Bugünü Konuşurken Yarını da Sormak Gerekir
Üç haftadır bu köşede Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine sorular soruyoruz.
İlk yazıda daha çok sokağa baktık. Ulaşımı, temizliği, kaldırımları, altyapıyı, şantiye güvenliğini ve vatandaşın günlük hayatında karşılaştığı belediye hizmetlerini konuştuk.
İkinci yazıda işin biraz daha mutfağına girdik. Bütçeyi, ihaleleri, belediye şirketlerini ve kamu kaynaklarının kullanımını sorduk.
Üçüncü yazıda ise personel alımlarından sosyal yardımlara, belediye taşınmazlarından denetimlere kadar başka başlıkları gündeme getirdik.
Bu hafta biraz daha ileriye bakalım.
Bugünün Diyarbakır'ını konuşurken yarının Diyarbakır'ını da soralım.
Çünkü bir şehri yönetmek sadece bugünkü sorunları çözmekten ibaret değil.
Bugün verilen bir imar kararı yıllar sonra o mahallenin nüfusunu, trafiğini, yeşil alanını, okul ihtiyacını hatta yaşam biçimini etkileyebilir.
Bugün koruduğunuz bir alan yarın insanların nefes aldığı bir yer olur.
Bugün afet için yaptığınız hazırlık ise ihtiyaç duyulduğu gün hayat kurtarabilir.
Diyarbakır büyüyor.
Yeni yerleşim alanları oluşuyor, kent genişliyor, nüfus ve araç sayısı artıyor.
Bütün bunlar olurken ister istemez şu soru ortaya çıkıyor:
Diyarbakır 10 yıl sonra nasıl bir şehir olacak?
20 yıl sonra nasıl bir Diyarbakır'da yaşayacağız?
Bunun bir yol haritası var mı?
Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra deprem ve yapı güvenliği meselesini de artık diğer şehir sorunlarından ayrı düşünemeyiz.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 2025-2029 Stratejik Planında afetlere dirençli kentleşme, risklerin belirlenmesi, yerinde dönüşüm ve müdahale kapasitesinin geliştirilmesi gibi hedefler bulunuyor.
Belediyenin afet konusunda yaptığı açıklamalarda yapı stoku çalışmaları ve afet toplanma alanlarının yeniden değerlendirilmesi gibi başlıkların da gündemde olduğunu görüyoruz.
Bunlar önemli.
Fakat vatandaş açısından önemli olan bir başka şey daha var:
Bu çalışmalar bugün hangi aşamada?
Ne kadarı yapıldı?
Bundan sonra ne yapılacak?
Biz de tam olarak bunu soruyoruz.
Yine baştan söyleyelim.
Kimseyi suçlamıyoruz.
Bilmediğimiz konuları soruyor, belediyenin elindeki bilgilerin vatandaşla paylaşılmasını istiyoruz.
O halde bu haftanın sorularına geçelim.
1. Diyarbakır'ın önümüzdeki 10 ve 20 yıllık nüfus, yapılaşma, ulaşım, altyapı ve gelişme öngörülerini esas alan kapsamlı bir kent vizyonu bulunuyor mu? Varsa bu hedefler vatandaşla nasıl paylaşılacak?
2. Kent genelinde gerçekleştirilen imar planı ve plan notu değişikliklerinin gerekçeleri, ilgili parseller ile değişiklikten önceki ve sonraki durum vatandaşın kolay anlayabileceği tek bir dijital sistem üzerinden yayımlanabilir mi?
Büyükşehir Belediyesinin imar ve kent bilgilerine ulaşılabilen dijital sistemleri zaten bulunuyor. Bunun bir adım ötesine geçilip vatandaşın bir plan değişikliğinin geçmişini, gerekçesini ve sonucunu aynı yerde görebilmesi neden mümkün olmasın?
3. İmar planı değişikliklerinde ulaşım yoğunluğu, nüfus artışı, yeşil alan ihtiyacı, okul, sağlık tesisi, otopark ve diğer sosyal donatı ihtiyaçlarının nasıl değerlendirildiği kamuoyuna açıklanıyor mu?
