|
Tweet |
Bakan Tekin, "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile Eğitime Destek Platformu iş birliğinde düzenlenen "Ramazanı Kutluyorum, Okulumu Süslüyorum" projesinin ödül törenine katıldı.
İstanbul'daki Büyük Çamlıca Camisi Konferans Salonu'nda düzenlenen törende konuşan Tekin, ramazan etkinliklerine katılarak bu ayın değerlerine sahip çıkılmasından ve bu kapsamda okullarda birçok etkinlik gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Müslüman inancına göre, samimiyetle ve halisane yapılan işlerin bereketlendirildiğini dile getiren Tekin, "Cenabıallah yaptığımız işleri bereketlendirsin, diye dua ederiz. Bunun başlangıç paradigması, samimiyetle yapmış olmak. Biz halisane bir biçimde yola çıktık. Dedik ki Millî Eğitim Bakanlığı olarak çocuklara millet olma bilincini kazandıracak, dünyada zulmün olmadığı, insan haklarının, barışın egemen olduğu bir düzeni hep beraber inşa edecek bir değer silsilesiyle çocuklarımızı yetiştirebilir miyiz? Millî Eğitimin ana işlevi budur, diye yola çıktık." diye konuştu.
Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programları değiştirirken çok hassas davrandıklarını ve millî şuur, millet olma şuuru, vatanseverlik gibi kavramları odağa aldıklarını söyledi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programları ve müfredatı değiştirdiklerini söyleyen Bakan Tekin, "Müfredatımızın içerisinde hiç farkında olmadığımız bize dayatılan bazı kavramlar var. Mesela çok masum bir şey gibi geliyor size, tarih kitaplarımızda Haçlı Seferleri diye öğretiliyor bize. Sefer dediğimizde bizim literatürümüzde makul bir şey, çok zararlı bir şey değil diye düşünüyoruz. Ama o bir saldırı. Dolayısıyla biz m müfredatımızın içerisinde hiç farkında olmadığımız bize dayatılan bazı kavramlar var. Mesela çok masum bir şey gibi geliyor size, tarih kitaplarımızda Haçlı Seferleri diye öğretiliyor bize. Sefer dediğimizde bizim literatürümüzde makul bir şey, yani böyle çok zararlı bir şey değil diye düşünüyoruz. Ama o bir saldırı. Dolayısıyla biz mesela müfredatta Haçlı Seferleri kavramını kaldırdık; Haçlı Saldırıları, doğrusu bu."
Bir diğer yanlış ibarelerin, "coğrafi keşifler", "Orta Asya", "Ege Denizi" olduğunu aktaran Tekin, şöyle devam etti:
"Mesela daha masum bir ifade gibi var, coğrafi keşifler diyor. Coğrafi keşiflerin başlaması; coğrafi keşif değil, sömürgeciliğin başlangıcı aslında. Bunun gibi binlerce örnek var.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iki kutuplu dünyanın bize dayattığı bir kavramsallaştırma var, Orta Asya kavramı. O da yanlış, doğrusu bilimsel literatürde de karşılığı Türkistan. Bunların hepsi bizim zihin dünyamızda.
Lozan imzalandığında Ege Denizi yok. Nerede bu Ege Denizi? Niye Lozan'da Ege Denizi demiyorlar? Çünkü denizin adı Adalar Denizi. Ege Denizi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanistan'ın da biraz isteğiyle literatüre giren bir kavram.
Tüm bunlar çok masum şeyler gibi gözüküyor ama bizim millet olma bilincimizi; devletimize, milletimize sıkı sıkıya bağlı olma şuurumuzu doğrudan etkileyen şeyler. Biz Milli Eğitim Bakanlığı'nda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programlarımızı değiştirirken bunlara çok hassas davrandık."