Türkiye’de Müslümanlar, Gazze için meydanlara çıktığında, siyasi iktidardan somut bir adım görmek mümkün olmadı.
Siyasi söylemler ve basın açıklamalarıyla Gazze’nin dramı gündeme taşınsa da, AK Parti iktidarının net ve ciddi bir girişimde bulunduğunu söylemek zor.
Oysa 22 aydır abluka altında yaşayan Gazze’de hayatın en temel emareleri dahi yok.
Gazzeli açlık, susuzluk ve yokluk içinde yaşam mücadelesi verirken, bizler burada hâlâ konforumuzun, gündelik kaygılarımızın içinde keyf çatıyoruz.
Bu utanç verici tablo, her Müslümanın vicdanını sarsmalı, birlik olma gereğini acilen hatırlatmalıdır.
Allah (c.c), Müslümanların birlik ve beraberliğine ne kadar önem verdiğini Ali İmrân Suresi’nde şöyle hatırlatır: “Ey mü’minler! Hepiniz birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah kalplerinizi kaynaştırdı da O’nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarında idiniz, fakat Allah sizi oraya düşmekten kurtardı.”
Bu ayet, yalnızca bir dini emir değil; aynı zamanda bugün Gazze ve ümmetin karşı karşıya olduğu kriz karşısında uygulanması gereken en temel stratejiyi de ortaya koymaktadır: Birlik ve kararlılık.
Ne yazık ki, Müslümanlar kendi içlerinde hâlâ parçalanmış, enaniyet ve çıkar çatışmalarına odaklanmış durumda.
Halbuki güç birleştiğinde önünde durabilecek hiçbir engel yoktur.
Dünya, ABD ve İsrail’in Gazze’de uyguladığı şiddetin farkında olsa da, küresel tepkiler hiçbir zaman işgalciye caydırıcı olmamıştır.
İsrail’in katliamları artmakta, Gazze’yi açlığa mahkûm etmekte ve işgal planlarını derinleştirmektedir.
Sözlü kınamalar, tekil açıklamalar ve parçalı eylemler artık yeterli değildir; etkisi sınırlı kalmaktadır.
Artık zaman daralmış, dayanma gücümüz sınanıyor. Tüm STK’lar, dinî-sivil toplum kuruluşları tek çatı altında birleşmeli, Gazze için ciddî bir toplumsal ve siyasî baskı mekanizması oluşturmalıdır.
Tek yumruk olmanın zamanı gelmiştir. Bu bir çağrı değil, zorunluluktur.
Yumruğumuzu sözün muhatabına, zulme karşı harekete geçmesi gereken güçlere göstermeliyiz.
İsrail, kınamalardan anlamaz; ancak birleşmiş ve organize olmuş Müslüman toplulukların gücü karşısında geri adım atmak zorunda kalır.
Birlik olmanın önemi yalnızca Gazze için değil, ümmetin tamamı için hayati öneme sahiptir.
Bölük pörçük açıklamalar, etkisi sınırlı kampanyalar ve kısa süreli protestolar, işgalciyi durdurmaya yetmez.
Müslümanlar, birlikten doğacak gücü fark etmelidir.
Artık sözlerin değil, eylemlerin zamanı gelmiştir. Türkiye’deki tüm STK’lar, sivil toplum ve dini yapıların ortak paydada birleşmesi, Gazze’nin yanında durmanın en güçlü yoludur.
Müslüman olarak birliğimizi hatırlamalıyız.
Geçmişteki bölünmüşlüğümüzün maliyetini Gazze ve masum insanlar ödüyor.
Şimdi harekete geçmek, birlikte durmak ve işgalciye karşı tek yumruk olduğumuzu göstermek zamanı.
Bu, sadece Gazze için değil, ümmetin onuru ve insanlığın vicdanı için de bir zorunluluktur.
Artık sessizlik yok, beklemek yok. Tek yumruk ol, birleş, ve zulme karşı kararlı duruşunu göster!