Diyarbakır’da sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar, artık sadece idari sorun değil, doğrudan siyasî sorumluluk tartışmasına dönüşmüş durumda.
Vatandaşın günlük yaşamında karşılaştığı zorluklar; hastanelerde randevuya erişim, ağır hastaların tedavi süreçleri ve kamu kurumlarındaki ilgisizlik, şehirde ciddî bir memnuniyetsizlik oluşturuyor.
Eleştirilerin merkezinde iktidar partisi AK Parti’nin yerel temsilcileri bulunuyor.
Milletvekillerinin, il teşkilatının sahadaki sorunlara yeterince eğilmediği, sorunları yerinde görüp kalıcı çözümler üretmek yerine sembolik ziyaretlerle süreci yönettikleri yönünde güçlü bir algı oluşmuş durumda.
Vatandaşın beklentisi net: Sağlık, eğitim, ulaşım ve kamu hizmetlerinde “geçici pansumanlar” değil, kalıcı reformlar.
Özellikle kamu kurumlarında yıllardır değişmeyen kadrolar, kapalı kapı anlayışı ve vatandaşla zayıf iletişim, sorunların kronikleşmesine yol açıyor.
Kamu kurumlarının bazı birimlerinde vatandaşın telefonlarına cevap verilmemesi, yönlendirme yapılmaması ve bürokratik engellerin artması, devlet-vatandaş ilişkisinde ciddi bir kopuş hissi doğuruyor.
Bu durum, doğrudan siyasî temsilcilerin performansına yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temsilcisi konumunda olan yerel yöneticilerin, sahada daha aktif ve çözüm odaklı olması gerektiği sıkça dile getiriliyor.
Vatandaş, yalnızca taziye, düğün ve açılış gibi protokol etkinliklerinde değil; hastane koridorlarında, kamu dairelerinde ve mahallelerde gerçek bir varlık görmek istiyor.
Özellikle yaklaşan seçim süreçleri dikkate alındığında, Diyarbakır’da siyasi dengelerin yalnızca söylemlerle değil, somut hizmetlerle belirleneceği açıkça görülüyor.
Şehirde oluşan temel kanaat şu: Artık vaat değil, icraat zamanı.
Diyarbakır halkı, kendisine uzanan siyasi elin gerçekten çözüm üretmesini bekliyor; yoksa bu memnuniyetsizliğin sandığa nasıl yansıyacağı sorusu giderek daha güçlü bir şekilde gündeme geliyor.