beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Dr Mehmet Bayram

facebook-paylas
Bir Hastanın Hikâyesi
Tarih: 17-09-2026 00:01:00 Güncelleme: 17-09-2026 00:01:00


 

Birden bir kan damlası düşmüştü. Anlaması zaman almıştı. “Kendimi çok sıktım

herhalde” diye iç geçirdi. Son zamanlarda tuvalette daha çok kalmaya başlamıştı.

Arkadaşları yokluğunu fark etmesin diye acele ediyordu. Son aylar daha yoğun

geçiyordu; okumaları, beraber tartışmaları derken dinlenmeye fırsat bulamıyordu.

Geçen gün yan ranzada kalan arkadaşının, “baya kilo vermişsin” demesini de bu

yoğunluğa yormuştu. Arkadaşlarının yanına gelince, yokluğunun fark edilmediğini

gördü. Muhabbetlerine kulak kabartmaya başladı.

Bu ayda şu ana kadar hiç bir görüşünü kaçırmayan kızının karşısındaydı. Kızının

anlattıklarını dinlemekte zorlanıyordu. Görüşten hemen önce, tuvaletten yeni gelmesine

rağmen tekrar tuvalete gitme ihtiyacı hissediyordu. Son zamanlarda kanama miktarı da

artmaya başlamıştı. Tedirgin olmasa da aklının bir köşesinde yer ediniyordu. Birden

kızının “sağlığın nasıl?” sorusunun karşısında afallamıştı. “Çok iyiyim.” dedikten sonra

dışarıda merak ettiklerini sormaya başladı. Görüşün son dakikalarında gözleri dolan

kızına bakınca, “ne kadar kırılganlar,” diye iç geçirdi.

Revir odasına girmeden hemen önce kızının görüş bitmeden önce son söylediği

“sağlığına dikkat et,” cümlesi geldi. İçeri girdiğindeyse asık suratlı bir doktor ile

karşılaştı. Az önce doktorun yaşadığı gerilimden haberi olmadığından verdiği selama

karşılık alamadı. Birden şikayetlerini söylemekten vazgeçip koğuşuna dönmeyi

düşünmeye başladı. Doktor ise sağ eli masanın üzerinde, sıkılı halde duruyordu. “Sevk

kararını veren benim; ne hakla kalkıp bana ‘senden önceki doktorlar bize bu kadar sevk

çıkarmıyordu’ diyebilirler. Bu cüreti nereden buluyorlar. Neyse yeni gelen mahkumla

ilgileneyim.” Doktor bunları içinden geçirirken mahkum kalkmaya yeltenmişti. Bunu

gören doktor tok bir sesle “Ne şikayetin var” demişti. Doktorun sorusu otoriter gelmişti.

Derin bir nefes aldıktan sonra, “kaç zamandır büyük tuvaletimi yaparken kanama oluyor.

Tuvalet tam yapamamış hissi oluşuyor,” dedi. Bunları söyledikten sonra doktorun

yüzüne bakıp söyleyeceklerini beklemişti. “Yaşı elli beşe varmış, ileri tetkik gerekir, bir

uzmanın görmesi gerekir. Az önceki tartışmadan hemen sonra sevk vermem nasıl

karşılanır acaba? Bilerek bu sevki verdiğimi düşünecekler,” diye geçirdi içinden. Bunlar

geçerken birden ağzından “sende basur var. İlaç yazıyorum. Bu ilaçlarla geçmezse

tekrar yanıma gelirsin,” sözleri döküldü. Bu sözleri kendisi değil başka biri söylemiş gibi

hayrete düşmüştü. Muayene burada son bulmuştu.

Çıkmasına az bir zaman kalmıştı. Şimdiye kadar hayal kurmamıştı. Doğru

bulmadığından değil, kendisini buradaki gerçeklikten koparacağını düşünüyordu. “Bir

daha beni nasıl dört duvar arasında tutabilirler” diyordu. Günden güne umutla

doluyordu. On iki yıl boyunca arkadaşları bir durumdan şikayetçi olduğuna tanık

olmamışlardı. Burada dirençle kaldım diye gururlanıyordu.

Kanamasının sıklığı artmıştı. Bedeninde bir değişim dalgası hissediyordu. Bu değişimin

ne olduğunu sorsalar ne cevap vereceğini bilmiyordu fakat tüm hücreleriyle bunu

yaşıyordu. Bu arada tuvalet süresi daha da uzamış arkadaşları tarafından fark edilmişti.

Arkadaşlarının ısrarlı çabaları sonucunda kendini tekrar revir kapısının önünde

bulmuştu. İçeri girdiğinde doktor tarafından “hoş geldin” denilerek beklenmedik bir

sıcaklıkla karşılanmıştı. Şikayetlerini anlattığında kendisinin bile fark etmediği

semptomlar doktorun ona sorduğu sorularla beraber açığa çıkmıştı. Doktor düşünceli bir

hal almıştı. Uzun sürmeyen ama oldukça ağır geçen bir sessizlikten sonra doktor kararlı

ve net bir ses tonuyla “seni sevk etmeliyim. Şikayetlerin daha ileri tetkiklerin

yapılmasını gerektiriyor. Sevk evraklarını hazırlayacağım şimdi” dedi. Bu sözleri

duyunca afallamıştı. Ne söyleyeceğini bilemedi. “Çıkmama az bir zaman kaldı. Dışarıda

kendim giderim,” diye cevapladı. İkinci muayenesi de burada bitmişti.

Karşılamaya gelmişlerdi. Daha önce hiç görmediği simalar, gördüğünde çıkaramadığı

ama hafızasının en derinliklerini didiklemeye yol açanlar... On iki yıl boyunca gözünün

önünden gitmeyen yüzler, tabii bunların yanında görmek isteyip de ne kadar arasa bir

türlü göremedikleri vardı. Onlarca insanı böyle karşısında görünce dili tutulmuştu. Tek

tek sarılmaya başlamıştı.

Arkadaşı “yormayın” diyenlerle inatlaşıp daha sıkı sarılıyordu. Hep beraber on iki yıl

önce soğuk bir şubat gününde apar topar çıkarıldığı eve doğru yola çıktılar.

Kaç gün boyunca evleri misafirlerden geçilmiyordu. Bu kadar misafir akını, yorgunluğa

yol açmaktan ziyade; her gelen misafir yıllardır bekleniyormuşçasına hoş karşılanıyordu.

Bir ayın nasıl geçtiğini kimse anlayamamıştı.

Kızının ısrarlarına dayanamayıp hastanenin yolunu tutmuşlardı. Bir haftadır gidip

geliyorlardı. Her gün yeni bir tetkik isteniyordu. Bugün nihai bir sonuca varacaklardı.

Kızıyla beraber doktorun odasına girmişlerdi. Doktor tekdüze bir şekilde konuşmaya

başlamıştı. “Sizde, kalın bağırsağınızda bir kitle olabileceğinden şüphelendik. Gerekli

tetkikleri yaptıktan sonra şüphemizin ne yazık ki doğru çıktığını gördük. Sizde kalın

bağırsağın son kısmında kanser var. Acilen tedavi görmeniz gerekiyor.”

Elini tutan kızına baktı bir an. Korku dolu gözleri doktordan ayrılmamıştı.

Kızının elinidaha sıkı kavrayınca yavaşça başı ona dönüp “cezaevinden çıkınca esaret bitmiyormuşdemek ki,” dedi. Kızının bu masum sözleri karşısında “merak etme, bir daha kimse beni dört duvar arasında tutamayacak,” dedi.



Bu yazı 111 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI