Bugun...


Fesih Bozan

facebook-paylas
Çelişkiler Diyarı ve Unutulan Sorumluluk
Tarih: 20-05-2026 00:01:00 Güncelleme: 20-05-2026 00:01:00


 

Kitap, kürsü ve dillerdeki İslam ile çarşı, pazar, ticaret, yargı, eğitim, siyaset ve sandığa yansıyan gerçek uygulamalar arasında toplumun derin bir çelişki yaşadığını görüyoruz. Şöyle ki:

Bir kişinin İslam dairesine girmesi, Kelime-i Şehadet gibi tek bir cümleyle başlar. Ancak o cümleyle birlikte omuzlara binen yük, tüm bir hayatı kuşatır. Kelime-i Şehadet’in, Sahabe-i Kiram’ın hayatında yaptığı devrimi; değişim, dönüşüm ve teslimiyeti hepimiz biliyoruz.

Müslüman, kelime anlamı itibarıyla  “teslim olan”demektir. Yani Allah’ın emirlerine, yasaklarına, helaline ve haramına kayıtsız şartsız boyun eğen kişidir.

Bu teslimiyeti diri tutmak, birey ve toplumu inançlarına uygun yaşamaları için uyarmak amacıyla; âlimler, seydalar, hocalar ve şeyhler vaaz kürsülerinde, eğitim ve ders halkalarında hep şöyle derler:

“Ey Müslümanlar! Faiz haramdır, uzak durun! Zina haramdır, yaklaşmayın! İçki, kumar ve bahis yuvaları yıkar, dokunmayın! Kul hakkı yemeyin; yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ve torpile bulaşmayın! Zulme ortak olmayın ve adaletten şaşmayın! İşgalci ve soykırımcı İsrail ile ABD markalarını boykot edin!..”

Hocalar söyler, cemaat dinler; gözyaşları dökülür, tövbeler edilir. Fakat cami kapısından çıkıp sokağa adım attığımızda, o derin sessizlikle birlikte teslimiyetin yerini büyük bir çelişki alır. 

İşte tam da burada, “Çelişkiler Diyarının” kapıları  sonuna kadar açılmaktadır.

Âlim, Şeyh, Cemaat ve STK’ların Sükût Çelişkisi

Büyük bir çelişkinin, kürsülerde vaaz eden, medrese seydalarında, dergâh şeyhlerinde ve STK başkanlarında olduğunu görüyoruz.

Ey değerli hocalar, şeyhler, cemaat liderleri ve sivil toplum kuruluşları! Meydanlarda, camilerde ve dergâhlarda bu haramları tek tek bireylere, sıradan vatandaşa anlatıyorsunuz da; bu haramlara zemin hazırlayan, hatta yasalarla teşvik eden yönetici ve iktidara neden tek kelime etmiyorsunuz? Bırakın söz söylemeyi, destek bile veriyor ve arkalarında duruyorsunuz! Bu durum inancınız, vaazlarınız ve yaşam tarzınızla çelişki değil midir?

Yoksa, “Cihadın en faziletlisi, zalim sultan karşısında hakkı ve adaleti söylemektir.” (Ebû Dâvûd, Tirmizî)* hadis-i şerifini unuttuk mu?

Haramlara girmemeleri için bireyleri sürekli ikaz ediyorsunuz da, toplumu haramlara gark eden iktidara neden iki çift söz söylemiyorsunuz? Hatta zaman zaman, "Bu sözümüz iktidara zarar verir mi?” diye endişe ediyorsunuz.

Mesela;
 * İktidar partisinin son olarak düzenlediği Gençlik Şölenlerindeki görüntüler,

 * Devlet kurumlarında dönen yolsuzluk, rüşvet ve torpil iddialarının sıradanlaşması,

 * Faiz, kumar, bahis ve içki tüketiminin artması,

 * Yandaş TV ekranlarındaki ahlaksız dizilerle aile yuvasının altına dinamit yerleştirilmesi ve buna bağlı olarak artan boşanma vakaları,

 * İslam’ın en önde gelen  emirlerinden biri olan “adalet” mefhumunun kalmaması,

 * Dahası, Gazze’deki soykırımı, İran, Lübnan ve Suriye saldırılarına rağmen Ceyhan boru hattının hâlâ kapatılmaması…

Evet, yıllardır hocaların iktidar partisini desteklerken kullandıkları  “ehven-i şer”  (kötünün iyisi) anlayışı yüzünden, yazımızda verdiğimiz örneklerde de görüldüğü gibi toplumda ciddi bir yozlaşma olduğunu görüyoruz. 

Burada iktidarın olduğu kadar iktidara destek veren ve ikaz görevini hakkıyla yerine getirmeyen ve toplumu yanlış yönlendiren hoca, şeyh, âlim ve cemaatlerin büyük bir mesuliyeti de vardır. 

