Diyarbakır bugün tarihinin en ağır barınma krizlerinden birini yaşıyor. Ev sahibi olmak artık orta gelirli vatandaş için hayal hâline gelirken, kirada oturmak ise her geçen gün daha büyük bir çaresizliğe dönüşüyor. Şehirde 65 metrekarelik bir dairenin fiyatı 5 milyon lirayı aşmış durumda. Ortalama kira bedelleri ise 30 bin TL sınırına dayanmış bulunuyor. Emekliler maaşıyla kira ödeyemiyor, asgari ücretliler ay sonunu getiremiyor, gençler ise evlilik hayallerini ekonomik çıkmazlar yüzünden ertelemek zorunda kalıyor.
Peki bütün bunlar yaşanırken Diyarbakır’da çözüm adına ne yapılıyor?
5 Temmuz 2024 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak kamuoyuna yaptığı açıklamada, “Bütünlüklü bir imar planı oluşturmak istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama şehirde büyük bir beklenti oluşturdu. Çünkü Diyarbakır halkı yıllardır plansız büyümenin, yetersiz imarın ve kontrolsüz fiyat artışlarının yükünü taşıyor. Ancak aradan geçen uzun zamana rağmen hâlâ somut bir imar planı açıklanmadı. Vatandaş bugün haklı olarak şu soruyu soruyor: İmar nerede, çözüm nerede?
Diyarbakır’ın bugün yaşadığı konut krizinin temel sebebi açıktır: Şehir büyüyor ama imar büyümüyor. Nüfus artıyor fakat yeni yaşam alanları yeterince açılmıyor. Talep yükselirken arz yetersiz kalıyor ve bunun sonucunda fiyatlar astronomik seviyelere ulaşıyor. Bugün bir memurun, bir işçinin, hatta yıllarca çalışmış bir emeklinin Diyarbakır’da ev alabilmesi neredeyse imkânsız hâle geldi.
Üstelik şehir hâlâ büyük ölçüde Osman Baydemir döneminde verilen imar kararlarıyla yönetiliyor. O dönemden sonra kapsamlı şehir planlamaları yerine daha çok parçalı ve lokal imar uygulamaları tercih edildi. Şehrin merkezine yakın, altyapıya uygun bölgeler yıllardır bekletilirken; kentin çok uzağındaki alanlara imar verilmesi ise vatandaşın sorununu çözmeye yetmedi. Çünkü mesele sadece bina dikmek değil, yaşanabilir bir şehir oluşturmaktır.
Bugün Diyarbakır’da insanlar maaşlarını değil, hayatlarını kiraya yatırıyor. Bir aile ayakta kalabilmek için temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalıyor. Gençler gelecek kuramıyor, öğrenciler barınacak ev bulamıyor, dar gelirli aileler ise her ay ev sahibinin kapısını korkuyla açıyor. Bu artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir krizdir.
Belediyelerin asli görevi şehrin sorunlarını çözmektir. İnsanların nefes alamadığı bir şehirde siyasî tartışmalar değil, çözüm üreten projeler konuşulmalıdır. Diyarbakır halkı artık açıklama değil icraat görmek istiyor. Verilen sözlerin tutulmasını, kapsamlı bir imar planının şeffaf biçimde kamuoyuna sunulmasını ve konut krizini hafifletecek somut adımların atılmasını bekliyor.
Çünkü bugün Diyarbakır’ın en büyük meselesi nettir: İnsanlar artık bu şehirde barınmakta zorlanıyor. Ve bu soruya hâlâ güçlü bir cevap verilmiş değil.
İmar nerede, çözüm nerede?