Çünkü bir yerde yapılaşma yoğunluğunu değiştirdiğinizde mesele yalnızca birkaç bina değildir.
Oraya gelecek nüfusu da düşünmek gerekir.
O insanların kullanacağı yolu, okulu, parkı, otoparkı ve diğer hizmetleri de hesaba katmak gerekir.
4. Belediyeye ait taşınmazların satılması, kiralanması veya tahsis edilmesi gündeme geldiğinde bu taşınmazların hangi kriterlere göre değerlendirildiği ve alınan kararların gerekçeleri vatandaşla daha ayrıntılı paylaşılabilir mi?
5. Diyarbakır'daki yapı stokunun deprem güvenliği açısından değerlendirilmesine yönelik Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen kapsamlı bir envanter çalışması bulunuyor mu? Varsa ne kadarı tamamlandı, kaç yapı incelendi ve çalışmalar hangi bölgelerde devam ediyor?
Bu sorunun cevabını özellikle önemsiyorum.
Çünkü depremden sonra hepimiz yapı güvenliğini konuşuyoruz.
Ama vatandaşın ihtiyacı genel ifadelerden çok somut bilgi.
Kaç bina incelendi?
Çalışma hangi mahallelerde yapıldı?
Sırada hangi bölgeler var?
6. Olası büyük bir depremde risk oluşturabileceği değerlendirilen bölgeler ve yapılar konusunda hangi çalışmalar yürütülüyor? Vatandaşların kendi yaşadıkları bölgenin risk durumuna ilişkin bilgi edinebilecekleri bir sistem oluşturulması düşünülüyor mu?
7. Deprem ve diğer afetler için belirlenen toplanma alanlarının güncel durumu nedir? Bu alanların kapasitesi yeterli mi ve yapılaşmaya veya farklı kullanımlara açılmaması nasıl güvence altına alınıyor?
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin BELNET sisteminde bugün kent genelinde 184 afet ve acil durum toplanma alanı listeleniyor.
Bu önemli bir veri.
Ancak vatandaş açısından sayı kadar, listelenen alanların afet anında gerçekten kullanılabilir durumda olup olmadığı da önemli.
BELNET'te listelenen 184 alanın kaçı bugün fiilen aktif ve afet anında kullanıma hazır durumda?
Toplam kapasiteleri Diyarbakır'ın nüfusu açısından yeterli mi?
Bu alanlarda su, elektrik, ulaşım, aydınlatma ve diğer temel ihtiyaçlara yönelik hazırlıklar ne durumda?
Ve en önemlisi, bu alanların gelecekte yapılaşmaya veya başka kullanımlara açılmaması nasıl güvence altına alınıyor?
8. Olası bir afet durumunda merkez ilçeler ile kırsal ilçelere ulaşımın kesilmemesi için alternatif ulaşım güzergahları ve acil müdahale planları hazır mı?
Bir afet anında bazı yolların kullanılamayabileceğini hesaba katmak zorundayız.
Ambulans nereden geçecek?
İtfaiye hangi yolu kullanacak?
Arama kurtarma ekipleri ilçelere ve kırsal mahallelere nasıl ulaşacak?
Bunların afet yaşandıktan sonra değil, önceden planlanması gerekir.
9. İtfaiyenin kent merkezi ve ilçelerde olay yerine ortalama ulaşma süreleri nedir? Personel, araç, ekipman ve istasyon sayısının artırılmasına ihtiyaç bulunan bölgeler hangileridir?
Bu rakamların açıklanmasının belediyeye zarar vereceğini düşünmüyorum.
Tam tersine ihtiyaç varsa ortaya çıkar, yatırım yapılır.
İyi durumdaysa vatandaş da bunu görür.
10. Diyarbakır Surları, Hevsel Bahçeleri ve diğer tarihi-kültürel değerlerin korunması konusunda belediyenin kısa, orta ve uzun vadeli yol haritası nedir?
Bu da Diyarbakır açısından sıradan bir soru değil.
