beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Ramazan Aktaş

facebook-paylas
YAYTAŞ'TAKİ İDDİALAR AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI
Tarih: 29-08-2026 00:03:00 Güncelleme: 29-08-2026 00:03:00


 

Diyarbakır'da son günlerde sokak hayvanları üzerinden ciddi bir tartışma yaşanıyor.

Bir tarafta hayvan hakkı savunucularının kamuoyuna taşıdığı oldukça ağır iddialar var. Diğer tarafta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin bu iddialara karşı yaptığı açıklama.

Taraflar birbirini suçlayabilir. Kimin hangi toplantıda ne söylediği de ayrıca tartışılabilir.

Ama bütün bu tartışmanın arasında benim baktığım yer başka:

Yaytaş'taki hayvanlar bugün hangi koşullarda yaşıyor?

Çünkü bütün mesele dönüp dolaşıp buraya geliyor.

Hayvan hakkı savunucuları; alandaki gölgelik, su, mama, veteriner hizmetleri ve hayvanların bir arada tutulma biçimi konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu ileri sürüyor.

Daha ağır iddialar da var.

Hayvanların birbirlerine saldırdığı ve ölümler yaşandığı öne sürülüyor.

Burada dikkatli olmak gerekiyor.

Kamuoyuna açıklanmış resmi kayıtlarla doğrulayamadığımız bir ölüm sayısını gerçekmiş gibi yazmak doğru olmaz. Aynı şekilde toplantıda Serra Bucak'a atfedilen her sözü, elimizde toplantının kaydı veya tutanağı olmadan kesin olarak söylenmiş kabul etmek de doğru değil.

Belediye zaten bu anlatımların önemli bölümüne itiraz ediyor ve bazı sözlerin bağlamından koparıldığını söylüyor.

Peki.

O tartışmayı bir kenara bırakalım.

Çünkü belediyenin kendi açıklamalarından hareket ettiğimizde bile cevaplanması gereken yeterince soru var.

Yaytaş'ta 195 dönümlük ve tamamlandığında yaklaşık 15 bin hayvanı barındırması planlanan bir doğal yaşam alanı kuruluyor.

Belediye bu projeyi ilk duyurduğunda gölgeliklerden, padoklardan ve su alanlarından söz etti. Daha sonra buranın Türkiye'ye örnek olabilecek nitelikte bir alan olması gerektiği de ifade edildi.

Güzel.

Diyarbakır'a yakışan da budur.

Fakat bugün geldiğimiz noktada belediyenin kendi açıklamasına göre alandaki inşaat ve çevre düzenleme çalışmaları devam ediyor. Tesisin tamamen hazır hale getirilmesi ise ekim ayı sonu için planlanıyor.

İşte benim anlamadığım yer burası.

Tamamen hazır olmadığı belirtilen bir alana yüzlerce hayvan neden getirildi?

Üstelik bu ihtiyaç dün ortaya çıkmadı.

Belediyenin eski Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezinin kapasitesinin yetersiz olduğu uzun zamandır biliniyordu. Daha 2025'in sonunda belediyenin kendi yöneticileri mevcut alanın kapasitesinin aşıldığını ve yeni yaşam alanının bir an önce hazırlanması gerektiğini söylüyordu.

Demek ki sorun biliniyordu.

Kapasite biliniyordu.

Yeni yasanın getirdiği yükümlülükler biliniyordu.

O halde şu soruyu sormak haksızlık mı?

Madem bütün bunlar biliniyordu, hazırlık neden hayvanlar getirildikten sonra devam ediyor?

Bir doğal yaşam alanında önce yaşam koşullarının hazırlanması, sonra hayvanların getirilmesi gerekmez mi?

Önce suyu, gölgesi, padokları, veterinerlik düzenini ve güvenli bölümleri tamamlayıp ardından hayvanları yerleştirmek daha doğru olmaz mıydı?

Çünkü burada sözünü ettiğimiz şey masa, sandalye ya da belediye deposuna taşınacak malzeme değil.

Canlı hayvanlardan söz ediyoruz.

Sıcağı hisseden, susayan, hastalanan ve korkan canlılardan...

Belediye 25 Ağustos'taki açıklamasında alanda 480 köpek bulunduğunu belirtiyor. Ayrıca 7 gün 24 saat uzman ekiplerin görev yaptığını, hayvanların günde iki kez taze mamayla beslendiğini ve sürekli temiz suya erişebildiğini; aşı, çipleme, kısırlaştırma ve tedavilerinin yapıldığını söylüyor.

Bunların doğru olmasını isterim.

Hatta keşke hayvan hakkı savunucularının dile getirdiği bütün kötü koşul ve ölüm iddiaları yanlış çıksa.

Buna seviniriz.

Ama bunun en kolay yolu karşılıklı açıklamalar yapmak değil, kayıtları ortaya koymaktır.

Bu alana bugüne kadar toplam kaç hayvan getirildi?

Şu anda kaç hayvan var?

Kaçı sahiplendirildi?

Kaçı tedavi amacıyla başka bir yere götürüldü?

Hayatını kaybeden hayvan oldu mu?

Olduysa kaç hayvan öldü ve ölüm nedenleri neydi?

Hayvanlar alana hangi tarihlerde getirildi?

Veteriner kontrolleri hangi sıklıkla yapılıyor?

Alanda 7 gün 24 saat uzman ekip bulunuyorsa bunun çalışma ve nöbet düzeni nedir?

Bunlar devlet sırrı değil.

Bir belediyenin tuttuğu idari ve veterinerlik kayıtları olmalı.

Açıklayın.

Hatta bununla da yetinmeyin.

Hayvan hakkı örgütlerini, veteriner hekimleri, ilgili meslek kuruluşlarını ve basını alana davet edin.

Kapıları açın.

İnsanlar görsün.

Hayvanların önünde temiz su varsa görsünler. Yeterli mama veriliyorsa görsünler. Gölgelikler yeterliyse görsünler. Veterinerler 24 saat oradaysa konuşsunlar. Sağlık kayıtları düzenliyse gösterin.

Böyle yapılırsa belediyeye yöneltilen haksız bir suçlama varsa zaten kendi kendine çöker.

Ortada bir eksiklik varsa onu da gizlemek yerine düzeltmek gerekir.

Şeffaflık tam olarak budur.

Burada merkezi idarenin ve değişen yasanın etkisini de yok saymıyorum.

Yeni düzenleme belediyelere sahipsiz hayvanların toplanması, bakımevlerine alınması ve sahiplendirilinceye kadar barındırılması konusunda ciddi yükümlülükler getiriyor. 31 Aralık 2028 tarihi de belediyelerin bakımevi kurması ve mevcut bakımevlerinin şartlarını iyileştirmesi açısından mevzuatta yer alıyor.

Dolayısıyla meseleyi "belediye isterse hiçbir hayvanı toplamazdı" kadar basitleştirmek doğru değil.

Ama bunun tersi de doğru değil.

Kanunun hayvanları toplama yükümlülüğü getirmesi, belediyeye onları hangi koşulda olursa olsun bir alana koyma hakkı vermez.

Asıl sorumluluk hayvan toplandıktan sonra başlıyor.

Çünkü o andan itibaren o hayvan belediyenin sorumluluğundadır.

Suyundan mamasına, hastalığından güvenliğine kadar...

Bir başka mesele de siyasi tutarlılık.

Serra Bucak ve temsil ettiği siyasi anlayış, sokak hayvanlarıyla ilgili yasa değişikliğine karşı çıktı. Yaşam hakkından söz edildi, "Öldürme, yaşat" denildi, ekolojik belediyecilik vurgusu yapıldı.

Bunları söylemek değerlidir.

Ama siyasette asıl sınav, muhalefetteyken söylediğin sözlerle değil, yetki elindeyken yaptıklarınla verilir.

Bugün Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi yetkili makamdır.

Bu nedenle benim sorum çok açık:

Dün savunduğunuz yaşam hakkını bugün belediyeyi yönetirken nasıl koruyorsunuz?

Merkezi yönetimin yanlış bulduğunuz politikasını uygulamak zorunda kaldığınızı düşünüyorsanız bile, Diyarbakır'da bunun en insani biçimde uygulanmasını sağlamak sizin sorumluluğunuz değil mi?

"Türkiye'ye örnek olacak" denilen bir doğal yaşam alanının örnekliği tabelayla olmaz.

Orada yaşayan hayvanın haliyle olur.

Belediyenin konuya ilişkin açıklamasını okuyunca benim aklımda yine aynı soru kaldı:

Hayvanların durumuna ilişkin bu tartışmayı bitirecek somut kayıtlar neden kamuoyunun önüne konulmuyor?

Haksız bir suçlama varsa belediyenin kendisini savunması elbette hakkıdır.

Ama belediyecilik yalnızca eleştirilere cevap vermek değildir.

Bazen bir eleştiriyi alıp "Burada gerçekten bir eksiklik var mı?" diye bakabilmektir.

Varsa düzeltmektir.

Yoksa da belgesiyle göstermektir.

Ben hayvan hakkı savunucularının ortaya attığı her iddiaya "kesinlikle doğrudur" demiyorum.

Belediyenin yaptığı açıklamayı da "kesinlikle doğrudur" diyerek kabul etmek zorunda değilim.

Gazetecinin işi taraflardan birinin sözcülüğünü yapmak değil.

Soru sormaktır.

Ben de soruyorum:

Kaç hayvan aldınız?

Kaçı bugün hayatta?

Ölen olduysa neden öldü?

Alan tamamen hazır değilse hayvanlar neden buraya getirildi?

Ve hepsinden önemlisi:

Bu hayvanların yaşam hakkının gerçekten korunduğunu Diyarbakır halkına belgeleriyle gösterebilir misiniz?

Gösterin.

O zaman kimin haklı, kimin haksız olduğunu hep birlikte görelim.

Çünkü bu tartışmada korunması gereken bir makamın itibarı değil.

Bir grubun haklılığı da değil.

Korunması gereken, konuşamayan o hayvanların yaşamıdır.



Bu yazı 914 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI