beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Diyarbakır'a Sayfa: Terör Yerine Kalkınma
Tarih: 12-09-2026 00:03:00 Güncelleme: 12-09-2026 00:03:00


 

Diyarbakır’da verilen mesajlara bir basın toplantısının açıklamaları olarak bakmamak gerekiyor.

Söylenenlerin arkasında  büyük siyasi- ekonomik perspektif var.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Diyarbakır’da verdiği mesajlar, şehrin geleceği açısından dönemin işaretlerini taşıyor. 

Fidan’ın yanında dört dönem Tarım Bakanlığı yapmış olan Diyarbakırlı siyasetçi Dr. Mehmet Mehdi Eker’in bulunması,  "Tarım ve Kalkınma" başlığı açısından anlamlı.

Mesaj açık:

Diyarbakır, terörle anılan şehir değil, üretim ve kalkınmayla anılan şehir olmalı.

Diyarbakır’ın asıl gücü toprağında.

"Diyarbakır" denildiğinde sadece siyasi tartışmaları, güvenlik sorunları,  terörün bölgede oluşturduğu tahribatı konuşmak eksiklik olur.

Diyarbakır, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden bir.

Bakan Fidan’ın da özellikle vurguladığı gibi, Diyarbakır’ın tarımsal potansiyeli, Türkiye’nin geleceği açısından stratejik öneme sahip.

 Bu konuda yıllarca Tarım Bakanlığı yapmış Mehmet Mehdi Eker’in bilgi ve deneyimi göz ardı edilemez.

Bugün dünyada gıda güvenliği giderek mesele haline geliyor.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında gelişmeler, gıdanın  sadece ekonomik değil,  stratejik  güç olduğunu dünyaya gösterdi.

Bu noktada Diyarbakır’ın önemi ortaya çıkıyor.

Su varsa tarım vardır. Tarım varsa üretim vardır. Üretim varsa istihdam ve refah vardır.

Diyarbakır’ın geleceği bu zincirin üzerine kurulabilir.

Silvan, Dicle ve Kral Kızı, sadece baraj değil, gelecek yatırımıdır.

Bölgenin kalkınması konuşulurken Silvan, Dicle ve Kral Kızı barajlarını sadece altyapı projeleri olarak görmek doğru değil.

Bu yatırımlar Diyarbakır’ın tarımsal geleceğinin anahtarlarından biridir.

Sulama imkânlarının genişlemesiyle birlikte tarımsal üretimle ürün çeşitliliği gelişecek, çiftçinin gelirinin yükselmesi mümkün olacak.

Bununla birlikte tarıma dayalı sanayi gelişebilir.

Un, yem, tekstil, gıda işleme, depolama, lojistik ve ihracaat gibi alanlarda yeni yatırımların önü açılır.

Mesele sadece tarlanın sulanması değildir.

Mesele Diyarbakır’da ekonomik düzen kurmaktır.

Söz konusu büyük yatırımların gecikmeden tamamlanması ve ekonomik hayata kazandırılması, bölgenin geleceği açısından önem taşıyor.

Terörsüz Türkiye, Diyarbakır için " Ekonomik fırsat" demektir

“Terörsüz Türkiye” hedefini yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirme  yanlış yaklaşım olur.

Terörün sona ermesi, "Bölgenin ekonomik potansiyelinin önündeki en büyük engellerden birinin ortadan kalkması" anlamına gelir.

Yıllardır terör nedeniyle yatırım kararlarını erteleyen sermaye, güven ortamının güçlenmesiyle bölgeye yönelebilir.

Gençler iş bulabilir.

Çiftçi daha fazla üretebilir.

Sanayici yatırım yapabilir.

Turizm gelişebilir.

Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel zenginlikleri dünya ile daha güçlü biçimde buluşabilir.

Güvenlik ile kalkınma, birbirinden ayrı meseleler değildir.

Güvenlik varsa yatırım gelir. 

Yatırım varsa istihdam oluşur.

 İstihdam varsa gençlerin geleceğe bakışı değişir.

12 Eylül’ün mirası ve demokratik siyasetine notlar...

Hakan Fidan’ın açıklamalarında dikkat çeken bir başka başlık ise darbeler ve 12 Eylül zihniyetiydi.

Türkiye, darbelerin ağır bedeller ödediği ülkedir.

12 Eylül zihniyeti, toplumun farklı kesimlerinin kimlikleri ve talepleri üzerinden büyük yaralar oluşturdu. 

Fidan’ın vurguladığı anayasal vatandaşlık anlayışı, bu geçmişin aşılması açısından siyasi yaklaşımı ifade ediyor.

Devletin vatandaşlarına eşit mesafede durması, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle dışlanmaması, siyasi meselelerin şiddet yerine demokratik yolla çözülmesi, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından  önem taşır.

Siyaset varsa çözüm vardır.

Meclis varsa tartışma vardır.

Demokrasi varsa umut vardır.

Terör ve şiddet ise, bütün bu kanalları tahrip eder.

Bu nedenle Türkiye’nin meselelerini demokratik siyaset ve TBMM çatısı altında çözme iradesi, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların meselesidir.

Sayın Erdoğan’ın Diyarbakır hassasiyeti bilinir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’a ve kentin gelişimine özel önem verdiği mesajı da bu yeni dönemin siyasi boyutunu gösteriyor.

Diyarbakır sıradan sehir değildir.

Binlerce yıllık tarihiyle Mezopotamya’nın en önemli merkezlerinden biri olan Diyarbakır, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan kadîm bir şehirdir.

Diyarbakır’ın sadece geçmişiyle övünen şehir olarak kalması yeterli mi?

Asıl hedef, geçmişin mirasını geleceğin ekonomisiyle buluşturmak.

Tarihi surların gölgesinde yeni fabrikalar kurulmalı.

Tarım arazileri daha verimli kullanılmalı.

Barajlar ekonomiye kazandırılmalı.

Gençlere yeni iş alanları açılmalı.

Diyarbakır, bölgenin üretim ve ticaret merkezi haline gelmeli.

Artık yeni bir hikâye yazılmalı

Diyarbakır’ın yıllarca terör, çatışma ve güvenlik sorunlarıyla anılması bu kadîm şehrin gerçek potansiyelini gölgede bıraktı.

Diyarbakır’ın hikâyesi bundan daha büyük... 

Bu şehir tarımın, üretimin, ticaretin, turizmin ve bölgesel kalkınmanın merkezlerinden biri haline gelmeli.

Hakan Fidan’ın mesajları ile Mehmet Mehdi Eker’in tarım alanındaki tecrübesinin aynı tabloda buluşması bu nedenle önemlidir.

Önümüzdeki dönemin cevap bekleyen temel sorusu şu olmalıdır:

-Diyarbakır terörden ne kadar uzaklaşacak değil, kalkınmada ne kadar ileri gidecek?

Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat var.

Terörün oluşturduğu kayıpları geride bırakıp üretime, yatırımlara ve refaha odaklanmak mümkün.

Siyasi irade kadar ekonomik planlama, yerel yönetimlerin katkısı, özel sektör yatırımları ve bölge insanının desteği de gerekiyor.

Diyarbakır’ın geleceği yalnızca Diyarbakır’ın meselesi değildir.

Diyarbakır kalkınırsa bölge kalkınır. Bölge kalkınırsa Türkiye güçlenir.

Diyarbakır’ın yeni manşeti belli olmalı:

Terör değil tarım.

Çatışma değil yatırım.

Göç değil istihdam.

Kayıp değil üretim.

Ve en önemlisi:

Geçmişin sorunları değil, geleceğin kalkınması konuşulmalı.



Bu yazı 1746 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI