beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Ramazan Aktaş

facebook-paylas
DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE CEVAP BEKLEYEN SORULAR (5)
Tarih: 21-08-2026 00:04:00 Güncelleme: 21-08-2026 00:04:00


 

 

Sorular Birikiyor, Cevaplar Gelmiyor

 

Dört haftadır bu köşede Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine sorular soruyoruz.

 

Ulaşımı, temizliği, kaldırımları konuştuk. Bütçeyi, ihaleleri, belediye şirketlerini sorduk. Personelden sosyal yardımlara, imardan afet hazırlıklarına kadar birçok konuyu gündeme getirdik.

 

Beşinci haftaya geldik.

 

Sorular çoğaldı ama cevap tarafında değişen pek bir şey olmadı.

 

Açıkçası her soruya ertesi gün cevap verilsin gibi bir beklentimiz de yok. Belediye büyük bir kurum. Bazı bilgilerin ilgili birimlerden toplanması, bazı rakamların çıkarılması zaman alabilir.

 

Ama dört haftadır kamuoyu önünde sorulan bunca soruya karşı sessizlik olunca insan ister istemez şunu soruyor:

 

Bu soruların hiç mi cevabı yok?

 

Üstelik sorduklarımız kimsenin özel hayatıyla, kişisel meselesiyle ilgili değil.

 

Diyarbakır'ı ve Diyarbakırlının parasını, hizmetini, bugününü ve yarınını konuşuyoruz.

 

O halde kaldığımız yerden devam edelim.

 

Bu hafta biraz merkezin dışına bakalım.

 

Diyarbakır yalnızca merkez ilçelerden ibaret değil. Yüzlerce kırsal mahallesi, çiftçisi, üreticisi, suyu ve toprağı var.

 

Bir de artık erteleyemeyeceğimiz çevre ve kuraklık meselesi var.

 

Örneğin Diyarbakır'da kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı bugün ne kadar?

 

Bu rakam ilçelere, hatta mahallelere göre nasıl değişiyor?

 

Şehir genelinde tek bir ortalama açıklamak yetmez. Bir mahallede parklar, yeşil alanlar yeterli olabilir. Başka bir mahallede ise insanlar oturacak bir gölge, çocuklar oynayacak düzgün bir alan bulamayabilir.

 

Yeni yapılaşmanın hızlandığı yerlere bakınca da benzer bir soru çıkıyor karşımıza.

 

Binalar yükseliyor.

 

Nüfus artıyor.

 

Peki parklar, yeşil alanlar ve sosyal donatı alanları da aynı hızla artıyor mu?

 

Yoksa önce binaları yapıp gerisini sonra mı düşünüyoruz?

 

Bir başka önemli mesele su.

 

Bugün musluğu açıp suyun aktığını görmek elbette önemli. Ama bir şehri yönetmek yalnızca bugünün musluğundan akan suyu düşünmek değildir.

 

Diyarbakır'ın 10 yıl sonrası için su hesabı nedir?

 

20 yıl sonrası için ne öngörülüyor?

 

Kuraklık, iklim şartları ve artan nüfus karşısında Büyükşehir Belediyesi ile DİSKİ'nin uzun vadeli planı nedir?

 

Bir rakamı da özellikle merak ediyoruz.

 

İçme suyu şebekesindeki kayıp-kaçak oranı bugün kaç?

 

Beş yıl önce kaçtı?

 

Bugün nereye geldi?

 

Önümüzdeki yıllar için hedeflenen oran nedir?

 

Eğer burada başarılı bir çalışma yapılmışsa açıklansın, biz de yazalım.

 

Su kaybı ciddi biçimde azaltılmışsa bunu görmezden gelecek değiliz.

 

Ama rakam iyi olduğunda açıklayıp kötü olduğunda susmak da şeffaflık değildir.

 

Gelelim kırsala.

 

Merkezde yaşayan vatandaşın hizmet beklemesi ne kadar doğal ise en uzak kırsal mahallede yaşayan vatandaşın beklentisi de o kadar doğal.

 

Kırsal mahallelerde içme suyu, kanalizasyon ve yol sorunlarının tamamını gösteren güncel bir ihtiyaç envanteri var mı?

 

Varsa hangi mahalleye önce yatırım yapılacağı nasıl belirleniyor?

 

Nüfusa göre mi?

 

Sorunun aciliyetine göre mi?

 

Altyapının durumuna göre mi?

 

Yoksa başka kriterler mi var?

 

Bunların açıkça bilinmesi lazım.

 

Çünkü kırsaldaki vatandaşın yıllardır değişmeyen bir sorusu var:

 

“Bizim mahalle neden bekliyor?”

 

Eğer kriterler belliyse bunun cevabı da zor olmamalı.

 

Kırsalı konuşurken tarımı atlamak olmaz.

 

Büyükşehir Belediyesi çiftçilere, üreticilere ve kooperatiflere çeşitli destekler sağlıyor.

 

Buraya kadar güzel.

 

Peki sonrası?

 

Kaç üretici bu desteklerden yararlandı?

 

Verilen destek üretimi ne kadar artırdı?

 

Üreticinin maliyetini düşürdü mü?

 

Gelirine nasıl yansıdı?

 

Destek alan üretici ertesi yıl üretmeye devam etti mi?

 

Daha önemlisi, bu çalışmaların kırsaldan göçü azaltmaya herhangi bir katkısı oldu mu?

 

Bunları ölçen bir çalışma yapılıyor mu?

 

Çünkü sadece “şu kadar üreticiye destek verdik” demek tek başına başarı ölçüsü değildir.

 

Asıl mesele o desteğin ne sonuç verdiğidir.

 

Çiftçi üretmeye devam etmişse, maliyeti düşmüşse, toprağını bırakmamışsa işte o zaman verilen desteğin karşılığını konuşabiliriz.

 

Çevre konusunda da benzer sorularımız var.

 

Diyarbakır'ın hava kalitesi, gürültü, atık ve çevre kirliliği bakımından sorun yaşanan bölgelerini gösteren güncel bir çevre haritası var mı?

 

Varsa vatandaş neden görmesin?

 

Yoksa neden yapılmasın?

 

Bir şehrin sorununu çözmenin ilk şartı o sorunun nerede ve ne büyüklükte olduğunu bilmektir.

 

Bir de Diyarbakır'ın tarihi bölgeleri var.

 

Geçtiğimiz hafta Surlar ve Hevsel'i konuştuk.

 

Bu defa başka tarafından soralım.

 

Tarihi bölgelerde yapılan çevre düzenlemeleri, restorasyonlar ve yeni projelerin Diyarbakır'ın tarihi dokusuna etkisi hangi bilimsel ve teknik kriterlerle değerlendiriliyor?

 

Çünkü burası herhangi bir şehir değil.

 

Binlerce yıllık bir geçmişten söz ediyoruz.

 

Bugün tarihi bir bölgede yapılan yanlış bir uygulamanın “sonra düzeltiriz” deme lüksü olmayabilir.

 

Bu haftaki soruların aslında ortak bir noktası var:

 

Sonucu görmek istiyoruz.

 

Kaç metrekare yeşil alanımız var?

 

Suyumuzun ne kadarını kaybediyoruz?

 

Hangi kırsal mahallede hangi sorun bekliyor?

 

Çiftçiye verilen destek gerçekten üretime dönüyor mu?

 

Çevre sorunları nerelerde yoğunlaşıyor?

 

Çok karmaşık şeyler sormuyoruz.

 

Üstelik bu soruların cevapları yalnızca vatandaşa lazım değil.

 

Belediyeye de lazım.

 

Çünkü yapılan iş gerçekten başarılıysa bunu anlatmanın en güzel yolu rakamdır.

 

Su kaybı azalmışsa görelim.

 

Yeşil alan artmışsa görelim.

 

Kırsalda yıllardır bekleyen sorunlar çözülmüşse görelim.

 

Çiftçiye verilen destek üretimi artırmışsa onu da görelim.

 

İyi yapılan bir işi yazmaktan neden kaçınalım?

 

Ama aynı şeyi belediyeden de beklemek hakkımız.

 

Eksik varsa kabul etmekten, soru varsa cevap vermekten kaçınılmamalı.

 

Beş haftadır bu köşede anlatmaya çalıştığım mesele de bu.

 

Kimseyle kavga etmiyoruz.

 

Kimseyi peşinen suçlamıyoruz.

 

Ama soru sormaktan da vazgeçmiyoruz.

 

Burada asıl düşündürücü olan artık soruların kendisinden çok, dört haftadır bu sorular karşısında süren sessizliktir.

 

O nedenle bu hafta belediyeye bir soru daha ekleyelim:

 

Dört haftadır kamuoyu önünde yönelttiğimiz sorulara neden cevap verilmiyor?

 

Cevabı olmayan soru olabilir.

 

Hazırlanması zaman alan bilgi olabilir.

 

Devam eden çalışma olabilir.

 

Bunların hepsi söylenebilir.

 

Ama sessizlik de bir iletişim biçimidir.

 

Ve uzadıkça yeni sorular doğurur.

 

Bizim için mesele yine aynı:

 

Diyarbakır.

 

İyi yapılan varsa yazacağız.

 

Eksik olan varsa soracağız.

 

Yanlış gördüğümüz varsa eleştireceğiz.

 

Belediyeden cevap gelirse onu da bu köşede olduğu gibi paylaşacağız.

 

Beşinci haftada tablo şimdilik değişmedi.

 

Sorular birikiyor, cevaplar gelmiyor.

 

Biz sormaya devam ediyoruz.

 

Şimdi cevap sırası, bir kez daha, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde.



Bu yazı 966 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI