|
Tweet |
Özellikle eski Vali Münir Karaloğlu döneminde kurumsal bir takvimle yapılan etkinlik, hem yerel halkın hem de farklı çevrelerin ilgisini çekmişti.
Ashab-ı Kehf Mağarası çevresinde düzenlenen bu program; Kur’an tilaveti, ilahiler, konuşmalar ve geniş katılımlı törenlerle adeta bölgesel bir buluşmaya dönüşüyordu. 2021 yılında yapılan etkinlikler, valilik, belediye ve üniversite iş birliğiyle “Fetih Haftası” kapsamında organize edilmiş ve “Uyanış Günü” adıyla kamuoyuna duyurulmuştu.
Ancak aradan geçen yıllarda bu programın giderek takvimden çıkarılması, bazı kesimlerde “unutulma” ve “değerlerden uzaklaşma” tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Resmî kaynaklar etkinliğin neden yapılmadığına dair açık ve tek bir gerekçe sunmuyor. Bu da boşluğu yorumlara açık bırakıyor. Yerel düzeyde konuşulan başlıca ihtimaller şunlar:
Bu tablo, aslında Türkiye’de birçok yerel kültürel etkinliğin yaşadığı klasik bir sorunu işaret ediyor: Kişiye veya döneme bağlı kalan organizasyonlar, devamlılık sağlayamıyor.
Ashab-ı Kehf anlatısı, sadece dini bir kıssa değil; aynı zamanda Diyarbakır’ın tarihsel ve kültürel hafızasında yer etmiş bir semboldür. Bu nedenle bu tür etkinlikler, sadece “bir program” değil, aynı zamanda yerel kimliğin görünürlük alanı olarak değerlendirilir.
Eleştirilerin yoğunlaştığı nokta da tam olarak burası:
Bir etkinlik iptal edildiğinde sadece bir tören değil, onun etrafında oluşan kültürel süreklilik de kaybolur.
Sosyal medyada ve yerel çevrelerde dile getirilen eleştiriler, daha çok “sessiz bir geri çekilme” algısı üzerinde yoğunlaşıyor. Bazı vatandaşlar, geçmişte yüksek katılımla yapılan bu tür programların artık ya hiç yapılmadığını ya da çok sınırlı kaldığını ifade ediyor.
Bu durum, özellikle kültürel ve manevi etkinliklerin sürdürülebilirliği konusunda bir soru işareti yaratıyor:
Ashab-ı Kehf Uyanış Günü’nün bugün yapılmıyor olması, teknik olarak küçük bir “etkinlik iptali” gibi görünebilir. Ancak yerel hafızada bu durum, daha geniş bir anlam taşıyor: süreklilik, sahiplenme ve kültürel devamlılık meselesi.
Bu nedenle tartışma sadece “neden yapılmıyor?” sorusuyla sınırlı değil; aynı zamanda “hangi değerler nasıl yaşatılıyor?” sorusuna da uzanıyor.