Diyarbakır hizmet bekliyor mu?
Müdürler ziyaret trafiğinde yorgun ve argın.
Diyarbakır’ın çözüm bekleyen onlarca sorunu varken, kamu kurumlarının bazı yöneticileri adeta bir ziyaret ve fotoğraf verme yarışına girmiş durumda.
Her gün yeni bir ziyaret, yeni bir toplantı, yeni bir “istişare” başlığı…
STK’lar ziyaret ediliyor, kurum müdürleri ağırlanıyor, fotoğraflar çekiliyor, sosyal medyada paylaşılıyor.
Her paylaşımda “istişare”, “iş birliği”, “fikir alışverişi” gibi süslü ifadeler kullanılıyor.
Diyarbakır’ın en üst makamı olan Sayın Valimizin de bu tabloyu görmesi ve kamu yöneticilerinin mesailerini nasıl kullandığını sorgulaması gerekiyor.
Diyarbakır’ın dağ gibi birikmiş sorunları var.
Vatandaş geçim derdinde, çiftçi üretim derdinde, hasta sağlık derdinde, öğrenci eğitim derdinde, vatandaş ulaşım derdinde…
Peki bazı kamu yöneticileri neyin derdinde?
Ziyaret!
Her gün bir başka ziyaret, bir başka toplantı, bir başka fotoğraf…
Sosyal medyada büyük büyük cümleler:
“İstişare toplantısı gerçekleştirildi.”
“STK’larla fikir alışverişinde bulunuldu.”
“Karşılıklı görüş ve öneriler değerlendirildi.”
Ne güzel!
Bütün bu ziyaretlerin sonunda Diyarbakır’ın hangi sorunu çözüldü?
İşte mesele tam burada başlıyor.
Vatandaş artık fotoğraf görmek istemiyor.
Hizmet görmek istiyor!
Vatandaş kapıda, müdür makamda
Bir vatandaş kamu kurumunun kapısına gidiyor.
Saatlerce bekliyor.
Dosyasını elinde tutuyor.
Bir işinin görülmesini, bir sorununun çözülmesini, bir yetkilinin kendisini dinlemesini bekliyor.
Makamda ne var?
Ziyaretçi var.
Sohbet var.
Toplantı var.
Çay var.
Fotoğraf var.
Sosyal medya paylaşımı var.
Vatandaş ise kapıda bekliyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu devlet anlayışı mıdır?
Devletin makamları vatandaşın işini görmek için vardır.
Makam odaları gün boyu birbirini ağırlama salonuna dönüşsün diye değil.
Elbette kurum müdürleri STK’larla görüşebilir.
Elbette istişare yapılabilir.
Farklı kesimlerin görüşleri alınabilir.
Bunun bir ölçüsü, bir sınırı ve en önemlisi bir sonucu olmalıdır.
İstişare adı altında bütün gün ziyaret yapılır.
Vatandaşın sorunu çözülmezse bunun adı artık istişare değil, hizmetten kaçıştır.
Diyarbakır'ın sorunları fotoğrafla çözülmüyor.
Diyarbakır’da yoksulluk yok mu?
Var.
İşsizlik yok mu?
Var.
Çiftçinin sorunu yok mu?
Var.
Sağlıkta sıkıntılar yok mu?
Var.
Ulaşım sorunu yok mu?
Hem de yıllardır var.
Eğitimde sorun yok mu?
Var.
Peki okullar açılırken bütün eğitim sorunları çözüldü mü?
Hayır!..
O zaman sormak hakkımız:
Bunca sorun ortadayken, kamu yöneticileri her gün saatlerini ziyaretlere ayırarak neyi başarıyor?
Bir müdürün üç saatlik ziyaret programı olabilir.
Beş saatlik toplantısı olabilir.
O müdürün kapısında bekleyen vatandaşın üç saati ne olacak?
Onun zamanı kimin?
Onun hakkını kim savunacak?
Devlet memurunun zamanı devletindir.
Kamu makamı milletin makamıdır.
Kamu görevlisinin maaşı milletin vergileriyle ödenir.
Öyleyse kamu görevlisinin mesaisinin hesabı da millete verilmelidir.
Artık ziyaret sayısı değil, çözüm sayısı açıklansın!
Diyarbakır’da başka bir ölçüye ihtiyaç var.
Kim kimi ziyaret etmiş?
Bunu bırakın.
Kaç fotoğraf çekilmiş, bunu bırakın.
Kaç sosyal medya paylaşımı yapılmış?
Bunu bırakın.
Bize şunu söyleyin:
Kaç vatandaşın sorunu çözüldü?
Kaç yoksul ailenin hayatına dokunuldu?
Kaç çiftçinin sorunu çözüldü?
Kaç hastanın işi kolaylaştırıldı?
Kaç öğrencinin eğitim problemi giderildi?
Kaç ulaşım sorunu çözüme kavuştu?
Kaç vatandaş kamu kurumunun kapısından işini halletmiş olarak çıktı?
İşte kamu yönetiminin gerçek karnesi budur.
Gerisi vitrin!
Sayın Valim, Diyarbakır halkı hizmet bekliyor.
Burada özellikle Diyarbakır’ın en üst mülki amiri olan Sayın Valimize büyük görev düşüyor.
Kamu kurumlarının çalışma temposu sadece makam odalarından değil, sahadan da görülmelidir.
Kurum müdürleri gerçekten sahada mı?
Vatandaşın arasında mı?
Sorunları yerinde görüyor mu?
Yoksa ziyaret programları ve sosyal medya paylaşımları mı çalışma performansının göstergesi haline geldi?
Bunların sorgulanması gerekiyor.
Diyarbakır’ın ihtiyacı, birbirini ziyaret eden bürokratlar değil; vatandaşın ayağına giden bürokratlardır.
Diyarbakır’ın ihtiyacı, toplantıdan toplantıya koşan yöneticiler değil; sorundan soruna koşan yöneticilerdir.
Diyarbakır’ın ihtiyacı, fotoğraf karesine giren değil; vatandaşın derdine giren yöneticilerdir.
Devlet, makam değil emanettir.
Devlet görevini kabul eden kişi, aslında büyük bir emaneti kabul etmiş olur.
O makam, kişiye ait değildir.
O koltuk, kişisel prestij için verilmemiştir.
O yetki, vatandaşa hizmet için verilmiştir.
Devlet anlayışının temelinde de bu olmalıdır.
"Hz. Ömer’in adalet anlayışı" denildiğinde akla gelen şey; makamın rahatlığı değil, emanetin ağırlığıdır.
“Ben bu millete nasıl hizmet ediyorum?” sorusudur.
“Benden hesap sorulmadan önce ben kendimi nasıl hesaba çekebilirim?” anlayışıdır.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz kamu yönetimi anlayışı budur.
Kendi rahatını değil, vatandaşın sıkıntısını düşünen…
Makamını değil, milletin hakkını önemseyen…
Fotoğrafı değil, sonucu önemseyen…
Ziyareti değil, hizmeti önceleyen…
Ömerler gibi hesap soran ve gerektiğinde kendisini hesaba çeken yöneticiler…
Artık yeter!
Kimsenin ismini vermeye gerek yok.
Mesele bir kişi meselesi değildir.
Mesele bir zihniyet meselesidir.
Diyarbakır halkı kimin hangi ziyarete gittiğini artık çok iyi görüyor.
Kimin sahada olduğunu da görüyor.
Kimin makamında oturduğunu da görüyor.
Kimin vatandaşın yanında, kimin makam konforunda olduğunu da görüyor.
Halkın artık sabrı tükeniyor.
Ziyaretler karın doyurmuyor.
Fotoğraf ulaşımı düzeltmiyor.
Toplantı çiftçinin borcunu ödemiyor.
İstişare, hastanın sağlık sorununu tek başına çözmüyor.
Sosyal medya paylaşımı çocuğun eğitim sorununu ortadan kaldırmıyor.
Diyarbakır’ın ihtiyacı slogan değil, icraat!
Diyarbakır’ın ihtiyacı fotoğraf değil, hizmet!
Diyarbakır’ın ihtiyacı makam gösterisi değil, devlet ciddiyeti!
Artık kamu yöneticileri kendilerine şu soruyu sormalıdır:
“Biz bugün kaç kişiyi ziyaret ettik?” değil…
“Bugün kaç vatandaşın hayatını kolaylaştırdık?”
Devletin gerçek başarısı sosyal medyada paylaşılan fotoğraf sayısıyla değil, vatandaşın yüzündeki memnuniyetle ölçülür.
Ve unutulmasın:
Halk bekliyor.
Diyarbakır bekliyor.
Hizmet bekliyor.
Artık sıra ziyaretlerde değil, icraatta!