|
Tweet |
Mehmet Karakaş
Gençlerin akademik, kişisel ve mesleki gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan program, Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi Ziya Gökalp Salonu’nda gerçekleştirildi.
Programda konuşan Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, medeniyet ve aile kavramlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Medeniyet kavramının kökenine değinen Eronat, “Medeniyet kelimesi, Medine şehrinin isminden türemiş olup ‘şehre mensup’ anlamına gelmektedir. Medine, İslam’ın en önemli şehirlerinden biri olarak medeniyetin en güzel şekilde yaşandığı merkezlerden biridir” dedi.
Osmanlı döneminde medeniyet anlayışının vakıflar aracılığıyla topluma yansıtıldığını belirten Eronat, günümüzde sivil toplum kuruluşlarının üstlendiği birçok görevin geçmişte vakıflar eliyle yürütüldüğünü ifade etti. Bu sistemin merhamet, dayanışma ve sosyal sorumluluk gibi değerleri topluma kazandırdığını vurguladı.
Eronat, Osmanlı’da kurulan ve dünyadaki ilk örneklerden biri olarak kabul edilen hayvan hastanelerine de dikkat çekerek, Bursa’da kuşların göç yolları üzerinde kurulan ve yaralı hayvanların tedavi edildiği yapıların medeniyet anlayışının somut birer örneği olduğunu dile getirdi.
Medeniyetin temelinde ailenin yer aldığını ifade eden Eronat, “Aile, toplumun karakterini ve kültürünü gelecek nesillere aktaran en önemli yapıdır. Sevgi, merhamet, fedakârlık ve vicdan gibi değerler ilk olarak ailede öğrenilir” dedi.Ailenin bireyler için bir güven ve sığınak olduğunu belirten Eronat, insanların kendilerini en rahat ifade edebildikleri, duygu ve düşüncelerini paylaşabildikleri yerin aile ortamı olduğunu söyledi.
Konuşmasında edebiyat dünyasından örneklere de yer veren Eronat, Diyarbakırlı düşünür ve şairlerin aileye verdikleri öneme dikkat çekti. Ziya Gökalp’in özellikle kadın eğitimi ve aile yapısına ilişkin vurgularının önemli olduğunu ifade eden Eronat, “Kadın yükselmezse toplum da yükselemez” anlayışının altını çizdi.
Ahmed Arif’in aileye duyduğu bağlılık ve sevgiyi eserlerinde sıkça dile getirdiğini belirten Eronat, Cahit Sıtkı Tarancı’nın da ailesine yazdığı mektuplarda sorumluluk ve bağlılık duygusunu güçlü şekilde yansıttığını ifade etti.
Eronat, “Aile; paylaşmanın, dayanışmanın ve sevginin merkezidir. Bazen bir sofradır, bazen bir omuzdur, bazen de farkında olunmadan insanı hayata bağlayan sessiz bir duadır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda ailenin, medeniyetin en güçlü yapı taşı olduğunu vurgulayan Eronat, güçlü bir toplumun ancak sağlam aile yapısıyla mümkün olabileceğini belirtti.
Programda ayrıca Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan da şehir, medeniyet ve edebiyat ilişkisine dair değerlendirmelerde bulundu.
Arslan, şehirlerin birer tarih kitabı niteliği taşıdığını belirterek, “Surlar, camiler, medreseler ve köprüler yalnızca mimari yapılar değil, aynı zamanda bir medeniyetin hafızasıdır” dedi.
Medeniyet ile edebiyat arasında güçlü bir bağ bulunduğunu ifade eden Arslan, edebiyatı olmayan toplumların kültürel hafızalarının eksik kalacağını vurguladı. Diyarbakır’ın köklü bir edebiyat ve kültür merkezi olduğunu belirten Arslan, Evliya Çelebi’nin şehrin sanat yönüne dikkat çektiğini, Nabi’nin ise Diyarbakır için “Küçük İstanbul” ifadesini kullandığını hatırlattı.Ali Emîrî Efendi’den günümüze uzanan süreçte Diyarbakır’ın birçok şair ve düşünür yetiştirdiğini belirten Arslan, bu birikimin şehrin “şairler şehri” kimliğini ortaya koyduğunu ifade etti. Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmed Arif ve Sezai Karakoç’un bu kültürün modern temsilcileri olduğunu dile getirdi.
Söyleşi bölümünde konuşan Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 21. yüzyılı “Türkiye Yüzyılı” olarak ilan ettiğini hatırlattı.
Bu vizyonun hayata geçirilmesinde gençlere önemli görevler düştüğünü belirten Zorluoğlu, “Geleceği inşa edecek olan bugünün ve yarının nesilleridir. Bu nedenle gençlerimizin doğru yetiştirilmesi ve çağın gerektirdiği donanımlarla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır” dedi.
Eğitim ve gençlik politikalarında kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının önemli çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Zorluoğlu, TÜGVA’nın da bu alandaki önemli aktörlerden biri olduğunu belirtti.
Diyarbakır’ın köklü tarihine de değinen Zorluoğlu, şehrin yaklaşık 12 bin 500 yıllık geçmişe sahip olduğunu ve insanlık tarihinin en eski yerleşim alanlarından biri olduğunu ifade etti.
Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır’ın, kültürel ve manevi açıdan büyük bir mirasa sahip olduğunu vurgulayan Zorluoğlu, 639 yılında İslam orduları tarafından fethedilen şehrin Anadolu’da İslam’la tanışan ilk merkezlerden biri olduğunu söyledi.
Zorluoğlu, “Geçmişte yaşanan olumsuzluklar, bu köklü şehrin tarihini ve medeniyet birikimini ortadan kaldıramaz. Diyarbakır’ın mayası sağlamdır. İnşallah gençlerimizle birlikte bu şehir, Türkiye Yüzyılı vizyonuna güçlü katkı sunmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı