Eskiden işler böyle değildi…
Seçimle başa gelen, hizmet etmeyi şeref bilirdi. Halkına hizmet eden, Hakk’a hizmet ettiğine inanırdı.
Bir adap, bir ilke, bir utanma vardı. Şimdi ne adap kaldı, ne ilke, ne de utanma…
Her şey değişti.
Bal tutan parmağını yalar anlayışı, koca bir millete musallat oldu.
Hakkı, hukuku, adaleti dilinden düşürmeyen nice kişi, koltuğa oturunca her şeyi unutur oldu.
Lafa gelince herkesin dilinde Hz. Ömer’in adaleti… Peki soruyoruz: Hz. Ömer, devletin mumu yanarken şahsi konuşmasını bile yapmazdı. “Mum devlete ait, boş yere yanmasın” derdi.
Biz ne yapıyoruz?
Devletin her mumunu, her kalemini, her imkânını sömürüyoruz.
Allah’tan korkmadan, hesap gününü hatırlamadan…
Siyaset Değil, Rant Yarışı!
Bugün geldiğimiz noktada, her taraf nemalanacak bir makam arayanlarla doldu. Bir koltuk kapan, ilk iş yandaşlarını yerleştiriyor.
Eskiden yanlış yapan utandırılırdı, şimdi göz önünde yapılıyor.
Siyaset, hizmet aracı olmaktan çıkıp çıkar savaşına döndü.
Bugün düzgün, kaliteli, dürüst insanlar parmakla gösteriliyor.
Çalmayan, çırpmayan, harama el uzatmayan insan artık istisna. Ve ne yazık ki bu insanlar, “Fazla dürüst” diye kınanır hale geldi.
Zaman mı bozuldu, biz mi bozduk zamanı?
Vicdan artık cüzdana sıkıştı.
Adalet, hakkaniyet, helal-haram bilinci, "laf olsun" diye dillerde…
Sanki hak bilmemek, hesap günü unutmak bize özgü bir meziyetmiş gibi yaşıyoruz.
Ekonomik Çöküş ve Sessiz Çığlıklar
Ekonomik sorunlar da cabası.
Esnaf sattığını yerine koyamıyor.
Tarlalar boş, mazot ateş pahası, gübre el yakıyor.
Marketlerde her gün yeni bir etiket fırtınası…
Kiralar almış başını gidiyor.
Vatandaş yaşayamıyor, sadece hayatta kalmaya çalışıyor.
Halkın bir tek isteği var: Dertlerine derman olun!..
Ama siyasiler hâlâ koltuk derdinde. Koltuk uğruna partiler bölünüyor, dostluklar yıkılıyor, ocaklar sönüyor. Koltuk deyip geçmeyin…
O koltuk yüzünden nice aile parçalandı, nice dostluklar mahvoldu, nice umutlar çöpe atıldı.
Değişmeyen Gerçek: Kim Gelirse Gelsin, Hak Olmadıkça Adalet Gelmez
İsimler değişse de çile aynı.
Bu millet, hakkını arayamadan ömür tüketiyor.
Başa kim gelirse gelsin, eğer hak ve adalet yoksa, vatandaş aynı dertle uyanır, aynı yükle uyur.
Unutulmasın:
Başkasının hakkına göz diken iflah olmadı, olmaz da...
Bugün susan diller, yarın vicdanla hesaplaşacak.
Bugün unutanlar, yarın Allah’ın adaletini unutamayacak.
Hakkı bilen, hakkaniyetle davranan, halkı önceleyen yöneticiler gelmedikçe bu ülke rahat yüzü görmeyecek.