Şehir büyüyecek, gelişecek, yeni yatırımlar yapılacak.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama Diyarbakır'ı Diyarbakır yapan değerleri koruyamazsak yapılan yeni binaların, yolların ve projelerin tek başına çok fazla anlamı kalmaz.
Surlar bizim.
Hevsel bizim.
Bu şehrin tarihi de gelecek kuşaklara bırakacağımız bir emanettir.
Aslında bu haftaki 10 soruya birlikte baktığımızda hepsinin aynı yere çıktığını görüyoruz.
Planlama.
Bir şehir günü kurtararak yönetilemez.
Bugün verilen kararların 10 yıl, 20 yıl sonrasını nasıl etkileyeceğini de düşünmek gerekir.
Bir kaldırım bozulduğunda yeniden yapılabilir.
Bir yol eskidiğinde yeniden asfaltlanabilir.
Bir otobüs hattı ihtiyaca göre değiştirilebilir.
Ama şehir yanlış planlandığında bunun bedeli yıllarca ödenir.
Kaybedilen bir yeşil alanı geri getirmek kolay değildir.
Yanlış yapılaşmayı düzeltmek kolay değildir.
Afet öncesinde alınmayan bir tedbirin bedeli ise bazen sonradan hiç telafi edilemez.
O yüzden özellikle deprem konusunda rakamları bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Kaç yapı incelendi?
BELNET'te listelenen toplanma alanlarının kaçı gerçekten kullanıma hazır?
Bu alanların kapasitesi yeterli mi?
İtfaiye ortalama kaç dakikada olay yerine ulaşıyor?
Alternatif afet yollarımız hazır mı?
Bunların açıklanması korku oluşturmaz.
Tam tersine güven verir.
Aynı şey imar konusunda da geçerli.
Vatandaş mahallesinde bir imar değişikliği yapıldığında bunun ne anlama geldiğini anlayabilmeli.
Öncesinde ne vardı?
Şimdi ne olacak?
Neden değiştirildi?
Bölgeye ne kadar ek nüfus gelecek?
Trafiğe etkisi ne olacak?
Park, okul ve diğer sosyal alanlar yeterli olacak mı?
Bunları sormak çok mu?
Bence değil.
Geçtiğimiz yazıda Şeffaflık Portalından söz etmiştik.
Bu hafta bunun yanına bir öneri daha koyalım.
Diyarbakır'ın kapsamlı bir Kent Bilgi ve Gelecek Portalı neden olmasın?
Vatandaş haritayı açsın.
Mahallesindeki imar değişikliklerini görsün.
Afet toplanma alanını öğrensin.
Devam eden büyük projelerin hangi aşamada olduğunu görebilsin.
Diyarbakır'ın 10 ve 20 yıllık hedeflerini okuyabilsin.
Üstelik belediyenin mevcut dijital altyapısı düşünüldüğünde sıfırdan başlanacak bir konu da değil.
Kapsam genişletilir, bilgiler sadeleştirilir ve vatandaşın önüne konulur.
Bundan belediye de kazanır, vatandaş da.
Çünkü önceki yazılarda söylediğim gibi, bilgi eksik olduğunda söylenti çoğalır.
Bilgi açık olduğunda ise herkes aynı veri üzerinden konuşur.
Dört haftadır yaptığımız şey de aslında bundan ibaret.
Soruyoruz.
Cevap bekliyoruz.
Yanlış bildiğimiz varsa doğrusunu öğrenmek istiyoruz.
Yapılmış bir çalışma varsa vatandaşın bundan haberdar olmasını istiyoruz.
Eksik varsa da konuşulsun ve çözüm aransın.
Çünkü mesele kimin haklı çıktığı değil.
Mesele Diyarbakır.
Bu şehir yalnızca bugün burada yaşayanların değil, yarın burada yaşayacak çocukların da şehri.
Bugünü konuşmak ne kadar önemliyse yarını sormak da o kadar önemli.
Diyarbakır hepimizin.
Sorularımızı sorduk.
Şimdi cevap sırası Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde.