eski Diyarbakır?
Eskiden şehirde bir yanlış olduğunda insanlar susmazdı. Büyükler devreye girer, sorun büyümeden çözülürdü.
Bugün ise vatandaş aynı duyarlılığı yöneticilerinden bekliyor.
Diyarbakır halkının sesini duyacak bir idareye ihtiyacı var.
Vatandaşın geceleri silah sesleriyle uyanmadığı, düğünlerin başkalarının huzurunu bozmadığı, çocukların korkmadan uyuduğu bir Diyarbakır istiyoruz.
Bu çok büyük bir talep değil.
Bu, bir şehirde yaşayan insanların en doğal hakkıdır.
Herkes üzerine düşeni yapmalı.
Valilik görevini yapmalı.
Emniyet görevini yapmalı.
Milletvekilleri halkın sesini Ankara'ya taşımalı.
Toplum da kendi sorumluluğunu bilmeli.
Diyarbakır'ın daha fazla gürültüye, daha fazla silah sesine ve daha fazla duyarsızlığa değil;
huzura, güvene ve sorumluluk sahibi yöneticilere ihtiyacı var.
Diyarbakır halkı soruyor:
-Nerede o eski Diyarbakır?
Şimdi sıra, bu soruya cevap verecek olanlarda.