“Ya Allah, Bismillah” diyen bir iktidarın 23 yıl sonunda toplumu getirdiği durum ortadadır. Acaba çok eleştirdikleri diğer bazı partiler iktidarda olsaydı, bundan daha fazlası ne olurdu diye sormak gerek?

“Din, iman, ezan, vatan, bayrak” diyerek oy toplayan bir iktidar; bu gerekçelerle oy veren bir toplum ve aynı saiklerle destek veren hocalar, seydalar ve cemaatler… Bilin ki, toplumun bugünkü hâli hepinizin ortak eseridir.

Haramın hükmü, onu işleyenin makamına ve kişiye göre değişmediğine göre; bireyi uyarırken gösterilen ısrar, haramlara zemin hazırlayan ve bunları yasalarla teşvik eden iktidar mensuplarına neden gösterilmiyor? Bu açık bir çelişki değil midir?

Müslüman, Aynaya Bakma Vakti Gelmedi mi?

Diğer bir çelişkiyi de Müslüman ferdin kendisi yaşıyor. Bireysel hayatında haramlardan titizlikle kaçınmaya çalışan, namazında niyazında olan Müslümanların yaşadığı birkaç çelişkiden örnek verecek olursak:

 * “Faiz, Allah ve Resulü’ne savaş açmaktır.”** ayetini bilip faizden kaçıyorsun; ama faiz sistemini ekonominin merkezine koyan, faiz lobilerini besleyen ve bu çarkı döndüren iktidara ve partisine her seçimde destek veriyorsan bu bir çelişki değil mi?

 * ABD ve İsrail’in İslam coğrafyasındaki zulmüne sessiz kalmamak adına market market gezip çeşitli markaları boykot ediyorsun; ama o boykot ettiğin dev markaları ülkeye buyur eden, onlara teşvikler veren ve vergi muafiyetleri sağlayan iktidara destek veriyorsan bu bir çelişki değil mi?

 * Meydanlarda İsrail ve ABD’ye lanet okuyor, Gazze için dualar ediyorsun. Ancak perde arkasında İsrail ve ABD ile ticari, askerî ve diplomatik iş birliklerini tam gaz sürdüren iktidara ve partisine oy veriyorsan bu bir çelişki değil mi?

 * Hırsızlık, yolsuzluk, yalan ve talan haramdır diyorsun; kendin de bunlardan uzak duruyorsun. Peki, bu iddialarla adı ayyuka çıkmış, şeffaflıktan uzaklaşmış, liyakati yok edip torpili “mülakat” kılıfıyla meşrulaştırmış bir yapıya destek veriyorsan o günahlara ortak olmak değil mi, bu inancınla bir çelişki değil mi?

 * İslam, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” ve “İsraf haramdır.” der, sen de buna inanıyorsun. Ama bugün lüks araç konvoylarıyla gezen, şatafatlı saraylarda oturan ve “itibardan tasarruf olmaz” diyen bir zihniyeti savunuyor ve destekliyorsan, bu inanç değerlerinle bir çelişki değil mi?

 * Nesillerimizin ahlakının bozulmasından, eğitim sisteminin çöküşünden, medya ve TV dizilerinin zararlarından, kumarın ve yasal bahis sitelerinin cep telefonlarımıza kadar sokulmasından şikayet ediyorsun ancak bunlara zemin hazırlayan iktidarı görmüyor ve destekliyorsan; üstelik “Zaman kötü, gençlik bozuldu.” diyerek faturayı sadece zamana ve gençlere kesiyorsan bu, İslam ve inanç değerleriyle bir çelişki değil mi?
 
Özetle: İnandığı Gibi Yaşamayanlar

Hz. Ömer’in (r.a.) “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.” sözü, adeta bugün yaşadığımız bu “Çelişkiler Diyarı”nı özetlemektedir.

Bugün Müslüman camia, ne yazık ki yaşadığı hayatı, savunduğu siyasi partileri ve menfaatlerini meşrulaştırmak için dinin emirlerini esnetme hastalığına tutulmuştur. Yani ne yazık ki, İslam’a uymak yerine İslam’ı kendilerine uydurmaya çalışmaktalar.

Unutmayalım ki, toplumun inanç ve amelinde yaşadığı bu çelişkiler yumağı, zamanla toplumun inanç ve ahlakını içeriden çökertecektir. Ki hacı, hoca veya dindar olarak bilinen birçok kişinin adının yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık, torpil ve rüşvet gibi ahlaksızlıklarla anılması toplumda “güven” duygusunu yok etmiştir.

Artık samimi bir muhasebe yapma; Kelime-i Şehadet’in getirdiği o ağır sorumluluğu sadece camide ve ibadette değil, hayatın her alanında ve özellikle sandık başında oy kullanırken gösterme vaktidir.

(Bu yazımızda dile getirdiğimiz eleştirilerden; görevini hakkıyla yapan STK, cemaat, şeyh, âlim, hoca ve samimi Müslümanlar elbette müstesnadır.)

Vesselam.



Bu yazı 152 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI