Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde yeni bir dönem başladı.
Doğan Hatun'un "Geri Çekilme İlkesi" kapsamında görevinden ayrılmasının ardından, DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulunun yürüttüğü değerlendirme sonucunda Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Emin Ay'ın eşbaşkanlık görevini yürütmesine karar verildi.
Emin Ay, Diyarbakır siyasetinin yabancı olduğu bir isim değil.
Kulp doğumlu. Medrese eğitimi almış, ilahiyat mezunu. HDP Parti Meclisinde görev yapmış, Demokratik İslam Kongresi bünyesinde çalışmalar yürütmüş.
2024 yerel seçimlerinde de Çınar'dan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi üyeliğine seçilmiş.
Şimdi ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde eşbaşkanlık görevini yürütüyor.
Burada üzerinde durulması gereken ilk nokta bence tam da bu.
Çünkü Emin Ay, Büyükşehir Belediyesine dışarıdan gelen yeni bir isim değil.
Doğan Hatun'un eşbaşkanlık yaptığı dönemde de Büyükşehir Belediye Meclisinin içindeydi.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü Doğan Hatun görevinden ayrılırken oldukça dikkat çekici bir özeleştiri yaptı.
Partisinin ve halkın kendisinden beklediği sorumluluklara istenilen düzeyde cevap olamadığını, hizmet üretme noktasında yeterli üretkenliği gösteremediğini ve üstlendiği rolü istediği düzeyde yerine getiremediğini söyledi.
Üstelik Yerel Yönetimler Konferansında da yeni dönemin yeterince anlaşılmadığı, eski alışkanlıklarda ısrar edildiği ve üstlenilen görev ve sorumlulukların hakkının verilmediği yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktardı.
Şimdi doğal olarak başka bir soru ortaya çıkıyor.
Madem geride bırakılan döneme ilişkin bu kadar açık bir özeleştiri var, yeni dönemde ne değişecek?
Çünkü göreve gelen Emin Ay, eleştirilen o dönemin tamamen dışında değildi.
Eşbaşkan değildi, yürütme sorumluluğu Doğan Hatun'la aynı değildi; bunu birbirine karıştırmamak gerekir.
Ama Büyükşehir Belediye Meclisi üyesiydi.
Dolayısıyla bugün "yeni dönem" deniliyorsa, Diyarbakır halkının Emin Ay'dan duyması gereken şeylerden biri de bence şudur:
Önceki dönemde eksik kalan neydi ve şimdi ne farklı yapılacak?
İsim değişikliğinin yönetim anlayışında da bir değişiklik getirip getirmeyeceğini zaman gösterecek.
Ama yeni bir dönemden söz ediyorsak, geçmiş dönemin içinde yer alan bir ismin bugün o dönemin eksiklerini nasıl gidereceğini anlatması da son derece doğal bir beklentidir.
Benim Emin Ay'la ilgili merakım bununla da sınırlı değil.
Çünkü siyasi geçmişinde hala cevabını bulamadığım önemli bir 2019 başlığı var.
31 Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde Emin Ay, Kulp Belediye Başkanlığı için aday gösterildi.
Ancak adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından reddedildi.
Aradan yedi yıl geçti.
Emin Ay bugün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde eşbaşkanlık görevini yürütüyor ama 2019'da adaylığının neden reddedildiğine ilişkin ayrıntılı gerekçeyi hala açık kaynaklarda göremiyoruz.
Benim takıldığım nokta tam olarak burası.
Çünkü "YSK adaylığını reddetti" deyip geçilecek küçük bir ayrıntıdan söz etmiyoruz.
Bir siyasi partinin belediye başkan adayı olarak açıkladığı bir kişinin adaylığı YSK tarafından reddedilmişse, bunun bir gerekçesi vardır.
Peki neydi o gerekçe?
Bugün bazı haberlerde karşımıza çıkan ifade şu:
"Bazı yasal prosedürler."
İyi de nedir bu "bazı yasal prosedürler"?
Bir evrak eksikliği mi?
Seçilme yeterliliğine ilişkin bir mesele mi?
Usule ilişkin teknik bir sorun mu?
Yoksa başka bir hukuki gerekçe mi?
Bilmiyoruz.
Daha doğrusu açık kaynaklardan ulaşabildiğim kadarıyla bilmiyoruz.
Ve bana göre asıl eleştirilmesi gereken nokta da burada başlıyor.
Bir insan bugün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi gibi önemli bir kurumda eşbaşkanlık görevini üstleniyorsa, siyasi özgeçmişinin yalnızca olumlu taraflarını sıralamak yetmez.
Geçmişinde kamuoyuna yansımış böyle bir karar varsa onun da ne olduğunun açık biçimde anlatılması gerekir.
Bu, Emin Ay'ı suçlamak değildir.
Tam tersine, söylentinin önünü kesmenin en doğru yoludur.
Çünkü ortada açıklanmayan bir boşluk bırakırsanız, o boşluğu başkaları kendi iddialarıyla doldurur.
Ben bunu yapmak istemiyorum.
"Kesin şundan dolayı reddedildi" demiyorum.
Diyemem.
Çünkü elimde bunu gösteren YSK kararı yok.
Ama tam da bu nedenle soruyorum:
2019 yılında ne oldu?
YSK, Emin Ay'ın Kulp Belediye Başkanlığı adaylığını hangi hukuki gerekçeyle reddetti?
Bu kadar basit.
Burada başka bir ayrımı da özellikle yapmak gerekiyor.
Emin Ay'ın 2019'daki belediye başkan adaylığıyla bugün yürüttüğü eşbaşkanlık görevi aynı hukuki süreç değil.
Bugün yeni bir yerel seçim yapılmadı.
Emin Ay yeniden belediye başkan adayı olarak YSK'ya sunulmadı.
Dolayısıyla 2019'daki kararı alıp bugünkü görevi için doğrudan bir hukuki engelmiş gibi sunmak doğru olmaz.
Ama bu ayrım, 2019'u sormamıza engel de değil.
Tam tersine, bugün daha önemli bir görev üstlenmiş olması geçmişindeki bu konuyu daha fazla merak edilir hale getiriyor.
Çünkü şeffaflık yalnızca belediyenin ihalesini, bütçesini ve harcamasını açıklamak değildir.
Kamusal görev üstlenen insanların siyasi geçmişlerindeki önemli noktaların da açık olması gerekir.
Üstelik burada kimsenin özel hayatını kurcalamıyoruz.
Ortada doğrudan bir yerel seçim sürecine ve Yüksek Seçim Kurulunun verdiği bir karara ilişkin kamuya açık bir mesele var.
O halde sorunun cevabı da söylentiler arasında kalmamalı.
Emin Ay veya DEM Parti çıkıp 2019'daki süreci açık biçimde anlatabilir.
"Adaylığımız şu gerekçeyle reddedildi" denilebilir.
Varsa karar paylaşılabilir.
Konu da kapanır.
Eğer mesele basit bir evrak veya usul eksikliğiyse bunu öğreniriz.
Eğer başka bir hukuki gerekçe varsa onu öğreniriz.
Gazeteci olarak benim görevim bunlardan birini seçip okuyucuya gerçekmiş gibi sunmak değil.
Benim görevim, cevabı eksik kalan yerde soruyu sormaktır.
Çünkü Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi sıradan bir kurum değil.
Bu şehri yöneten insanların kim olduğunu, geçmişte hangi görevlerde bulunduklarını ve siyasi hayatlarında kamuoyuna yansımış önemli gelişmeleri bilmek Diyarbakırlıların en doğal hakkıdır.
Bugün Emin Ay'ın özgeçmişine baktığımızda birçok bilgiye ulaşabiliyoruz.
Nerede doğduğu var.
Eğitimi var.
Siyasi çalışmaları var.
Görev yaptığı yapılar var.
2024'te belediye meclis üyeliğine seçildiği var.
Peki 2019?
Orada bir cümleyle karşılaşıyoruz:
Adaylığı YSK tarafından reddedildi.
Sonrası yok.
Bence tam da o "sonrası" önemlidir.
Ben Emin Ay hakkında bir hüküm vermiyorum.
Bir suçlama da yöneltmiyorum.
Sadece siyasi özgeçmişinde cevabı eksik kalan bir sayfayı açıyorum.
Çünkü kamuoyuna açık görev üstlenen insanların geçmişine ilişkin sorular cevapsız bırakıldığında şeffaflıktan söz etmek zorlaşır.
2019 yılında verilen karar neydi?
Gerekçesi neydi?
Bugün o karara ulaşmak neden bu kadar zor?
Bunların cevabı varsa açıklanır.
Yoksa gazeteci sormaya devam eder.
Benim için mesele bu kadar açık.
Emin Ay bugün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde eşbaşkanlık görevini yürütüyor.
2019 yılında ise Kulp Belediye Başkanlığı adaylığı YSK tarafından reddedildi.
İki süreç hukuken birbirinden farklı.
Ama geçmiş ortadan kaybolmuyor.
Üstelik Emin Ay'ın önünde artık yalnızca 2019'u açıklamak gibi bir mesele de yok.
Bir de bugünden sonrası var.
Doğan Hatun kendi dönemine ilişkin eksiklikleri açıkça ortaya koyarak görevinden ayrıldı.
Şimdi aynı dönemde Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi olarak görev yapan Emin Ay eşbaşkanlık koltuğunda.
O nedenle bundan sonra mesele yalnızca "Emin Ay kimdir?" sorusu olmayacak.
Asıl soru şu olacak:
Doğan Hatun'un yeterli üretkenliği gösteremediğini söylediği dönemin ardından Emin Ay neyi değiştirecek?
Çünkü yeni dönem demek yalnızca koltukta oturan ismin değişmesi demek değildir.
Yeni dönem deniliyorsa, bunun hizmette, yönetimde ve sonuçta da görülmesi gerekir.
Bunu da sözler değil, önümüzdeki dönem gösterecek.
2019'a gelince...
Oradaki soru hala yerinde duruyor:
YSK 2019'da Emin Ay'ın adaylığını neden reddetti?
Cevabı tahminlerden değil, belgeden öğrenmek istiyoruz.
Hepsi bu.