beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


MD Eyüphan Kaya

facebook-paylas
Risale-i Nur, Nurculuktan Büyüktür
Tarih: 05-08-2026 00:02:00 Güncelleme: 05-08-2026 00:02:00


 

 

Hayatımın farklı dönemlerinde medrese tahsili gördüm, iki ayrı lise eğitimi aldım, Kimya Fakültesini bitirdim. Beş yıl imam-hatip olarak, uzun yıllar da kimya ve fen bilgisi öğretmeni olarak görev yaptım. Emeklilik dönemimde ise insan hakları ve sivil toplum alanındaki çalışmalarıma devam ediyorum.

 

2000'li yılların başında Risale-i Nur Külliyatı ile tanıştım. İlk derslerde ihtiyatlıydım. Sorguladım, mukayese ettim, anlamaya çalıştım. Fakat sekizinci dersten sonra, bu eserlerin sahip olduğu ilmi derinlik ve ikna gücü karşısında bütün tereddütlerim ortadan kalktı.

 

Çünkü Risale-i Nur, yalnızca okunacak bir kitap değildir; aklı ikna eden, kalbi tatmin eden ve insanı hayata hazırlayan bir tefekkür mektebidir.

 

Bugün modern dünyanın en büyük problemi, insanın inanç, anlam ve ahlak krizidir. Teknoloji gelişiyor, bilgi artıyor; fakat huzur aynı oranda artmıyor. İşte Risale-i Nur, tam da bu noktada çağımız insanına hitap eden güçlü bir reçete sunuyor. Özellikle iman hakikatlerini aklî ve mantıkî delillerle izah etmesi, onu benzer eserlerden ayıran en önemli özelliklerden biridir.

 

Bediüzzaman Said Nursî, toplumun her kesimini ihmal etmemiştir. Hanımlara, gençlere, hastalara ve yaşlılara özel risaleler kaleme almış; insanın her dönemine ve her problemine dokunmaya çalışmıştır. Bu eserlerin daha geniş kitlelere ulaştırılması, sadece bir hizmet değil, aynı zamanda kültürel ve manevi bir sorumluluktur.

 

Risale-i Nur Külliyatı, yalnızca iman dersleri veren bir eser değildir. Muhâkemât ve İşârâtü'l-İ'câz ilmi düşüncenin ufkunu açarken, Mesnevî-i Nuriye ilahî muhabbeti derinleştirir. İman ve Küfür Muvazeneleri, inanç ile inkâr arasındaki farkları güçlü bir muhakemeyle ortaya koyar. Sözler ve Lâhikalar ise bu hakikatlerin günlük hayata nasıl taşınacağını gösterir.

 

Bediüzzaman, sadece bireyin değil, toplumun meseleleriyle de yakından ilgilenmiştir. 1911 yılında Şam'da Emevi Camii'nde irad ettiği Hutbe-i Şamiye'de İslam dünyasının hastalıklarını teşhis etmiş ve çözüm yollarını göstermiştir. Münâzarat adlı eserinde ise Kürt meselesini ele almış; adalet, meşveret ve kardeşlik temelinde çözüm önerileri geliştirmiştir. Medresetüzzehra Projesi ile dinî ilimlerle fen bilimlerini buluşturan, Arapça, Türkçe ve Kürtçenin birlikte kullanılacağı çok dilli bir eğitim modeli teklif etmiştir. Aradan bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, bu teklif hâlâ güncelliğini korumaktadır.

 

Risale-i Nur'un temel mesajı açıktır: Kardeşlik, muhabbet, yardımlaşma, adalet ve birlik...

 

Bu eserlerde mezhep çatışmalarına değil, mezhepler arasında karşılıklı saygıya; ayrışmaya değil, ittihada; ötekileştirmeye değil, kucaklaşmaya çağrı vardır. Türk ile Kürdün, aynı adalet ve kardeşlik hukukunda birlikte yaşamasını savunan yaklaşımı da bugün üzerinde yeniden düşünülmesi gereken önemli bir perspektiftir.

 

Ne yazık ki elimizde böylesine büyük bir ilim ve fikir hazinesi bulunduğu hâlde, onu yeterince tanıyamıyor ve tanıtamıyoruz. Dünya manevi çıkış yolları ararken, İslam coğrafyası yeni ufuklar ararken, bizim bu külliyatı dar çevrelere hapsetmemiz büyük bir kayıptır.

 

Bu nedenle diyorum ki:

 

Risale-i Nur, Nurculuktan büyüktür. Tıpkı İslam'ın Müslümanlardan büyük olduğu gibi.

 

Hiçbir cemaat, grup veya yapı; Risale-i Nur'u kendi sınırları içine hapsedemez. Çünkü bu eserlerin muhatabı yalnızca belli bir çevre değil, insanlığın tamamıdır.

 

Artık bu eserlerin akademik dünyada daha fazla incelenmesi gerekiyor. İlahiyat fakültelerinde Risale-i Nur araştırma merkezleri ve kürsüleri kurulmalı; lisansüstü çalışmalar teşvik edilmelidir. Millî Eğitim Bakanlığı da, pedagojik ve bilimsel ölçütler çerçevesinde bu külliyatın düşünce, ahlak ve kültür yönlerinden öğrencilerin istifade edebileceği yöntemler geliştirmelidir. Camilerimizin kütüphanelerinde Risale-i Nur Külliyatı bulunmalı; isteyen cemaat için seviyeye uygun okuma ve müzakere halkaları oluşturulmalıdır.

 

Bu teklifler herhangi bir grubun değil, ortak kültürel ve ilmî mirasımızın daha geniş kitlelerle buluşmasına yönelik önerilerdir.

 

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, önyargıları değil hakikati konuşmaktır. Çünkü hakikat, kendisini samimiyetle arayan herkese yol gösterir.

 

Temennim odur ki, Risale-i Nur'un ortaya koyduğu ilim, hikmet ve kardeşlik anlayışı, ülkemizde ve İslam dünyasında daha geniş çevrelere ulaşsın; insanlar bu eserleri önyargılarla değil, bizzat okuyarak değerlendirsin.

 

Buna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.



Bu yazı 856 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI