Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
İSRAİL'İ 6.7 ŞİDDETİNDE KINAMA YARIŞI
Tarih: 01-05-2026 00:04:00 Güncelleme: 01-05-2026 00:04:00


 

Kınayan kınayana.

"Kim kınıyorsa ondan daha şiddetli kınıyoruz. " Mantığı, sağlıklı yola çıkışın anahtarı mı?

Sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı günde beş kere yüzlerce kez kınayalım.

Ne olacak?

Birbiriyle kınama yarışına giren girene...

-Kınıyoruz!..

-Biz daha çok kınıyoruz...

-Siz ne kadar fazla kınarsanız,  biz bir fazlası kınıyoruz!..

Durum, bu özetle.

Uluslararası sularda, abluka altındaki Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için İtalya ve İspanya’dan yola çıkan aktivist filolarına el koyuyorlar. Hani bunun uluslararası hukukta bir yeri vardı?

Kuralları tanımayan barbar devletlerin olduğu bir dünyada; çocuk, kadın, ihtiyar demeden öldüren bir devlet… 

Bunu Mavi Marmara’da yaptı, cezalandırılmadı. Daha sonra benzer olaylar yaşandı, yine cezalandırılmadı.

 Dünya liderleri bu zulme sessiz kalmış durumda, ama milletler ayakta. İslam devletlerinden ise cılız sesler çıkıyor.

Dünyada inkâr devam edebilir ama zulüm devam etmez. 

Zalimlerin firavunları, sarayları yıkıldı; Hitler yok oldu. İsrail’in de yıkılması yakındır.

İsrail bu zulmü sadece bugün yapmıyor, yıllardır yapıyor. 

Türkiye’den gelen tepkiler ise çok zayıf ve diplomatik bir dilde kalıyor. 

Türkiye’de yaşayan halk, iktidardan daha güçlü bir duruş bekliyordu.

Ebabil kuşlarının yola çıkması an meselesi; Allah bu zulmü yapan devleti yok edecektir.

 İsrail ve işbirlikçileri, yaptıkları zulümle arşı alayı doldurmuş durumda ve bunun hesabını verecekler.

57 İslam ülkesi var; haritada adları var ama etkileri yok. 

Hiçbir devlet zulme karşı ciddi bir eylem yapmadı. 

Bugün yapmayacaklarsa ne zaman yapacaklar?

İslâm dünyası ve halkın çoğunun Müslüman olduğu, yönetimin batılla şekillendiği devletler İspanya kadar bile olamadı.

 İspanya'nın yaptıkların onda birini yapmış olsaydı, İsrail bugün bu filolara saldırma cesaretini bulamazdı.

Uluslararası hukukun, güçlünün elinde eğilip bükülen metne dönüştüğü bir çağdayız.

 Hukuk var, kurumlar var, sözleşmeler var; ama mesele uygulamaya gelince hepsi birer temenniden ibaret kalıyor. 

Bugün Gazze’ye insani yardım götürmek isteyen sivil filolara yönelik müdahaleler de bu tablonun yeni bir örneği.

Bu ilk değil. 

Mavi Marmara Olayı hâlâ hafızalarda. 

Uluslararası sularda, sivil bir yardım gemisine yapılan müdahale dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. 

Sert açıklamalar yapıldı, raporlar yazıldı, diplomatik krizler yaşandı… 

Sonuç mu?

 Caydırıcı bir yaptırım çıkmadı.

 İşte asıl sorun burada başlıyor: Hesap sorulmayan her olay, bir sonrakinin zeminini hazırlar.

Bugün yaşananlara bakınca şu soru kaçınılmaz:  Uluslararası hukuk gerçekten bağlayıcı olsaydı, aynı türden müdahaleler tekrar edebilir miydi? 

Devletler, ihlâller karşısında net ve ortak bir tavır alabilseydi, bu kadar rahat hareket edilebilir miydi?

Eleştirinin hedefi sadece İsrail’in politikaları değil; aynı zamanda küresel sistemin işleyişidir. Çünkü mesele yalnızca bir ülkenin eylemleri değil, bu eylemlere karşı dünyanın ne yaptığıdır.

 Sessizlik, çoğu zaman en güçlü onay biçimidir.

Türkiye’nin tutumuna gelince… 

Söylem düzeyinde sert mesajlar verilse de pratikte bunun karşılığı sınırlı kalıyor.

 Kamuoyunda oluşan beklenti daha güçlü, daha somut adımlar yönünde. 

Diplomasi önemlidir,  diplomasinin etkili olabilmesi için arkasında ağırlık, yaptırım gücü hissedilmelidir.

İslam dünyası ise ayrı bir tartışma başlığı. 

Sayıca kalabalık, coğrafi olarak geniş ama siyasal etki açısından parçalı ve dağınık bir yapı. 

Ortak refleks üretmekte zorlanan bu tablo, kriz anlarında etkisizliği daha da görünür kılıyor. 

Bu durum, sadece dış politikayla değil, iç siyasi dengeler ve önceliklerle de yakından ilgili.

Öfke anlaşılabilir;  ortada insani bir trajedi var. 

Meseleyi sadece duygular üzerinden değil, gerçekçi bir güç dengesi ve uluslararası sistem analizi üzerinden okumak gerekiyor. Aksi halde her olaydan sonra aynı hayal kırıklığı tekrar yaşanır.

Sorun sadece bir eylem değil, o eylemin cezasız kalmasıdır. 

Cezasızlık sürdükçe benzer krizlerin tekrar etmesi  şaşırtıcı olmayacaktır.



Bu yazı 165 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI