CHP’de bir türlü sular durulmuyor, bir türlü kendine gelemiyor.
Özgür Özel’in genel başkan olmasının ardından yaşananlar gösteriyor ki, partide iç huzur sağlanmadan iktidar hayal.
Kongre süreci boyunca yaşanan tartışmalar, şaibeler ve en nihayetinde mahkeme süreci, CHP’nin kendi iç meselelerine gömüldüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davayla birlikte birçok kesim, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan olabileceğini konuşmaya başlamıştı.
Duruşma 8 Eylül’e ertelendi. Bu da demek oluyor ki, CHP bir süre daha iç hesaplaşmalarla zaman kaybetmeye devam edecek.
Türkiye ciddi sorunlarla boğuşurken, ana muhalefet partisinin hâlâ kendi iç kavgasına odaklanması düşündürücü.
İktidara talip olan bir parti, önce kendi saflarında birlik ve bütünlüğü sağlamalı.
Bu haliyle CHP, bırakın Türkiye’yi yönetmeyi, kendi iç krizlerini bile çözemez durumda.
Özgür Özel gelmiş, Kılıçdaroğlu gitmiş…
Fark etmiyor.
CHP aynı CHP.
Zihniyet değişmediği sürece isimlerin bir önemi kalmıyor.
Bu parti, halka hizmet etme şuurunu taşıyan bir anlayıştan hâlâ çok uzak.
Hizmete, halka, gerçek sorunlara yönelik çözüm üretecek kadrolar ve kararlılık ne yazık ki yok.
CHP’nin geçmişteki iktidar dönemleri de tartışmalı.
Hangi koşullarda iktidar olduğu, kimlerin desteğiyle ve hangi yöntemlerle geldiği kamuoyunun malûmu.
Bugün de değişen bir şey yok.
Parti içinde bir yandan hizipler savaşırken diğer yandan dışarıda Türkiye’yi yönetmeye talip olduğunu söylüyorlar.
Peki nasıl?
Kendi iç kavgalarını çözememiş bir partinin Türkiye’nin büyük sorunlarına çözüm üretmesi mümkün mü?
Bakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde patlak veren yolsuzluk skandalı ortada.
Sadece İSKİ değil, birçok iştirak şirketi soru işaretleriyle dolu.
CHP, önce bu şaîbeleri temizlemeli.
Hesap verilebilirlik, şeffaflık ve ahlaki duruş göstermedikçe halkın gözünde güven kazanamaz.
Bugün Türkiye’de emeklinin, işçinin, çiftçinin, esnafın büyük ekonomik sorunları var.
Yoksulluk ve hayat pahalılığı vatandaşın belini büküyor. Liyakatsiz yöneticiler sistemin her alanını tahrip ediyor.
CHP bu sorunları çözmeye aday olduğunu söylüyor ama hangi programla, hangi kadroyla, hangi birliktelikle bunu yapacak?
Bu konuda hâlâ halka somut bir izahat yok.
Ayrıca Türkiye’nin en hayati konularından biri olan terörle mücadele konusunda CHP’den net bir duruş göremiyoruz.
Her kafadan bir ses çıkıyor, her açıklama birbirini yalanlıyor. Bu da güven kaybını büyütüyor.
Kısacası CHP’den bir beklentimiz yok.
Bu haliyle iktidar olmaları mümkün değil.
Ana muhalefet görevini devam ettirir, o kadar.
Gazeteciler, köşe yazarları ve “aydınlar” bu tartışmaları körükledikçe CHP’ye zarar verdiklerini fark etmeli.
Artık olanı biteni yazmak ve konuşmak değil, partinin gerçek sorunlarına odaklanması gerekiyor.
CHP kendi içinde birlik ve beraberliği sağlayamadan, Türkiye gibi devasa bir ülkeyi yönetmeye kalkarsa, bunun sonu hüsran olur.
Gerçekler ortada: Bu CHP, iktidara değil, iç tartışmalara mahkûm. Ve bu gidişle daha çok bekler iktidar rüyası.