Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Oğlaklı Depremzedeleri Yetim mi?
Tarih: 02-09-2025 00:04:00 Güncelleme: 02-09-2025 00:04:00


 

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Oğlaklı Mahallesi’nde depremzedeler için inşa edilen konutlar, bugün umut değil, büyük bir hayal kırıklığının adı haline geldi. 

Depremden sonra evsiz kalan, mallarını, sevdiklerini, düzenini kaybeden insanlar, “Devlet bize sahip çıkar” diyerek buraya yerleşti. 

Gün geçtikçe anlaşılıyor ki, bu konutlar insanlara yaşanacak bir yuva değil, adeta yeni bir çile kapısı olmuş.

Depremzedeler en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmış, durumda. 

Eğitim yok, sağlık yok, alışveriş imkânı yok.

 Çocuklar okula gidemiyor, hastası olan hastaneye ulaşamıyor, vatandaş günlük temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. 

Peki bunca vatandaş,  insan değil mi? 

İnsanî yaşama hakları yok mu? 

Devletin en aslî görevi, özellikle de felaketlerden zarar görmüş vatandaşlarına sahip çıkmak değil midir?

Kirli Siyasetin Gölgesinde Diyarbakır

Ne yazık ki Diyarbakır yıllardır kirli siyasetin, çıkar hesaplarının ve yalancı vaatlerin gölgesinde. 

Laf çok, hizmet yok.

 Mikrofon açık olunca nutuk atan, seçim zamanı boy gösteren siyasetçi, iş icraata gelince ortada yok. 

Oğlaklı’da yaşayan vatandaşın derdini kim dinleyecek? 

Hangi yetkili gelip birebir görüşmüş, “Sorununuz nedir?” diye sormuş?

 Bugün  Bağlar’da Oğlaklı kaderine terk edilmiş halde değil midir?

Vatandaşın gece yarısı hastası olduğunda, arabası yoksa hastaneye ulaşabilmesi için cebinden en az 2.000 TL çıkıyor. 

İşsiz, yoksul, depremzede bir insan bu parayı nereden bulacak? 

Çaresiz bırakılan vatandaşın derdiyle kim dertleniyor?

İşte asıl mesele budur.

Öncelikler Yanlış Belirlendi

Oğlaklı’da konutlar kurulmadan önce ilk yapılması gereken işler belliydi: Sağlık ocağı, okul, market, fırın, semt pazarı… 

Bunlar olmadan yerleşim yeri nasıl hayata geçirilebilir? 

İnsanın en temel ihtiyaçları düşünülmeden, “Konut yaptık” demekle iş biter mi?

Bu eksiklikler tamamlanmadan vatandaşı oraya yerleştirmek, “Başınızın çaresine bakın” demekten başka bir şey değil de nedir?

Bugün Türkiye 21. yüzyılı yaşıyor, teknoloji gelişmiş, şehirler büyümüş. 

Bizim konuşmamız gerekeler eğitimde fırsat eşitliği, bilim, üretim olmalıydı. 

Gelin görün ki Diyarbakır’da hâlâ sağlık ocağı ve pazar yeri yokluğunu konuşuyoruz.

 Bu tablo utanç verici değil mi?

Sessiz Siyasetçiler

Peki Diyarbakır’ın milletvekilleri nerede? 

AK Parti milletvekilleri, DEM Parti milletvekilleri, il başkanları, yöneticiler…

Bir gün olsun Oğlaklı’ya gidip vatandaşın yanında oldular mı? 

Oradaki sorunları gözleriyle görüp çözüm için adım attılar mı?

 Hayır!..

Görmediler, duymadılar, bilmezden geldiler.

 Vatandaş feryat ediyor, siyasetçiler kulaklarını tıkıyor. 

Gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar.

Oğlaklı’daki vatandaş, zengin değil, fakir. 

Maddî gücü olan depremzede oraya gider miydi?

Vatandaş, depremde mağdur oldu, ama asıl mağduriyet bugün siyasetçiler eliyle, ihmallerle, umursamazlıkla katmerleniyor. 

Fakir halk, daha da fakirleşiyor. 

Umutla taşındıkları yeni evlerinde insanca yaşama haklarından mahrum bırakılıyor.

Devletin Görevi

Devlet, kendi vatandaşına sahip çıkmakla mükelleftir. 

Hele deprem gibi büyük felaketlerden çıkmış, hayatı altüst olmuş insana daha fazla şefkat, daha fazla destek göstermek zorundadır.

 Sosyal devlet olmanın gereği budur. 

Halkını unutan bir devlet, halkın gözünde meşruiyetini kaybeder.

Bugün Oğlaklı’da yaşayan vatandaşın tek isteği var: İnsan gibi yaşamak.

 Çocuklarının okula gidebilmesi, hastasının hastaneye ulaşabilmesi, evine ekmek götürebilmesi… 

Bu çok görülmemeli.

İnsanca yaşam talebi, bir lüks değil, en temel haktır.

Oğlaklı’da olup bitenler sadece oradaki vatandaşın değil, hepimizin meselesidir. 

Yarın, başka bir şehirde, başka bir felakette aynı mağduriyet yaşanabilir.

 Sessiz kalmak, görmezden gelmek, bu sorunları büyütmekten başka bir işe yaramaz.

Bu mazlum insanlara sırtımızı dönemeyiz.

 Belediyeler, valilik, milletvekilleri, bakanlıklar… 

Görevlerini yerine getirmek zorunda değil midir? 

Laf değil, icraat zamanı gecikmedi mi?



Bu yazı 8571 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI