Diyarbakır, yerel yönetim açısından Türkiye’nin en dikkatle izlenen şehirlerinden biridir.
Büyükşehir ve 17 ilçe belediyesinden oluşan bu sehirde, yerel yönetim anlayışlarının halkla kurduğu ilişki ve hizmet anlayışı da doğal olarak farklılık göstermektedir.
Bugün baktığımızda, 17 ilçe belediyesinin 13’u DEM Partisi’nin, 4’ü ise AK Parti’nin yönetimindedir.
Şunu net biçimde ifade etmeliyim: Halkla temas noktasında, en görünür, en aktif ve en sahada olan belediyeler DEM Partisi’nin yönettiği belediyelerdir.
Halkın sorunlarını dinleme, çözüm üretme ve en azından bir muhataplık ilişkisi kurma noktasında DEM’li belediyelerin daha önde olduğu görülüyor.
Elbette eksiklikler, yetersizlikler, eleştiriler var; ama sahadaki görüntü bu.
Kökleşmiş Sorunlara Müdahale
Bunun en somut örneği, uzun yıllardır kangrenleşmiş halde duran bir meselede ortaya çıktı: Asırlık Yeni Köy Mezarlığı çevresinde yıllardır süregelen “adakçı işgali”.
Hepimizin bir gün toprağa kavuşacağı, ebedî istirahatgâhımız olan mezarlıklarımızın çevresinde yıllarca süren düzensizlik, işportacılığa varan çirkin manzaralar, Diyarbakır’ın kadim kimliğine yakışmayan bir tablo oluşturuyordu.
Bu konu defalarca gündeme geldi, her gelen yönetim “çözeceğiz” dedi. Hatta kimi zaman “kaldırıldı” haberleriyle karşılaştık. Ne var ki birkaç ay geçmeden aynı görüntüler geri dönüyor, sorun köklü bir biçimde çözülemiyordu.
DEM Partili Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Sera Hanım ise bu soruna gerçekten el attı.
Verdiği sözü tuttu, adakçıları kaldırdı, mezarlık çevresinde çevre düzenlemesi başlattı.
Bugün artık orada, dünya degiştiren insanımıza yakışan, şehrin ruhuna uygun bir manzara oluşuyor.
Bu, belediyeciliğin en önemli boyutunu gösteriyor: Sorunu sadece görmek değil, üzerine gitmek ve çözmek.
AK Partili Belediyelerin Tablosu
Peki, Diyarbakır’daki AK Partili belediyeler ne durumda?
Açık konuşmak gerekirse, çok da seslerini duymuyoruz.
Mesela Eğil Belediye Başkanı’nın sosyal medyada çaba gösterdiğini görüyoruz.
Geçtiğimiz günlerde karşılaştığımız örnek, düşündürücüydü: Üç dilde yön levhası dikilmesi, “büyük hizmet” olarak sunuldu.
Elbette çok dillilik önemlidir, elbette yol levhaları da bir ihtiyaçtır. Ancak Diyarbakır’ın, Eğil’in sorunlarının bundan ibaret olmadığını hepimiz biliyoruz.
Yön levhası dikmek, bir ilçenin temel hizmet açığını kapatmaz.
Halkın beklentisi; altyapı, temizlik, çevre düzeni, ulaşım, su gibi en temel hizmetlerdir.
Çermik, Çüngüş ve Hazro’daki AK Partili belediyeler için de tablo farklı değil.
Sessiz bir şekilde çalıştıkları söyleniyor. Ancak halka dokunan, görünür, etkili bir icraat gören ya da duyan var mı?
Çüngüş Belediyesi’nin şimdiye kadar hangi somut çalışmayı yaptığını, hangi sorunu çözdüğünü bilen var mı?
Kamuoyuna yansıyan güçlü bir icraat yok.
Belediyecilikte sessizlik, çoğu zaman ataletin diğer adıdır.
DISKİ’ye Düşen Sorumluluk
Bir başka önemli kurum da DISKİ’dir. Her gün basın üzerinden açıklamalar yapılıyor: “Şunu yaptık, bunu çözdük…” Ama sahaya gittiğimizde, hala ciddî altyapı sorunları yaşayan mahalleler görüyoruz. Basın açıklamasıyla sorun çözülmüş sayılmıyor.
Biz, gazeteciler olarak bu sorunları yazıyoruz, halk dile getiriyor, ilgilenen pek olmuyor.
DISKİ, kendine bir çeki düzen vermek zorunda.
Şehirde su ve altyapı meselesi hâlâ temel bir problem olarak duruyorsa, yapılan işlerin kalıcılığı sorgulanır.
Belediyecilik: Oy Veren–Vermeyen Ayrımı Olmadan
Burada altını çizmek istediğimiz bir başka mesele daha var.
Diyarbakır’da halkın belediyelerden beklentisi, hizmetin eşit biçimde sunulmasıdır.
Belediye başkanları ve yönetimleri, o koltuklarda yalnızca kendilerine oy verenlere değil, tüm halka hizmet etmek için oturuyor.
Seçim bittikten sonra partiler, kimlikler, ayrışmalar geride kalmalı. Halk, hizmette adalet ve eşitlik bekler.
Küçük Ama Kritik Ayrıntılar
Diyarbakır’ın parklarındaki ağaçlar susuzluktan kuruma noktasına gelmiş durumda.
Parkların içindeki dinî mabetlerin temizliğini belediye temizlik ekiplerinin üstlenmesi gerekiyor.
Bu, büyük bir icraat değil; ama belediyeciliğin kalitesini gösteren küçük ama kritik bir ayrıntıdır.
Sonuç Yerine
Özetle şunu söylemek isterim: Diyarbakır halkı, artık vaatlerden ve vitrin çalışmalarından yoruldu.
Sosyal medya paylaşımlarında verilen fotoğraflar ya da tabela hizmetleri halkın gerçek sorunlarını çözmüyor.
Halk; içme suyunu, altyapısını, temizliğini, parkını, yollarını, mezarlığını görmek istiyor.
Belediyecilik, halka dokunma sanatıdır.
O dokunuşun samimiyeti de halkın gündelik hayatında hissedilir.
Diyarbakır’da bugün kimin samimiyetle sorun çözmeye çalıştığını, kimin günü kurtarmaya dönük vitrin siyaseti yaptığını halk çok iyi görüyor.
Şehrin kadîm hafızası, günübirlik işlerle değil, kalıcı hizmetlerle değer bulur.
Belediyeler bu sorumluluğu hatırlamalı ve gerçek anlamda “halk için, hakka hizmet” anlayışını hayata geçirmelidir.