Bugun...


Mehmet KARAKAŞ

facebook-paylas
SAĞLIKTA YÖNETİM KRİZİ: DİYARBAKIR NEYİ BEKLİYOR?
Tarih: 22-05-2026 00:02:00 Güncelleme: 22-05-2026 00:02:00


 


Diyarbakır’da sağlık sistemi artık yalnızca yoğunluk, randevu krizi ya da personel eksikliğiyle açıklanabilecek bir noktada değil.

Sorun daha derinde.

Bugün şehirde konuşulan asıl mesele; yönetim zafiyeti, sahadan kopukluk ve giderek büyüyen bir statükoculuk anlayışıdır.

Çünkü vatandaşın gördüğü tablo nettir:

- Hastaneler dolu

- MHRS kilitlenmiş durumda

- Sağlık çalışanları tükeniyor

- Yönetim katında ise sürekli değişim, kulis ve belirsizlik konuşuluyor.

Ve ne yazık ki Diyarbakır’da sağlık sistemi yönetilmiyor; günü kurtarmaya çalışan bir anlayışla idare edilmeye çalışılıyor.

Özellikle son dönemde İl Sağlık Müdürlüğü çevresinde yaşanan görev değişiklikleri, kısa süreli atamalar, kulislere yansıyan istifa iddiaları ve Ankara temasları; sağlık camiasında ciddi soru işaretleri oluşturdu. Kamuoyuna yansıyan iddialar arasında Destek Hizmetleri Başkanı’nın kendi isteğiyle istifa ettiği yönündeki bilgiler de dikkat çekti.

Bu kadar hareketliliğin olduğu bir yerde insan şu soruyu sormadan edemiyor:

Gerçekten sağlık hizmetini geliştirmek için mi mücadele ediliyor, yoksa koltukları korumak için mi?

Çünkü sahaya bakıldığında büyük projelerden çok makam savaşları konuşuluyor.

Bir ilin sağlık müdürü; yalnızca bürokratik denge kuran değil, şehir adına mücadele eden kişidir.

Ankara’nın kapısını aşındıran, yatırım isteyen, eksikleri zorlayan, sahaya inen, hastanelerin yükünü bilen bir yönetim anlayışı gerekir.

Ama Diyarbakır’da uzun süredir hissedilen tablo tam tersidir.

Şehir sağlıkta alarm verirken ortaya güçlü bir vizyon konulamıyor. Yeni bir model geliştirilemiyor. Sorun çözen değil, mevcut düzeni koruyan bir refleks öne çıkıyor.

En büyük tehlike de burada başlıyor: Statükoculuk…

Çünkü sağlık gibi canlı bir alanda yerinde saymak, aslında geriye gitmektir.

Bugün birçok sağlık çalışanı aynı cümleyi kuruyor: “Enerji sahaya değil, yönetsel hesaplara harcanıyor.”

İşte tam da bu nedenle Diyarbakır’daki sağlık sistemi giderek ağırlaşan bir yükün altında eziliyor.

Ve bu tablonun en görünür örneklerinden biri de hiç kuşkusuz Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi… Bu hastanede Part/Time Müdürlük kabul edilemez. Hastane yönetmek otel yönetmeye benzemez; şakaya gelmeyecek, anlık ve hayati kararlar gerektiren bir süreçtir.

Bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olması gereken hastane, uzun süredir yönetimsel tartışmalarla gündeme geliyor.

Poliklinik yoğunluğu, organizasyon sorunları, iş yükü dağılımındaki problemler, çalışan memnuniyetsizliği ve hizmet kalitesine yönelik eleştiriler artık gizlenemeyecek noktaya ulaşmış durumda.

Hastane içerisindeki sorunlar sadece çalışanların değil, doğrudan vatandaşın yaşamını etkiliyor.

Çünkü kötü yönetilen bir hastanede yük önce sağlık çalışanının omzuna, sonra hastanın hayatına biner.

Bugün Diyarbakır sağlık sisteminin ihtiyacı olan şey; protokol fotoğrafları değil, sahaya inen gerçek bir yönetim anlayışıdır.

- Krizi kabul eden

- Sorumluluk alan

- Hastaneleri yeniden organize eden

- Sağlık çalışanını merkeze koyan

- Şehrin sağlık geleceğini planlayan bir irade gerekiyor.

Çünkü mesele artık sadece sağlık değil.

Mesele; bir şehrin sahipsiz hissedip hissetmediğidir.

Diyarbakır artık mazeret değil, çözüm görmek istiyor.

Ve sağlıkta asıl değişim; İSİM(lerle) beraber  sistem değiştiğinde başlayacak...


Selam ve Sevgilerimle...

 

Mehmet KARAKAŞ



Bu yazı 1390 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI