|
Tweet |
Sağlık alanı üzerinden örgütlenen bir platformdan, terör örgütleriyle ilişkilendirilen yapıları meşrulaştırdığı iddia edilen bir açıklama geldi. Amed Sağlık Platformu, 27 Ocak 2026 tarihli bildirisiyle Rojava ve Kobanê merkezli gelişmelere ilişkin sert ifadeler kullandı; açıklamada uluslararası hukuk vurgusu yapılırken, Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik çağrılar ve güvenlik güçlerinin yürüttüğü soruşturmalara dönük eleştiriler dikkat çekti.
“Yaşam Hakkı Nöbeti” Başlığı Altında Siyasi Mesajlar
Platform, “Rojava’da Yaşanan Katliama Karşı Yaşam Hakkı Nöbetindeyiz” başlığıyla yayımladığı metinde; Suriye’nin kuzeyindeki çatışmaları “insani ve halk sağlığı krizi” olarak tanımladı. Halep’in Şêx Maqsûd ve Eşrefîye mahalleleri ile Kobanê’de yaşananlara atıf yapılan açıklamada, kuşatma koşulları, kış şartları ve altyapı yetersizlikleri gerekçe gösterilerek ağır iddialar sıralandı.
Metinde, “sivillerin hedef alındığı”, “sağlık merkezleri ve altyapının vurulduğu” gibi ifadelerle uluslararası hukukun ihlal edildiği ileri sürüldü; Cenevre Sözleşmeleri ve Roma Statüsü’ne atıf yapıldı. Platform, Rojava’ya “kesintisiz ve güvenli insani koridor” açılması çağrısında bulundu.
Türkiye’ye Yönelik Çağrılar ve Soruşturma Eleştirisi
Açıklamanın en tartışmalı bölümlerinden biri, Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarına yönelik çağrılar oldu. Metinde, Ankara’nın Suriye sahasında izlediği politikalara dair eleştiriler yer alırken, “kalıcı barış” vurgusu altında güvenlik eksenli yaklaşımlara karşı çıkıldı.
Öte yandan, Rojava’daki kadınlarla dayanışma gerekçesiyle “saç örme” eylemine katıldığı belirtilen sağlık ve sosyal hizmet emekçileri hakkında başlatılan adli ve idari soruşturmalar da hedef alındı. Platform, bu soruşturmaların “dayanışmayı kriminalize ettiği” iddiasını dile getirdi.
Talepler Listelendi
Amed Sağlık Platformu açıklamasında şu talepler sıralandı:
Sivilleri hedef aldığı öne sürülen askeri saldırıların durdurulması,
Gıda, su, elektrik ve ilaca erişim için insani koridor açılması,
Sağlık kurumları ve altyapının korunması,
Zorla göç ve demografik müdahalelere son verilmesi,
Uluslararası heyetlerin bölgede inceleme yapması,
Yerel yönetişim ve temel hakların güvence altına alınması.
Tepkiler: “Sağlık Diliyle Siyasi Meşrulaştırma”
Açıklama, kamuoyunda “sağlık dili kullanılarak terörle iltisaklı yapıların meşrulaştırıldığı” eleştirilerini beraberinde getirdi. Güvenlik kaynakları ve bazı sivil toplum temsilcileri, sağlık alanının tarafsızlığına gölge düşürüldüğünü, bildirinin insani söylem altında siyasi propaganda unsurları barındırdığını savundu.
Yetkililer ise, devam eden soruşturmaların ifade özgürlüğü değil, terörle iltisak ve propaganda iddiaları kapsamında yürütüldüğünü vurguluyor. Tartışmalı metin, sağlık temelli platformların sınırları, sorumlulukları ve kamuoyuna yansıyan söylemleri konusunda yeni bir polemiğin fitilini ateşlemiş durumda.
Kamuoyu, sağlık alanı üzerinden yürütülen bu tür açıklamaların, insani hassasiyetlerle güvenlik gerçekleri arasındaki dengeyi nasıl etkileyeceğini tartışmaya devam ediyor.