İnsan bu dünyaya kalmak için değil, imtihan olmak için gönderilmiştir. Doğduğumuz gün, aynı zamanda ölüme doğru yürümeye başladığımız gündür. Her nefes, bizi kabre biraz daha yaklaştırmaktadır.
Rabbimiz şöyle buyurur: “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 57)
Ölüm, yok oluş değil; ebedi hayata geçiştir. Bir son değil, sonsuzluğun başlangıcıdır. Mümin için ölüm, sevgiliye kavuşma anıdır.
Kâfir ve günahkâr için ise büyük bir pişmanlığın başlangıcıdır.
Ölüm Nedir?
Ölüm; ruhun bedenden ayrılması, dünya hayatının sona ermesi ve ahiret hayatının başlamasıdır.
Ölüm; hareket saati belli olmayan tek yönlü gidişin adıdır.
Ölüm, mümin için zindandan kurtuluş; Rabbine, Peygamberine ve sevdiklerine kavuşma vesilesidir.
Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir.” (Sahih Muslim)
Bu dünya bir misafirhanedir. Asıl yurt ise ahirettir.
Hasan-ı Basrî (r.a) şöyle der: “Ey Âdemoğlu! Sen günlerden ibaretsin. Bir gün geçtiğinde, senden bir parça eksilmiş olur.”
Ölümü Hatırlamanın Faydaları
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurur: “Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”
Ölümü hatırlayan insan:
Ölümü düşünen kişi, kırıcı olmaktan utanır; çünkü yarın Allah’ın huzurunda hesap vereceğini bilir.
Ölümü Unutmanın Zararları
Ölümü unutan insan:
Kur’an şöyle buyurur: “Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler; ahiretten ise gafildirler.” (Rûm, 7) Kabir düşünülmeyince nefis azgınlaşır, şeytan cesaret bulur.
Ölümden Sonra Bizi Bekleyen Olaylar
Ölümle birlikte asıl yolculuk başlar.
Kabir Hayatı (Berzah) Münker ve Nekir melekleri sorgu yapar:
Kıyamet; Sûra üfürülür, herkes diriltilir.
Mahşer; Bütün insanlar Allah’ın huzurunda toplanır.
Hesap ve Mizan; Ameller tartılır, herkes yaptığının karşılığını görür.
Sırat Köprüsü;
Cennet veya Cehennem; Rabbimiz şöyle buyurur: “Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür. Kim zerre kadar şer yaparsa onu görür.” (Zilzâl, 7-8)
Kur’an ve Hadislerde Ölüm
Kur’an’da ölüm, hakikat ve kaçınılmaz bir son olarak anlatılır: “De ki: Kendisine karşı kaçtığınız ölüm, mutlaka sizi bulacaktır.” (Cuma, 8)
“Her ümmet için belirlenmiş bir ecel vardır.” (A‘râf, 34)
Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışan kimsedir.”
Sahabe ve Âlimlerin Ölüm Anlayışı
Hz. Osman (R.A) Bir kabir gördüğünde sakalı ıslanacak kadar ağlardı ve şöyle derdi: “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir.”
Ömer bin Abdülaziz (R.A) Her gece ölümü tefekkür eder ve ağlardı.
İmam Gazâlî (R.A) “Kalbin ilacı, ölümü çokça hatırlamaktır.”
Hasan el-Bennâ (R.A) “Ölüm, Allah yolunda yürüyenler için en tatlı hediyedir.” Onlar ölümü korkuyla değil, hazırlık bilinciyle yaşadılar.
Ölümü Düşünen İnsan Nasıl Yaşar?
Ölümü düşünen insan:
Ali (R.A) şöyle demiştir: “Dünya arkaya dönüp gitmektedir, ahiret ise yaklaşmaktadır.”
Asıl Soru: Ne Zaman Öleceğiz Değil, Nasıl Öleceğiz?
Önemli olan ölümün zamanı değil, imanla ölüp ölmeyeceğimizdir.
Yusuf aleyhisselâmın duası: “Rabbim! Beni Müslüman olarak vefat ettir ve salih kullarına kat.” (Yûsuf, 101)
Ölüm İçin Hazırlık Rehberi
Her gün kendimize şu soruları soralım:
En büyük sermayemiz iman, en büyük azığımız salih ameldir.
Sonuç olarak deriz ki;
Ölüm korkulacak bir yok oluş değil; ebedi hayatın kapısıdır.
Dünyaya aldanan kaybeder. Ölümü unutmayan ise hayatı anlamlı yaşar.
Abdullah bin Mesud (R.A) şöyle demiştir: “Mümin, günahını üzerine düşecek bir dağ gibi görür.” Öyleyse ölüm gelmeden önce kendimizi hesaba çekelim. Çünkü bir gün bizim de adımız geçmiş zamanla anılacak.
Duamız
Allah’ım!
Kalplerimizi ölüm hakikatiyle diri eyle.
Bize dünyayı ahiretin tarlası olarak değerlendirmeyi nasip et.
Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe eyle.
Canımızı kelime-i tevhid ile al.
Bizi Resûlullah (S.A.V.) e komşu eyle.
Anne babamızı, ailemizi ve bütün müminleri affeyle. Âmin yâ Rabbi’l-âlemîn
Ahmet YOLDAŞ