Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Kayıp Nesli Yeniden Düşünmek
Tarih: 19-05-2026 00:04:00 Güncelleme: 19-05-2026 00:04:00


 

Bir milletin geleceği, meydanlarda attığı sloganlarla değil; yetiştirdiği gençliğin vicdanıyla ölçülür.


Bugün 19 Mayıs…

 Takvim yapraklarında bir bayramdan daha fazlası duran bir gün. Bir milletin küllerinden yeniden doğarken umudunu gençliğe emanet ettiği tarih. 

İnsan ister istemez soruyor: O emanet bugün hangi ellerde taşınıyor?

Bir zamanlar Anadolu’nun yoksul köylerinden çıkan gençler vardı. 

Ceplerinde para yoktu ama yüreklerinde iman, zihinlerinde ülkü vardı.

 Kimisi Çanakkale’de toprağa düştü, kimisi Sakarya’da bağımsızlık için yürüdü. 

Karanlık gecelerde kandil ışığında kitap okuyan, annesinin duasıyla büyüyen, vatanı namus bilen bir gençlikti, onlar.

Bugün ise betonların arasında büyüyen, kalabalıklar içinde yalnızlaşan bir nesil görüyoruz.


Elinde kitap olması gereken gencin eline bazen bıçak, bazen zehir tutuşturuluyor.

 Aile sıcaklığını bulamayan nice genç, sokakların soğuk karanlığına sığınıyor. 

Uyuşturucu baronlarının kirli sofralarında umutlar çürütülüyor; sosyal medya ekranlarında ruhlar sessizce tüketiliyor. Eğlence adı altında ahlak aşındırılıyor, özgürlük adı altında kimlikler parçalanıyor.

Bu manzara karşısında sadece gençliği suçlamak kolaycılıktır. Çünkü hiçbir nesil kendiliğinden kaybolmaz; ihmal edilen her gençlik, aslında büyüklerin aynasıdır.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) övdüğü gençlik; iffetiyle yükselen, emanete sadık kalan, Allah korkusunu yüreğinde taşıyan bir gençlikti. Gençliğini ibadetle geçirenleri arşın gölgesiyle müjdeleyen bir medeniyetin çocuklarıydık biz.

Mehmet Âkif’in hayal ettiği “Âsım’ın Nesli” ise sadece inanan değil; aynı zamanda düşünen, üreten, çalışan ve mücadele eden bir nesildi. Hem Kur’an’ın ahlâkını taşıyacak hem çağın ilmini kuşanacaktı.

Bağımsız bir ülkenin geleceği ancak şuurlu gençlerle korunabilir.

Bugün kaybedilen şey sadece birkaç genç değil; bir medeniyet tasavvurudur.


Gençlik bozulursa aile çözülür, aile çözülürse toplum dağılır, toplum dağılırsa millet ayakta kalamaz.

Hâlâ geç değildir.

Bir gencin elinden tutmak, bir ülkenin geleceğini ayağa kaldırmaktır. 

Ona sadece nasihat değil; merhamet, rehberlik ve umut vermek gerekir. 

Gençliği ekranların karanlığına değil; ilme, sanata, ahlaka ve hakikate yönlendirmek gerekir.

Bugün 19 Mayıs’ın bize sorduğu en büyük soru şudur:
-Gençliği gerçekten geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa yalnızca kalabalıkların içinde kaybolmasına mı seyirci kalıyoruz?

Milletleri yaşatan şey; toprağın altındaki madenler değil, toprağın üstünde yetişen karakterli gençlerdir.



Bu yazı 234 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI