beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


MD Eyüphan Kaya

facebook-paylas
Barış ve Huzur Sürecine Destek Vermek Lazım
Tarih: 13-08-2026 00:03:00 Güncelleme: 13-08-2026 00:03:00


 

 

Barış ve huzur sürecine amasız, fakatsız destek vermek lazım.

 

Ülkenin eski karanlık günlerinden kalma bu kavgayı sonlandırmak, Meclisin boyun borcuydu. Kurulan komisyonla önemli bir çalışma yapıldı. Hazırlanan yasa taslağı da içerik olarak fena değil. Hayra vesile olur inşallah.

 

1925 olaylarından sonra ülkemizde meydana gelen haksızlıklar, bir yandan devlet ile millet arasını açıyor, diğer yandan devletin dünya ölçülerinde güçlü bir şekilde varlığını hissettirmesini engelliyordu. Bizim gibi bazı vatandaşlar bunun farkındaydı; ancak bazı kesimler bu haksızlıklara destek veriyor, bunu fırsat bilerek vatandaşa sıkıntı yaşatıyordu.

 

Baksanıza, gün yüzüne çıktığı kadarıyla Öcalan’ın derin devletle irtibatı, şeytanın bile aklına gelmeyecek türden bir hadise. Neyse, eski günlerde meydana gelen o haksız hadiselere takılıp patinaj yapmayalım; biz önümüze bakalım.

 

2013 yılının Mart ayının ilk haftasında Türkiye Küçük Millet Meclisleri (TkMM), “Barış Üçgeni” adı altında 1 Mart’ta İzmir, 2 Mart’ta Diyarbakır ve 3 Mart’ta İstanbul’da olmak üzere üç günlük nitelikli bir faaliyet gerçekleştirdi.

 

1 Mart günü İzmir Meclisinin özel konuğu bendim. Konuşma sürem ise sadece 5 dakikaydı. Beş dakikada Kürt meselesini toparlamak kolay değildi tabii. Fakat şükürler olsun, yaptığım o kısa konuşmayla 96 kişilik İzmir Meclisine bir heyecan kazandırdım.

 

Kısaca şöyle dedim:

 

“Diyarbakır’dan size selam ve dua getirdim. Devlet uzun zaman sizi iki şeyle korkuttu. Biri, ‘Şeriat gelirse eliniz kolunuz gidecek.’ dedi. Diğeri ise, ‘Kürt meselesinde çözüm olursa devlet bölünür.’ dedi. Hâlbuki ikisi de yalan. Ben, 8 yıl medrese tahsili görmüş bir vatandaş olarak şeriat isteyenlerin önde gelenlerindenim. İnsan hakları aktivisti olarak da Kürt meselesinin çözümünün ülkeye huzur ve başarı getireceğine inanıyorum.

 

Kalkıp da devlet adına yapılan hangi kabahatin peşine düşeceğim? Devlet bir milyon yanlış yapmışsa bir defa özür dilesin, yeter. Üzerine bir çarpı işareti atıp çöpe atıyorum. Ayrıca kim, hangi gerekçeyle benim haklarımı benimle müzakere ediyor? Verin bana bir A4 kâğıdı; yedi talebim var. Yasal ve anayasal düzenlemeyle bunları bana verin, rahat edelim.”

 

Eskiden bizim MİT Başkanımız kendisini CIA’nın Türkiye Masası Büro Şefi olarak tanıtır ve bununla iftihar ederdi. Bugün ise MİT Başkanı, ülkemizin menfaatlerini gözetiyor; vatandaşın başına çorap örmeyi bırakmış, uluslararası operasyonlara imza atıyor.

 

İbrahim Kalın, bundan 8-10 yıl önce Diyarbakır’da Cigerxwin Kültür Merkezinde bulunan Ben û Sen Salonu’nda, “10 yılda bir hikâye yazabiliriz.” demişti. Bugün ise o hikâyenin emareleri bir bir görülüyor.

 

Dolayısıyla bu barış ve huzur süreci bazı yönleriyle içimize sinmese de destek vermeliyiz. Bu ülkenin huzura ve güvene ihtiyacı var. Hiçbir barışta iki tarafın da bütünüyle mutlu olması mümkün değildir. Asgari müşterekler ve ortak menfaatler üzerinde bir karara varılır. Olan oldu; biz önümüze bakalım.

 

Ülkemizi yeni günler bekliyor. Bunun önündeki taşları toplama zamanı gelmiştir.

 

Bu PKK meselesi, önümüzde engel oluşturan taşlardan biriydi.

Kemalist sistemi bir din hâline getiren kimseler var. Onlarla da makul bir anlaşmaya gidilmeli. Böyle gitmez; ülke ayağa kalkıyor ama bu anlayış bir ayak bağı durumundadır.

Türkçülüğü birilerinin gözüne sokarcasına itici hâle getiren sözde milliyetçiler var. Bunlara hakikati anlatıp onları bu yanlış yoldan çevirmemiz lazım.

 

Biz Millet-i İbrahim’iz. Bu ülkenin İstiklâl Marşı Türkçe yazılmıştır ama içinde “Türk” kelimesi geçmez. “Irkıma yok izmihlâl” diyen her okuyucu, kendi ırkını kasteder. Tüm vatandaşlarımız, yüzyıllar boyunca olduğu gibi, kendi kimlikleri ve ırklarıyla var olsunlar.

 

Bu konuda ne gerekiyorsa onu yapmak lazım. Ülkenin ana unsurları Kürtler ve Türkler olmakla birlikte, bütün ırklara ve kimliklere mensup insanlarımızın huzur içinde yaşayacağı bir ülkeyi, adeta bir gül bahçesine dönüştürmeliyiz.

 

Korkaklar bizden uzak dursun. Ülkemiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde her geçen gün daha iyiye gidecek inşallah.

 

Selam ve selametle kalın.

 

Eyüphan Kaya



Bu yazı 835 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI