beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
36 Yıldır Cevapsız: Bizi Kim Kaçırdı?
Tarih: 11-09-2026 00:03:00 Güncelleme: 11-09-2026 00:03:00


 


Bazı tarihler takvim yaprağından ibaret değildir. 

Bazı günler insanın hayatını ikiye böler: O günden önce ve o günden sonra…

36 yıl önce yaşadığımız o gün, benim için gazetecilik hayatımın en ağır ve en unutulmaz dönüm noktalarından biridir.

Musa Anter’in katledildiği gündü.

Ben, Ferit, Hüseyin ve şoförümüz İbrahim, gazetecilik görevimizi yapmak, bir haberin peşinden gitmek için yola çıkmıştık. 

Haber yolculuğumuz bir anda başka bir hikâyeye dönüştü.

Kaçırıldık!..

Yolumuz Malatya’ya kadar uzandı.

O yıllar karanlıktı.

 Türkiye’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu’sunda gazeteciler, aydınlar ve  vatandaşlar için korkunun kol gezdiği yıllardı. 

JİTEM adı etrafında şekillenen karanlık yapı iddiaları, faili meçhul cinayetler, kayıplar ve tehditler toplumun hafızasında derin yaralar bıraktı.

Biz de o karanlığın içinden geçtik.

36 yıl geçti.

Aradan geçen onca zamana rağmen bizim yaşadığımız olayın üzerindeki perde tam olarak kaldırılmadı.

Bizi kim kaçırdı?

Kimlerin talimatıyla götürüldük?

Neden hedef seçildik?

Bizi kim, hangi gerekçeyle serbest bıraktı?

Bu soruların cevabı hâlâ yok.

Dosyanın üzerinde yıllar geçmesine rağmen hakikatin üzerindeki sis dağılmadı. 

O gün bizi götürenler kimdi, bunu bugün bile bilmiyoruz. Olayın gerçek failleri ortaya çıkarılmadı.

Bir ülkenin hafızasında 36 yıl boyunca cevapsız kalan sorular varsa, mesele yalnızca dört gazetecinin başına gelenlerden ibaret değildir.

Bu, adalet meselesidir.

Bu, basın özgürlüğü meselesidir.

Bu, devletin karanlıkta kalan sayfalarıyla yüzleşmesi meselesidir.

O gün ölümle yaşam arasındaki çizgideydik. Nasıl bırakıldığımızı bugün bile bütün ayrıntılarıyla hatırlamıyoruz.

Bir şeyi çok iyi biliyorum:

O gün kaderimiz henüz yazılmamıştı.

Sanki annelerimiz bizi yeniden doğurmuştu.

O günden sonra gazetecilik bizim için sadece bir meslek olmadı. 

Haber yapmak, yalnızca olup biteni yazmak değildi.

 Karanlıkta bırakılan soruların peşine düşmekti.

Gazeteci, yalnızca herkesin gördüğünü yazan kişi değildir.

Gazeteci, görülmek istenmeyeni göstermeye cesaret edendir.

36 yıl boyunca çok şey değişti. İnsanlar değişti, iktidarlar değişti, gazeteler değişti, teknoloji değişti. 

Bizim gazetecilik çizgimiz değişmedi.

Doğru haber. 

Objektif gazetecilik.

Halkın haber alma hakkı.

Bundan hiç vazgeçmedik.

Baskılar gördük, tehditler yaşadık, korktuk ama susmadık.

Susmak bazen sadece bir kelimeyi söylememek değildir.

Susmak, karanlığın biraz daha büyümesine izin vermektir.

Biz o karanlığın büyümesine izin vermemek için gazetecilik yaptık.

Bugün 36 yılın ardından geriye baktığımızda, Musa Anter’in öldürüldüğü o günü, kaçırıldığımız saatleri, Malatya’ya uzanan o karanlık yolculuğu hâlâ dün gibi hatırlıyoruz.

Hâlâ aynı soru:
Bizi kim kaçırdı?

Bu sorunun cevabı bulunmadan, o günün hesabı kapanmış sayılmaz.

Faili meçhul dosyalar yalnızca arşivlerde duran kâğıtlar değildir.

 Onlar, yakınlarının cevabını beklediği sorular; toplumun vicdanında kapanmamış yaralardır.

36 yıl sonra bizim hikâyemiz hâlâ bitmedi.

Belki gazeteciliğin en ağır tarafı budur:

Bazı haberlerin sonuna nokta koyamazsınız.

Gerçek ortaya çıkmamıştır.

Biz de o gerçeğin peşinden gitmeye devam ediyoruz.

36 yıl önce ölümden döndük.

Bugün hâlâ ayaktaysak, bunun bir nedeni var:

Hakikatin peşini bırakmadık.

Ve bırakmayacağız.



Bu yazı 1697 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI