Bugün Dünya Dilleri Günü vesilesiyle, bütün dillerin günü kutlu olsun.
Her dil; insanlığın hafızasını, kültürünü ve ruhunu taşıyan eşsiz bir mirastır. Kürdçe de Mezopotamya’nın en köklü dillerinden biri olarak büyük bir tarihî ve edebî birikime sahiptir.
Türkiye’de Kürd dili, uzun yıllar boyunca asimilasyon politikaları, yasaklar ve kültürel baskılar nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldı.
Bu süreçte medreseler yalnızca dinî eğitim verilen kurumlar değil; aynı zamanda Kürdçenin korunup yaşatıldığı önemli ilim ve kültür merkezleri oldu.
Eğitim dili büyük ölçüde Kürdçe olan bu medreselerde birçok âlim eserlerini Kürdçe kaleme alarak dilin kuşaktan kuşağa aktarılmasına katkı sundu.
Türkiye’de yaşanan darbeler ve baskı dönemlerinde medreseler de hedef alındı.
Bütün baskılara rağmen Kürd dili tamamen yok edilemedi.
Özellikle son otuz yılda medreselerde ciddi bir çözülme ve erozyon yaşandı.
Siyasetin ve devlet politikalarının etkisiyle hem medreselerin toplumsal rolü zayıfladı hem de Kürdçenin eğitim dili olarak kullanım alanı giderek daraldı. Böylece medreselerin gerilemesi, Kürtçenin en önemli dayanaklarından birinin de zayıflamasına neden oldu.
Oysa bir dilin yaşayabilmesi için eğitimde, günlük yaşamda, edebiyatta ve kültürel üretimde aktif biçimde kullanılması gerekir. Diller ancak konuşuldukça, yazıldıkça ve yeni kuşaklara aktarıldıkça varlığını sürdürebilir.
Dünya Dilleri Günü’nde; başta Kürdçe olmak üzere bütün halkların dillerinin özgürce konuşulduğu, öğretildiği, korunduğu ve gelecek nesillere aktarılabildiği bir gelecek dileğiyle…